<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya News I Malatya Haber</title>
        <link>https://www.malatyanews.com/</link>
        <description>Malatya Haber içerikleri ve güncel Malatya Haberleri yer alan yerel haber portalıdır.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Türk bilim insanına global onur</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/turk-bilim-insanina-global-onur-2005</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/turk-bilim-insanina-global-onur-2005</guid>
                <description><![CDATA[Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı ve Bölüm Direktörü Prof. Dr. Banu Atalar, American College of Radiology tarafından “Honorary Fellow of the American College of Radiology” ödülüne layık görülen ilk Türk bilim insanı oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1923 yılında kurulan American College of Radiology (ACR), radyoloji alanında uluslararası düzeyde saygın ve köklü meslek kuruluşları arasında yer alıyor. ACR tarafından her yıl yalnızca bir ila üç bilim insanına verilen prestijli ödüle layık görülen Prof. Dr. Banu Atalar, bu başarıya ulaşan ilk Türk doktor olarak tarihe geçti.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Atalar, radyoloji, radyasyon onkolojisi ve nükleer tıp alanlarında bilime ve klinik uygulamaya üstün katkılar sunan isimleri onurlandıran ödülü Washington DC’de gerçekleştirilen ACR Kongresi’ndeki görkemli törende teslim aldı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/05/turk-bilim-insanina-global-onur-1778501341.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gece sütüyle uyutma alışkanlığı çocukların diş sağlığını riske atabilir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-1984</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-1984</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimi Doç. Dr. Barış Karabulut, çocukların ağız ve diş sağlığını korumak için pedodonti uygulamalarının önemi, erken muayene, koruyucu tedbirler ve doğru alışkanlıkların kazanılmasının gerekliliği hakkında açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Koruyucu diş hekimliği ile çürükler ve anomaliler önlenir!</strong></p>

<p>Pedodonti, yani çocuk diş hekimliğinin, bebeklikten ergenlik dönemine kadar çocukların ağız ve diş sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanı olduğunu aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Bu süreç, aslında anne karnında başlar. Hamilelik döneminde anneye verilen eğitimlerle temeller atılır ve bebeğin ilk dişinin çıkmasıyla birlikte düzenli muayene süreci başlar.” dedi.</p>

<p>Pedodonti uzmanlarının temel hedeflerinden birinin, çocuklarda diş hekimi korkusu oluşmadan, güvenli ve olumlu bir deneyim sağlamak olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Karabulut, “Bu sayede çocukların diş hekimi ziyaretlerini bir alışkanlık haline getirmeleri ve ağız-diş sağlığını yaşam boyu korumaları amaçlanır. Aynı zamanda koruyucu diş hekimliği uygulamalarıyla, çürükler ve olası anomaliler oluşmadan önce önlem alınır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Süt dişleri, geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahip! </strong></p>

<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamaları kapsamda fissür örtücü ve flor uygulamaları gibi işlemler yapıldığı bilgisini veren Doç. Dr. Barış Karabulut, “Erken çocukluk çağı çürükleri tespit edilerek gerekli durumlarda dolgu veya kanal tedavisiyle dişler restore edilir. Ayrıca dişlerde oluşabilecek çapraşıklıklar erken dönemde belirlenerek ileride oluşabilecek ortodontik sorunların önüne geçilir.” dedi.</p>

<p>Çocukların ilk diş muayenesinin, ilk diş çıkar çıkmaz ya da en geç bir yaş civarında yapılmasının önerildiğine değinen Doç. Dr. Karabulut, şunları söyledi:</p>

<p>“Bu erken tanışma, çocuğun diş hekimine alışmasını kolaylaştırırken, ailelerin de doğru beslenme ve ağız bakımı konusunda bilinçlenmesini sağlar.</p>

<p>Süt dişleri, sanıldığının aksine geçici olmalarına rağmen son derece önemli bir role sahiptir. Çocukların sağlıklı beslenmesi, düzgün konuşabilmesi ve estetik açıdan kendine güven geliştirebilmesi için süt dişlerinin korunması gerekir. Ayrıca süt dişleri, kalıcı dişler için rehber görevi görür. Erken kayıplar, hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir.”</p>

<p><strong>Beslenme sonrası ağız temizliği ihmal edilmemeli! </strong></p>

<p>Erken yaşta yapılan düzenli kontrollerin, diş çürüklerinin başlangıç aşamasında tespit edilmesini sağladığını yineleyen Doç. Dr. Barış Karabulut, “Böylece daha basit ve ağrısız yöntemlerle tedavi mümkün olur, ileri aşamalarda gerekebilecek kanal tedavisi veya genel anestezi gibi uygulamaların önüne geçilebilir.” dedi.</p>

<p>Bebeklik döneminde ağız temizliğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Karabulut, “Dişler çıkmaya başladıktan sonra, her beslenme sonrası diş yüzeyinde kalan süt mutlaka temizlenmelidir. Bu temizlik başlangıçta nemli bir bez veya tülbentle yapılabilir, ilerleyen dönemde ise parmak fırçaları kullanılabilir. Ayrıca bebeklerin memede ya da biberonla uyutulmaması ve beslenme sonrası ağız temizliğinin ihmal edilmemesi önerilir. Parmak emme ve uzun süreli emzik kullanımı gibi alışkanlıklar, 2-3 yaşından sonra devam ettiğinde diş ve çene yapısında bozulmalara yol açabilir. Bu nedenle bu alışkanlıkların kademeli olarak ve çocuğu zorlamadan bırakılması önemlidir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Pedodonti, tedaviden çok koruyucu bir yaklaşım! </strong></p>

<p>Çocuklarda diş gıcırdatmanın, özellikle diş sürme dönemlerinde geçici olarak normal kabul edilebileceğini aktaran Doç. Dr. Barış Karabulut, “Ancak bu durum uzun süreli ve yoğun şekilde devam ediyorsa, dişlere ve çene eklemine zarar verebileceğinden mutlaka değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda koruyucu plaklar, psikolojik destek veya medikal tedavi seçenekleri gündeme gelebilir.” dedi.</p>

<p>Gece sütüyle uyutma alışkanlığının da diş sağlığı açısından riskli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Anne sütü ya da biberonla verilen süt, diş yüzeyinde uzun süre kaldığında çürük oluşumuna zemin hazırlar. Özellikle uyku sırasında tükürük akışının azalması bu riski artırır. Bu nedenle beslenme sonrası dişlerin temizlenmesi ve biberon kullanımının mümkün olan en erken dönemde bırakılması önerilir.</p>

<p>Sonuç olarak pedodonti, sadece mevcut sorunların tedavi edildiği bir alan değil; aynı zamanda çocukların ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik önleyici yaklaşımların merkezinde yer alan önemli bir bilim dalıdır. Erken yaşta kazanılan doğru alışkanlıklar, sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturur.”</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 22:24:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/04/gece-sutuyle-uyutma-aliskanligi-cocuklarin-dis-sagligini-riske-atabilir-1775157887.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Komplo teorileri toplumun gerçekleri görmesini engelliyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-1982</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-1982</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, komplo teorilerinin günümüzde toplumda hızla yayılmasının arkasındaki nedenleri ve etkilerini değerlendirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Komplo teorileri aslında basit kurgular</strong></p>

<p>Komplo teorilerinin, karşılaşılan siyasi, iktisadi ve toplumsal sorunların teşhisi ve çözümü için üretilen basit kurgular olduğunu dile getiren Dr. Berat Dağ, “Dolayısıyla bu teoriler, herhangi bir olay ve sürece yönelik çok yönlü, derinlikli ve bütünlüklü bir değerlendirme yapılmasını gerektirmez. Yani komplo teorileri, genelde doğrulanamayan ve yanlışlanamayan iddialar toplamı olarak görülebilir. Buradan hareketle eleştirel bilinç düzeyi azalan toplumların bu tür indirgemeci, yüzeysel ve parçalı hazır cevaplara saplanması beklenir.” dedi.  </p>

<p><strong>Gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılıyor</strong></p>

<p>“Komplo teorileri, aslında gerçek komploların üzerini örtmek için kullanılır.” diyen Dr. Berat Dağ, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu anlamda komplo teorileri üzerinden ifrat veya tefrite savrularak kitleleşen bireylerin inşa edilmesi söz konusudur. Bunun sonucunda aşırı edilgen veya etken bir konuma gelen birey ve toplumların özgün ve sürekli bir adalet mücadelesi vermesi çok güçleşir. Söz gelimi, bir bireyin dünyayı beş ailenin yönettiğine inanarak umutsuzluğa düşmesiyle birlikte en basit hak mücadelesini bile anlamsız bulması mümkündür. Bu da sürekli olarak eşitsizlik, baskı ve ötekilik üreten yapı ve etkileşim biçimlerinin kendini yeniden üretmesi için uygun zeminin hazırlanması anlamına gelmektedir.”     </p>

<p><strong>Güvensiz ve yalnız toplumlar komplo teorilerine daha açık</strong></p>

<p>Komplo teorilerine bilinçsiz, güvensizleşmiş, yalnızlaşmış ve kendisini çaresiz hisseden birey ve toplumların daha çok yöneldiğinin savunulabileceğini ifade eden Dr. Berat Dağ, “Yani esasen kimsenin kimseye güvenmediği toplumlarda tek başına kalan bireyler, karşılaştığı sorunları çözecek bilgi ve destekten mahrum kalır. Bu mahrumiyet hali de birey ve toplumların kendisini kısa vadede rahatlatacak yanıtları mutlak olarak görmesine neden olur. Elbette ki kısa vadede işlevsel olan bu yanıtların uzun vadede sorunların kaynağını derinleştirmekten öteye gitmeyeceği açıktır.” diye konuştu.           </p>

<p><strong>Komplo teorileri, toplumların gerçek sorunlarını görmesini engelliyor</strong></p>

<p>Komplo teorilerinin, bireysel ve toplumsal düzeyde iyi, doğru ve güzele yönelik olan kararların alınmasını engelleyeceğini kaydeden Sosyolog Dr. Berat Dağ, “Dünyada kıtlık, yoksulluk ve soykırım örnekleri hala devam etmektedir. Buna rağmen kitleler, bu sorunların temellerine yönelik olarak çözüm yolları aramaktansa farklı etnisite, dini yaşam biçimi veya cinsel tercihe saldırmayı seçmektedir. Örneğin, bir toplumsal kriz derinleştiğinde birey ve topluluklar emperyalist-kapitalist eşitsizlikler üzerine hiç araştırma yapmadan direkt göçmenleri, dindarları veya eşcinselleri bunun sorumlusu ilan edebilmektedir. Bu da bu tip krizlerin daha da derinleşmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla komplo teorileri, azınlıkta kalan imtiyazlı sınıf ve kimliklerin çıkarları için birey, topluluk ve toplumları bilinçli bir şekilde yanlış güdüler diyebiliriz.” şeklinde konuştu.      </p>

<p><strong>Medya ve dijital platformlar komplo teorilerinin en hızlı yayılma alanı</strong></p>

<p>Komplo teorilerinin, en hızlı ve etkili bir şekilde medya ve dijital platformlarda yaygınlaştığına dikkat çeken Dr. Berat Dağ, “Aslına bakılırsa bu platformlar, geniş katılımcı ağlarının serbestçe hızlı etkileşimler kurmasını sağlayan teknolojik bir mahiyeti haizdir. Fakat bu olumlu özellikler, tam tersine de dönebilecek bir ihtimali içerir. Özellikle eleştirel medya okur yazarlık düzeyi düşük toplumlarda hiçbir teyit almadan medyada yer alan kutuplaştırıcı teorilerin güvenilir ve geçerli sayıldığı örnekler çoktur. Bu saikle medya ve dijital platformları komplo teorilerini yaygınlaştırabilecek ve önleyebilecek bir imkân olarak değerlendirmek makuldür.” ifadesinde bulundu.  </p>

<p><strong>Toplumda “komplo teorisi okuryazarlığı” nasıl geliştirilebilir?</strong></p>

<p>Komplo teorilerine karşı bütünlüklü bir mücadele inşa etmenin çok önemli olduğunu söyleyen Dr. Berat Dağ, “Somut bir ifadeyle aile, din, eğitim, medya, iktisat ve siyaset kurumlarının eşgüdümlü bir şekilde bireylere komplo teorilerine karşı bilinç kazandıracak dönüşümler geçirmesi anlamlıdır. Bu noktada her bireyin çocukluk sürecinden itibaren öne sürülen dayanaksız iddiaları derinlikli bir biçimde sorgulama alışkanlığı edinmesi gerekmektedir. Bir toplumda soğukkanlı, itidalli ve eleştirel bakış açıları arttıkça komplo teorilerinin etkisinin azalacağını savunmak söz konusudur.” dedi.  </p>

<p><strong>Bilimsel bilgi ile toplum arasındaki kopukluk komplo teorilerini güçlendiriyor</strong></p>

<p>Komplo teorilerini etkisizleştirebilen bilimsel bilgilerin toplumsal anlamda yeterince yaygınlık kazanmamasının birçok nedeni olduğuna işaret eden Dr. Berat Dağ, “Burada öncelikle bilimsel yapıların da parçalı olduğunu görmek kritiktir. Bugün hala hamasi ve üstenci biçimleriyle birlikte toplumdan kopuk kapalı bir devre halinde süreklileşen bilimsel kurumlar mevcuttur. Yine diğer toplumsal kurumların eşgüdümlü bir şekilde komplo teorilerine karşı gerekli tedbirleri almaması da bir sorundur. Zira yaşamının her aşamasında komplo teorilerine karşı donanım edinemeyen bireylerin bilimsel bilgilerle sağlam etkileşimlere girme oranı düşecektir. Hülasa bilimsel bilgi ile toplum arasında organik bir bağ kurulamadığında komplo teorilerinin etkisinin artması mümkündür.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Eleştirel düşüncenin güçlenmesi komplo teorilerine karşı en etkili koruma</strong></p>

<p>Bütün toplumsal kurumların bağımsız, çok yönlü, dengeli, derinlikli ve bütünlüklü bir eleştirel düşünce bağlamında düzenlenmesinin, komplo teorilerinin önlenmesine katkı sağlayabileceğini de dile getiren Dr. Berat Dağ, “Buna binaen her bir bireyin eleştirel bir şekilde aile ilişkileri, dini yaşamı, eğitim aşamaları, medya etkileşimi, iktisadi eylemleri ve siyasi tercihlerini şekillendirebilmesi çok faydalıdır. Böylelikle birey, topluluk ve toplumların komplo teorilerini hakikat olarak görüp bu teoriler bağlamında yıkıcı eylemlere girmesi engellenebilecektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 20:48:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/01/komplo-teorileri-toplumun-gercekleri-gormesini-engelliyor-1769017690.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her 10 mavi yakalıdan 7’si “Çocuğum benim işimi yapmasın” diyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-1981</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-1981</guid>
                <description><![CDATA[Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği, sadece teknolojinin değil, sınıfların yeniden tanımlandığı bir dönem oldu. Bir yanda uzaktan çalışan, global fırsatlarla hareket eden, dijital ekonominin “yeni beyaz yakalıları”; diğer yanda hayatını fabrika vardiyasına, taşeron sistemine ya da depo koridoruna sığdıran “alın teri sınıfı”. Marketing Türkiye için Research Istanbul’un gerçekleştirdiği “Mavi Yaka Türkiye” araştırması, bu yeni sınıf farkının en keskin aynalarından birini sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Sabit saatler, değişken hayatlar</strong></p>

<p>Araştırma sonuçları gösteriyor ki; Türkiye’deki mavi yakalıların yüzde 64’ü sabit saatlerde, yüzde 25’i vardiyalı, yüzde 12’si proje bazlı veya dönemsel çalışıyor. Yani iş ritimleri düzenli, ama hayatları değil.</p>

<p>Katılımcıların üçte biri son bir yılda iş değiştirmeyi düşündüğünü, beşte biri ise aktif olarak iş aradığını söylüyor.</p>

<p><strong>Hayatta kalma ekonomisi </strong></p>

<p>Katılımcıların yaklaşık yarısı servis, yemek kartı veya fazla mesai ücreti gibi temel yan haklara sahip. Ancak özel sağlık sigortası oranı yüzde 36’da kalıyor, prim veya bonus alanlar yüzde 28, yıl sonu ikramiyesi alanlar ise yalnızca yüzde 19.</p>

<p>“Elde ettiğiniz gelir aylık giderlerinizin ne kadarını karşılıyor?” sorusu karşısında katılımcıların yüzde 21’i “Gelirim giderlerimin sadece bir kısmını karşılıyor” yanıtını verirken yüzde 39’luk bir kesim gelirim giderlerimi ucu ucuna karşılıyor diyor. İstediğim tutarda birikim yapabiliyorum diyenlerin oranı ise yüzde 16.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 29’u ek gelir için farklı işlerde çalıştıklarını dile getirirken, en çarpıcı veri de karşımıza çıkıyor: Her 10 kişiden 6’sı, 20 bin TL’lik beklenmedik bir harcamayı borçlanmadan karşılayamayacağını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Sendikal sessizlik, dijital dayanışma</strong></p>

<p>Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 86’sı hayatları boyunca hiç sendika üyesi olmamış. Şu anda bir sendikaya üye olanların oranı ise yüzde 11.</p>

<p>Bu durum sessiz bir pasifliğe işaret etse de dünyada farklı işler oluyor. Çalışanlar artık dayanışmayı “dijital topluluklar” üzerinden kuruyor. Facebook grupları, Telegram kanalları, forumlar…</p>

<p><strong>Güvencesizlik ekonomisinde tüketici psikolojisi</strong></p>

<p>Katılımcıların yüzde 28’i işini kaybetme endişesi taşıyor. Bu oran, küresel endekslerdeki “anxiety economy” eğilimine bire bir denk düşüyor. Bu kaygı, tüketim davranışını da önemli bir şekilde etkiliyor:</p>

<ul type=”disc”>
	<li>“Deneyim ekonomisi” yerini “temel ihtiyaç ekonomisi”ne bırakıyor.</li>
	<li>Lüks değil, dayanıklılık önemli hale geliyor.</li>
	<li>Markalarla duygusal bağ yerini “güvenilir pratiklik” arayışına bırakıyor.</li>
</ul>

<p><strong>Yeni sosyal gerçeklik: Ev, ekran ve Trendyol </strong></p>

<p>Boş zamanını nasıl geçirdiği sorulan mavi yakalıların yüzde 46’sı “ev ve aile sorumluluklarıyla”, yüzde 18’i “hobilerimle”, yüzde 16’sı “arkadaşlarımla dışarıda” yanıtını veriyor.</p>

<p>Ama bu ev, aynı zamanda dijital dünyanın kapısı. Sosyal medyada Instagram (yüzde 69) ve YouTube (yüzde 61) öne çıkıyor Online alışverişte ise tablo net: Yüzde 40 hiç yapmıyor, yüzde 27 nadiren, yüzde 21 ara sıra, yüzde 13 sık sık.</p>

<p>Alışveriş yapanların yüzde 78’i Trendyol’u tercih ediyor. Bu, Türkiye’nin dijital uçurumunun aynı zamanda bir “dijital merkezileşme” hikayesi olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>Marka sadakatinin şifresi: Kalite, fiyat, güven </strong></p>

<p>Araştırma, mavi yaka tüketicinin markalarla kurduğu duygusal denklemi net biçimde ortaya koyuyor. Yani sadakatin üç temel taşı var: Kalite, fiyat, güven. Buna bir dördüncü boyut ekleniyor: Yerlilik. Yerli marka tercihi, ekonomik gerekçeden çok, duygusal aidiyetle ilişkili. Küresel markalar “aspirasyon” sunarken, yerli markalar “yakınlık” hissi veriyor.</p>

<p><strong>“Çocuğum benim işimi yapmasın”</strong></p>

<p>Katılımcıların yüzde 71’i çocuklarının kendi işlerini yapmasını istemiyor. Bu, bir kuşağın bitmekte olduğunun göstergesi. Fiziksel emeğin saygı görmediği, emeğin karşılığının azaldığı bir dönemde, mavi yaka Türkiye geleceğe “kendini değil, çocuğunu kurtarma” perspektifinden bakıyor.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 20:47:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/01/her-10-mavi-yakalidan-7si-cocugum-benim-isimi-yapmasin-diyor-1769017637.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Tiyatrosunun Usta İsmi Haldun Dormen Hayatını Kaybetti</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-haldun-dormen-hayatini-kaybetti-1980</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-haldun-dormen-hayatini-kaybetti-1980</guid>
                <description><![CDATA[Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Haldun Dormen hayatını kaybetti. Acı haber, oğlu Ömer Dormen tarafından sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımla duyuruldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p data-end=”463” data-start=”273”>Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden <strong data-end=”352” data-start=”311”>Haldun Dormen</strong> hayatını kaybetti. Acı haber, oğlu Ömer Dormen tarafından sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımla duyuruldu.</p>

<p data-end=”758” data-start=”465”>Ömer Dormen, yaptığı açıklamada babasını ebediyete uğurlamanın derin üzüntüsünü yaşadığını belirterek, “Onu tanıyan, seven ve hayatına dokunduğu herkese başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet olsun” ifadelerini kullandı. Cenaze törenine ilişkin bilgilerin ise daha sonra paylaşılacağı bildirildi.</p>

<p data-end=”1070” data-start=”760”>Uzun yıllar boyunca tiyatro sahnesine emek veren, sayısız oyuna ve sanatçıya katkı sunan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun gelişiminde öncü isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Sanata adanmış yaşamı ve ardında bıraktığı eserlerle hafızalarda yer edinen Dormen’in vefatı, sanat dünyasında büyük üzüntü yarattı.</p>

<p data-end=”1210” data-start=”1072”>Haldun Dormen’in ölüm haberi sonrası çok sayıda sanatçı ve seveni, sosyal medya üzerinden taziye mesajları paylaşarak usta isme veda etti.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 20:47:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/01/turk-tiyatrosunun-usta-ismi-haldun-dormen-hayatini-kaybetti-1769017622.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan’dan İzmirli İş İnsanı Nazım Torbaoğlu’na Anlamlı Plaket</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/erdogandan-izmirli-is-insani-nazim-torbaogluna-anlamli-plaket-1979</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/erdogandan-izmirli-is-insani-nazim-torbaogluna-anlamli-plaket-1979</guid>
                <description><![CDATA[Kurucuları arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsmail Kahraman’ın yer aldığı Birlik Vakfı, 40’ıncı kuruluş yıl dönümünü geniş katılımlı ve coşkulu bir törenle kutladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Törenin en dikkat çekici anlarından biri, vakfa sunduğu katkılar nedeniyle İzmirli iş insanı <strong>Nazım Torbaoğlu</strong>’na takdim edilen plaket oldu. Anlam yüklü plaketi Torbaoğlu’na bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan verdi.</p>

<p>Devlet erkânı, sivil toplum temsilcileri ve iş dünyasından çok sayıda davetlinin katıldığı gecede; Birlik Vakfı’nın 40 yıllık eğitim, kültür ve sosyal dayanışma birikimi vurgulanırken, Torbaoğlu’nun vakıf çalışmalarına verdiği destek uzun süre alkışlandı.</p>

<p>Bu özel günle ilgili açıklama yapan Torbaoğlu, “Bugün, kurucuları arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsmail Kahraman’ın bulunduğu Birlik Vakfı’nın 40’ıncı kuruluş yıl dönümünde, böylesine anlamlı bir takdirle onurlandırılmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duydum.</p>

<p>Kırk yıl boyunca eğitimden kültüre, sosyal dayanışmadan insani değerlere kadar birçok alanda önemli hizmetlere imza atan Birlik Vakfı, Türkiye’nin sivil toplum hafızasında müstesna bir yere sahiptir. Bu köklü yapının çalışmalarına katkı sunabilmek benim için her zaman bir sorumluluk ve gönül meselesi olmuştur.</p>

<p>Bu anlamlı plaketi, vakfa emeği geçen, taş üstüne taş koyan herkes adına aldığımı özellikle ifade etmek isterim. Plaketi takdim ederek bizleri onurlandıran Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyor; Birlik Vakfı’nın aynı kararlılık ve vizyonla nice 40 yıllara ulaşmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Eğitime, toplumsal dayanışmaya ve ortak değerlerimize katkı sunmaya bundan sonra da aynı inanç ve sorumlulukla devam edeceğim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Jan 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2026/01/erdogandan-izmirli-is-insani-nazim-torbaogluna-anlamli-plaket-1769017591.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okula uyum bir aydan uzun sürerse dikkat!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/okula-uyum-bir-aydan-uzun-surerse-dikkat-1977</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/okula-uyum-bir-aydan-uzun-surerse-dikkat-1977</guid>
                <description><![CDATA[Okula uyum sürecinde tavsiyelerde bulunan İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, okulla ilk kez tanışan çocukların ilk zamanlarda duygusal tepkiler verebileceğini, sosyal zorluklar ve akademik uyum sorunları yaşayabileceğini söyledi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğun uyumla ilgili sorunlarını çözmek için duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının iyi anlaşılması gerektiğini belirten Dirice Karcı, “Çocuğun okulda ne hissettiğini anlamaya çalışın. Şiddet ve baskı gibi yöntemler yerine, anlayışlı ve sabırlı olun. Unutmayın ki duygular bulaşıcıdır; bu yüzden siz de okula karşı kaygıdan uzak durmalısınız” dedi.&nbsp;</p>

<p>Bu dönemde yaşanan sorunların ne kadar süreceğinin çocuktan çocuğa farklılık gösterebileceğini belirten Dirice Karcı, “Ancak bu sorunların 1-4 hafta içinde azalması beklenir. Eğer bir aydan uzun süre devam ederse veya şiddetlenirse, bir uzmana danışmak faydalı olabilir” dedi.&nbsp;</p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi’nden Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, okula uyum sürecinde yaşanan zorluklar ve bu zorlukların aşılmasında yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmede bulundu.<br />
Uyum zorluklarının farklı nedenleri olabilir</p>

<p>Okula uyumda karşılaşılan zorlanmaların farklı nedenleri olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, okula yeni başlayan çocukların bağımsızlık ve sosyal uyum sürecinde zorlanmasının genellikle tek bir sebebe değil, çeşitli faktörlerin birleşimine dayandığını söyledi.</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, bu faktörleri şöyle sıraladı:<br />
Bireysel Mizaç ve Gelişim: Her çocuğun kendi mizacı ve gelişim hızı farklıdır. Bazı çocuklar doğaları gereği daha çekingen veya hassas olabilirken, bazıları sosyal durumlara daha kolay adapte olurlar.Ayrılık Kaygısı: Ebeveynlerinden ilk kez bu kadar uzun süre ayrı kalma düşüncesi, çocuklarda doğal bir kaygı yaratır.&nbsp;</p>

<p>Sosyal Deneyim Eksikliği: Okul öncesi dönemde yaşıtlarıyla yeterince vakit geçirememiş veya sosyal etkileşim fırsatı bulamamış çocuklar, okulun getirdiği yeni sosyal dinamiklere alışmakta zorlanabilir.&nbsp;<br />
Değişim ve Belirsizlik Korkusu: Çocuklar için rutinler güven vericidir. Okula başlamak, kurulu düzenin tamamen değişmesi anlamına gelir. Bu büyük değişiklik, onlarda belirsizlik hissi uyandırabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Süreç normal, sabırla yaklaşılmalı</strong></p>

<p>Bu nedenlerin her birinin, okula uyum sürecini farklı derecelerde etkileyebileceğini ifade eden Banu Dirice Karcı, “Önemli olan, bu zorlukların normal olduğunu anlamak ve sürece sabırla yaklaşmaktır” dedi.<br />
Alışma sürecinde doğal tepkiler ortaya çıkıyor</p>

<p>Okula uyum sürecinde çocukların ve ailelerin çeşitli sorunlarla karşılaşabileceğini, bu sorunların genellikle çocuğun okula, öğretmenine ve arkadaşlarına alışmasıyla ilgili doğal tepkiler olduğunu kaydeden Banu Dirice Karcı, bu zorlukları duygusal tepkiler, sosyal zorluklar ve akademik uyum sorunları olarak sıraladı. Bu sorunların genellikle geçici olduğunu ve doğru yaklaşımlarla aşılabileceğini söyleyen Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, bunları şöyle sıraladı:</p>

<p>Duygusal Tepkiler: Çocuklar okula gitmek istememe, ağlama krizleri, karın ağrısı gibi fiziksel şikayetler, uyum sağlamakta zorlanmanın belirtileridir.<br />
Sosyal Zorluklar: Bazı çocuklar yaşıtlarıyla iletişim kurmakta, oyunlara katılmakta veya arkadaş edinmekte çekingen davranabilir. Bu durum, onların kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmelerine neden olabilir.<br />
Akademik Uyum Sorunları: Okulda derslere odaklanma, öğretmenini dinleme veya kurallara uyma konusunda zorluklar yaşanabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>1-4 hafta içinde azalması beklenir</strong></p>

<p>Okula alışma ve uyum sürecinde yaşanan sorunların ne kadar süreceğinin çocuktan çocuğa farklılık gösterebileceğini ve kesin bir zaman dilimi vermenin zor olduğunu kaydeden Banu Dirice Karcı, “Ancak bu sorunların 1-4 hafta içinde azalması beklenir. Eğer bir aydan uzun süre devam ederse veya şiddetlenirse, bir uzmana danışmak faydalı olabilir” dedi.</p>

<p><strong>Zamanında müdahale neden önemli?</strong></p>

<p>“Bu sorunların erken çözümü, küçük bir aksaklığın kalıcı bir engele dönüşmesini engeller” diyen Banu Dirice Karcı, “Zamanında müdahale, çocuğun okula olan güvenini, sosyal becerilerini ve öğrenme hevesini korur. Bu sayede, ileride ortaya çıkabilecek daha büyük akademik ve duygusal sorunların önüne geçilmiş olur” dedi.</p>

<p><strong>Okula gitmesi için ödül vaat edilmemeli</strong></p>

<p>Okula gitmek istemeyen çocuğa doğru yaklaşımın önemli olduğunu ifade eden Banu Dirice Karcı, “Okula gitmek istemeyen bir çocuk için ödül vaat etmek, kısa vadede işe yarasa da uzun vadede doğru bir yöntem olmayabilir. Bu yaklaşım, çocuğun okulu bir görev gibi görmesine ve sadece ödül için gitmesine neden olabilir. Temel amaç, çocuğun okula olan motivasyonunu içselleştirmesini sağlamaktır” dedi.</p>

<p><strong>Ebeveynler de okula karşı kaygıdan uzak durmalı</strong></p>

<p>Okula uyum sürecinde yapılması gerekenlere dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Banu Dirice Karcı, “Çocuğun uyumla ilgili sorunlarını çözmek için duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını anlamaya odaklanmalısınız. Öncelikle açık bir diyalog kurarak çocuğunuzun okulda ne hissettiğini anlamaya çalışın. Şiddet ve baskı gibi yöntemler yerine, anlayışlı ve sabırlı olun. Unutmayın ki duygular bulaşıcıdır; bu yüzden siz de okula karşı kaygıdan uzak durmalısınız. Kendi okul başlangıcı deneyimlerinizden dramatize etmeden bahsetmek, çocuğunuzun yaşadığı korkuların normal olduğunu gösterir ve aranızdaki bağı güçlendirir” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Okula uyum sürecinde neler yapılmalı?</strong></p>

<p>Empati Kurun ve Dinleyin: Öncelikle çocuğunuzun neden okula gitmek istemediğini anlamaya çalışın. Okulda onu endişelendiren şey ne? Bir arkadaşıyla mı sorun yaşıyor, dersler mi zor geliyor, yoksa sadece ebeveynden ayrılmak mı onu üzüyor? Duygularını yargılamadan dinleyin ve onu anladığınızı hissettirin.</p>

<p>Rutini Güçlendirin: Okul sabahı ve akşamı için rutinler oluşturarak belirsizliği azaltın ve çocuğunuza güven verin. Sabahları sakin ve pozitif bir başlangıç yapmak, akşamları ise okul hakkında keyifli sohbetler etmek faydalı olur.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Olumlu Yönleri Vurgulayın: Okulun eğlenceli ve olumlu yönlerine odaklanın. Okulu, yeni arkadaşlıklar ve öğrenme fırsatlarıyla dolu olumlu bir yer olarak gösterin.</p>

<p>Öğretmenle İletişim Kurun: Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşarak ortak çözümler üretin. Tüm bu çabalara rağmen sorunlar devam ederse, bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 16:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/okula-uyum-bir-aydan-uzun-surerse-dikkat-1757077806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dijital demans çocukları tehdit ediyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/dijital-demans-cocuklari-tehdit-ediyor-1976</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/dijital-demans-cocuklari-tehdit-ediyor-1976</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, dijital demansın çocuklar ve yetişkinler üzerindeki olumsuz etkilerinden ve beyni sağlıklı tutmak için alternatif etkinliklerin öneminden bahsetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dijital demansın, 2012 yılında Alman sinirbilimci Manfred Spitzer tarafından bilişsel yeteneklerin bozulmasına neden olan dijital teknolojinin aşırı kullanımını tanımlamak için türetilen bir terim olduğunu hatırlatan&nbsp;Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, “Dijital demans, bireyler elektronik cihazlarında aşırı miktarda zaman geçirdiklerinde gelişir.” dedi.</p>

<p>Spitzer’e göre insanların teknolojik cihazlar sayesinde, telefon numaraları, şifreler ve diğer bilgileri cihazlara depolayarak zihinsel aktivitelerini makinelere yaptırdıklarını dile getiren Şalçini, “Bunun sonucunda gençler ve özellikle ergenlerin bilişsel yeteneklerinde bir düşüş görülüyor. Dijital çağda büyüyen çocukların bilişsel sorunlar ve dikkat sorunları geliştirdiği, ayrıca hafıza, organizasyon, muhakeme, problem çözme ve yüz yüze sosyal iletişimde sorunlar yaşadıkları görülüyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Dijital demans, bu yüzyılın görmezden gelinen bir salgını!&nbsp;</strong></p>

<p>COVID-19 salgınının bizi eve hapsederek teknolojiye karşı bağımızı artırdığına dikkat çeken&nbsp;Dr. Celal&nbsp;Şalçini, “Değişen dünyada uzaktan eğitim ve online iş imkanları, ayrıca son zamanlarda yapay zekanın baş döndürücü hızla artması teknolojiye olan bağımlılığımızı artırıyor ve dijital demans salgınının etkilerini hızlandırıyor.” dedi.</p>

<p>Dijital demansın, bu yüzyılın görmezden gelinen bir salgını olduğunu ve bunun da gelecek nesilleri etkileyeceğini vurgulayan Şalçini, şunları söyledi:</p>

<p>“Bugün hepimiz, temel günlük görevleri bile tamamlayamayacak kadar dikkatimizin dağıldığı dijital bunama durumundayız. Başta Alzheimer hastalığı olmak üzere bunama yelpazesindeki hastalıklar yaşla birlikte artarken, dijital demans gelişen beyinleri olan çocukları bile etkileyebiliyor. Elektronik cihazların genç yaşta aşırı kullanımı, doktorlar ve psikologlar için artan bir endişe kaynağı. Sosyal izolasyon, hareket eksikliği, öfke, kısa süreli hafıza kaybı, gelişimsel gecikmeler dijital demansın belirtilerinden bazıları. Günümüzde sınıflarda bile kaçınılmaz olarak teknoloji kullanımı giderek fazlalaşmış durumda. Fakat gelecek nesillere teknolojiyi akıllıca kullanmayı öğretmek gerekiyor.”</p>

<p><strong>Açık havada vakit geçirmek gerçek zamanlı problem çözmeyi teşvik ediyor…&nbsp;</strong></p>

<p>“Çalışmalar, basılı materyalleri okumanın okuduğunu anlamayı artırdığını gösteriyor.” diyen&nbsp;Dr. Celal Şalçini, “Bu sebeple okumak için tablet ve akıllı telefon yerine dergi, çizgi roman, gazete gibi basılı medyayı daha fazla kullanması teşvik edilmeli.” dedi.</p>

<p>Beyni aktif ve sağlıklı tutmak için oyun oynama ve egzersiz yapmanın son derece önemli olduğunun bilindiğini hatırlayan Şalçini, “Açık hava sporları oynamak gerçek zamanlı problem çözmeyi teşvik eder. Çocukların teknolojik cihazlarda sadece dikkat artırıcı ve reaksiyon zamanı temelli oyunlar yerine en azından düşünmeye ve problem çözmeye izin veren satranç, scrabble, yapboz gibi oyunları oynamaları teşvik edilmeli. Ayrıca çocuklar ebeveynlerinin aynasıdır, gördüğünü uygular, duyduğunu değil. Değişim bizimle başlar.” diyerek sözlerini tamamladı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Sep 2025 16:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/dijital-demans-cocuklari-tehdit-ediyor-1757077798.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dolaylı Ar-Ge Teşvikleri, 2024</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/dolayli-ar-ge-tesvikleri-2024-1970</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/dolayli-ar-ge-tesvikleri-2024-1970</guid>
                <description><![CDATA[Dolaylı Ar-Ge teşviki 105 milyar 977 milyon TL oldu

Ar-Ge faaliyetlerine yönelik toplam vergi teşviki 2023 yılında 59 milyar 332 milyon TL iken %78,6 artış göstererek 2024 yılında 105 milyar 977 milyon TL oldu.

Dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanan girişimler, 53 milyar 926 milyon TL ile en fazla gelir vergisi stopaj teşviki desteğinden faydalandı. Bu vergi desteğini sırasıyla 50 milyar 552 milyon TL kurumlar vergisi, 1 milyar 399 milyon TL ile gelir vergisi desteği, 99 milyon TL ile katma değer vergisi (KDV) desteği izledi.

Beyan edilen Ar-Ge harcamalarına göre sağlanan dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %49,1’inin kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV’den; %50,9’unun ise gelir vergisi stopaj desteğinden geldiği görüldü.

Dolaylı Ar-Ge teşvikleri, 2009-2024


Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergi teşviklerinden yararlanan girişim sayısı 10 bin 569 oldu

Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergi teşviklerinden yararlanan girişim sayısı 2024 yılında 10 bin 569 oldu. Teşviklerden yararlanmak için beyanname veren girişimler ana faaliyetler göre incelendiğinde ilk üç sırayı, 5 bin 548 ile bilgi ve iletişim, 2 bin 310 ile imalat sanayi ve bin 494 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler aldı.

Beyan edilen harcama ve yararlanılan teşvik tutarlarında bilgi ve iletişim ilk sırada yer aldı

Girişimlerin destekten yararlanmak için beyan ettikleri Ar-Ge harcama tutarı 215 milyar 827 milyon TL olarak hesaplandı. Beyan edilen harcama tutarlarında bilgi ve iletişim %46,4 ile en büyük paya sahip olurken, bu sektörü %39,4 ile imalat sanayi, %4,6 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler izledi.

Ana faaliyeti imalat sanayi olan girişimlerde 85 milyar 56 milyon TL olan tutarın %41,1’inin motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı; diğer ulaşım araçlarının imalatında, %22,8’inin bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatında, %10,8’inin ise elektrikli teçhizat imalatında faaliyet gösteren girişimler tarafından beyan edildiği görüldü.

Dolaylı Ar-Ge teşvikleri girişimlerin ana faaliyet alanlarına göre analiz edildiğinde, 105 milyar 977 milyon TL olan tutarın %48,4’ünün bilgi ve iletişimde, %36,3’ünün imalat sanayinde, %5,3’ünün ise mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetlerde faaliyet gösteren girişimlere ait olduğu gözlendi.

İmalat sanayide beyan edilen Ar-Ge harcamalarının faaliyet alanlarına göre dağılımı, 2024



Küçük ve orta büyüklükteki girişimler dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %34,3’ünden yararlandı

Dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanan girişimler büyüklük gruplarına göre ele alındığında, 10 bin 569 girişimin %87,3’ünün küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) olduğu görüldü. Girişim sayısı bakımından Ar-Ge teşviklerinden yararlanan büyük ölçekli girişimlerin payı %12,7 iken bu girişimler dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %65,7’sinden yararlandı.

KOBİ’lerin dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanma oranı %34,3 oldu. Büyüklük gruplarına göre incelendiğinde, KOBİ’lere sağlanan 36 milyar 399 milyon TL dolaylı Ar-Ge teşvik miktarının %50,8’inın orta ölçekli, %39,6’sınin küçük ölçekli ve %9,6’sınin ise mikro ölçekli girişimlere sağlandığı gözlendi.

Dolaylı Ar-Ge teşviklerinin büyüklük gruplarına göre dağılım,(%), 2024]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dolaylı Ar-Ge teşviki 105 milyar 977 milyon TL oldu</strong><br />
<br />
Ar-Ge faaliyetlerine yönelik toplam vergi teşviki 2023 yılında 59 milyar 332 milyon TL iken %78,6 artış göstererek 2024 yılında 105 milyar 977 milyon TL oldu.<br />
<br />
Dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanan girişimler, 53 milyar 926 milyon TL ile en fazla gelir vergisi stopaj teşviki desteğinden faydalandı. Bu vergi desteğini sırasıyla 50 milyar 552 milyon TL kurumlar vergisi, 1 milyar 399 milyon TL ile gelir vergisi desteği, 99 milyon TL ile katma değer vergisi (KDV) desteği izledi.<br />
<br />
Beyan edilen Ar-Ge harcamalarına göre sağlanan dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %49,1’inin kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV’den; %50,9’unun ise gelir vergisi stopaj desteğinden geldiği görüldü.<br />
<br />
<strong>Dolaylı Ar-Ge teşvikleri, 2009-2024</strong><br />
<img height=”354” src=”https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/09/68b94624d1eb1.png” width=”628” /><br />
<br />
<strong>Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergi teşviklerinden yararlanan girişim sayısı 10 bin 569 oldu</strong><br />
<br />
Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergi teşviklerinden yararlanan girişim sayısı 2024 yılında 10 bin 569 oldu. Teşviklerden yararlanmak için beyanname veren girişimler ana faaliyetler göre incelendiğinde ilk üç sırayı, 5 bin 548 ile bilgi ve iletişim, 2 bin 310 ile imalat sanayi ve bin 494 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler aldı.<br />
<br />
<strong>Beyan edilen harcama ve yararlanılan teşvik tutarlarında bilgi ve iletişim ilk sırada yer aldı</strong><br />
<br />
Girişimlerin destekten yararlanmak için beyan ettikleri Ar-Ge harcama tutarı 215 milyar 827 milyon TL olarak hesaplandı. Beyan edilen harcama tutarlarında bilgi ve iletişim %46,4 ile en büyük paya sahip olurken, bu sektörü %39,4 ile imalat sanayi, %4,6 ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler izledi.<br />
<br />
Ana faaliyeti imalat sanayi olan girişimlerde 85 milyar 56 milyon TL olan tutarın %41,1’inin motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatı; diğer ulaşım araçlarının imalatında, %22,8’inin bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatında, %10,8’inin ise elektrikli teçhizat imalatında faaliyet gösteren girişimler tarafından beyan edildiği görüldü.<br />
<br />
Dolaylı Ar-Ge teşvikleri girişimlerin ana faaliyet alanlarına göre analiz edildiğinde, 105 milyar 977 milyon TL olan tutarın %48,4’ünün bilgi ve iletişimde, %36,3’ünün imalat sanayinde, %5,3’ünün ise mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetlerde faaliyet gösteren girişimlere ait olduğu gözlendi.<br />
<br />
<strong>İmalat sanayide beyan edilen Ar-Ge harcamalarının faaliyet alanlarına göre dağılımı, 2024</strong><br />
<img height=”421” src=”https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/09/68b94624a825a.png” width=”781” /><br />
<br />
<br />
<strong>Küçük ve orta büyüklükteki girişimler dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %34,3’ünden yararlandı</strong><br />
<br />
Dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanan girişimler büyüklük gruplarına göre ele alındığında, 10 bin 569 girişimin %87,3’ünün küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ) olduğu görüldü. Girişim sayısı bakımından Ar-Ge teşviklerinden yararlanan büyük ölçekli girişimlerin payı %12,7 iken bu girişimler dolaylı Ar-Ge teşviklerinin %65,7’sinden yararlandı.<br />
<br />
KOBİ’lerin dolaylı Ar-Ge teşviklerinden yararlanma oranı %34,3 oldu. Büyüklük gruplarına göre incelendiğinde, KOBİ’lere sağlanan 36 milyar 399 milyon TL dolaylı Ar-Ge teşvik miktarının %50,8’inın orta ölçekli, %39,6’sınin küçük ölçekli ve %9,6’sınin ise mikro ölçekli girişimlere sağlandığı gözlendi.<br />
<br />
<strong>Dolaylı Ar-Ge teşviklerinin büyüklük gruplarına göre dağılım,(%), 2024</strong><br />
<img height=”344” src=”https://www.beyazhaberajansi.com/images/files/2025/09/68b946247d0dc.png” width=”619” /></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 16:25:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/dolayli-ar-ge-tesvikleri-2024-1756992330.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağımlılık tedavisi genetik, çevresel ve psikolojik şartlara göre oluşturulmalı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/bagimlilik-tedavisi-genetik-cevresel-ve-psikolojik-sartlara-gore-olusturulmali-1969</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/bagimlilik-tedavisi-genetik-cevresel-ve-psikolojik-sartlara-gore-olusturulmali-1969</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bağımlılığın çok yönlü bir beyin hastalığı olduğundan bahsetti ve tedavi ile anlayışlı yaklaşımın önemine vurgu yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Bağımlılık, beyindeki değişimlerle kontrol kaybına yol açıyor!</strong></p>

<p>Bağımlılığın, toplumda genellikle bireyin iradesiyle yaptığı bir ‘tercih’ olarak görülse de, bilimsel açıdan bir beyin hastalığı olarak tanımlandığını dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, “Bunun temel nedeni, madde kullanımının zamanla beyinde kalıcı biyolojik değişikliklere yol açmasıdır.” dedi.</p>

<p>İlk kullanımın çoğu zaman bilinçli bir tercih olsa da, devam eden süreçte beynin ödül merkezi olan mezolimbik sistemdeki işleyişin bozulduğunu aktaran Noyan, “Özellikle dopamin düzeylerindeki değişiklikler, kişinin yemek, sosyal ilişki gibi doğal haz kaynaklarına olan duyarlılığını azaltır ve maddeye karşı aşırı bir motivasyon gelişmesine neden olur. Aynı zamanda prefrontal kortekste, yani beynin ‘fren mekanizması’ olarak görev yapan bölgede bozulmalar meydana gelir. Bu da dürtü kontrolünü ve sağlıklı karar almayı zorlaştırır. Sonuç olarak bireyin bilişsel işlevleri zayıflar, madde kullanımı üzerinde kontrol kaybı yaşanır ve bağımlılık, bir tercih olmaktan çıkarak tedavi gerektiren nörobiyolojik bir beyin hastalığına dönüşür.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Karar alma ve dürtü kontrolü bozulduğu için birey madde kullanımını durduramıyor!</strong></p>

<p>Psikoaktif maddeler olarak tanımlanan uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin, beynin haz alma, karar verme, öğrenme ve duyguları kontrol etme gibi önemli bölgelerini etkileyerek bağımlılığa yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Onur Noyan, “Özellikle beynin ‘ödül sistemi’ olarak bilinen yapılar dopamin adlı kimyasalın aşırı salınmasıyla devreye girer ve kişiye yoğun bir haz duygusu verir. Zamanla bu sistem bozulur; kişi doğal yollarla mutlu olamaz hale gelir ve sürekli madde arayışına girer.” dedi.</p>

<p>Karar alma ve dürtü kontrolünü sağlayan prefrontal korteks zayıfladığı için, bireyin zararlarını bilse bile madde kullanımını durduramadığını aktaran Noyan, “Aynı zamanda amigdala ve hipokampus gibi bölgeler, maddeyle ilgili anıları ve duygusal deneyimleri pekiştirerek bağımlılığı daha kalıcı hale getirir. Bu nörobiyolojik değişiklikler sonucunda kişi, maddeden başka hiçbir şeye ilgi duymamaya başlar ve kullanım üzerinde kontrolünü kaybeder. Bu nedenle bağımlılık, sadece bir alışkanlık değil, tedavi gerektiren bir beyin hastalığıdır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Bağımlılık, anlayış ve profesyonel destek gerektiren bir hastalık!</strong></p>

<p>Bağımlılığın bir hastalık olduğunu anlamanın, kişinin sadece kendi iradesiyle bu durumdan kurtulmasının çoğu zaman mümkün olmadığının kabul edilmesine yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bağımlı birey iyileşmek isteyebilir, ancak beyindeki değişimler nedeniyle tıbbi ve psikolojik destek olmadan bu süreçle başa çıkmakta zorlanacaktır. Bu noktada toplumda sıkça karşılaşılan ‘istersen yaparsın’ ya da ‘kendine hakim ol’ gibi ifadeler, hem kişide suçluluk ve yetersizlik duygusu yaratır hem de aile içinde anlaşmazlık ve tartışmalara yol açabilir. Oysa hastalık modeli, bağımlılığın kişinin iradesini zayıflatan nörobiyolojik temelleri olduğunu kabul ederek, daha anlayışlı, destekleyici ve profesyonel bir yaklaşımın önemini vurgular. Bu da hem tedavi sürecini kolaylaştırır hem de hasta ile ailesi arasındaki ilişkiyi iyileştirir.”</p>

<p><strong>Bağımlılıkla mücadelede bütüncül ve bilimsel bir yaklaşım gerekir!</strong></p>

<p>Bağımlılığın sadece bireysel tercihlere değil; genetik, çevresel ve psikolojik etmenlerin bir araya gelmesine bağlı olarak gelişen çok yönlü bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Genetik yatkınlık, bazı bireylerin maddelere karşı daha duyarlı olmasına neden olurken; aile içi çatışmalar, çocukluk travmaları, arkadaş çevresi ve maddeye kolay erişim gibi çevresel etkenler de riski artırır. Ayrıca depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik sorunlar, bireyin maddeyi bir baş etme aracı olarak kullanmasına zemin hazırlar.” dedi.</p>

<p>Bu etmenlerin bir bütün olarak ele alınmasının, etkili, bireye özel ve sürdürülebilir bir tedavi yaklaşımı geliştirilmesini sağladığını dile getiren Noyan, bu nedenle bağımlılıkla mücadelede tek boyutlu değil, bütüncül ve bilimsel bir bakış açısı benimsenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Bağımlılık bir irade zayıflığı değil, nörobiyolojik değişimlerle ortaya çıkan bir beyin hastalığı!</strong></p>

<p>Toplumda bağımlılığın ‘iradesizlik’ olarak damgalanmasının, hem bireylerin yardım aramasını engellediğini hem de tedavi sürecini zorlaştırdığını kaydeden Prof. Dr. Onur Noyan, “Oysa bağımlılık, beynin ödül, karar verme ve dürtü kontrolü sistemlerinde meydana gelen nörobiyolojik değişimlerin sonucu ortaya çıkan bir beyin hastalığıdır.” dedi.</p>

<p>Bu bilgilerin  aktarılmasının, bağımlı bireylerin suçlanmadan, anlayışla karşılanmasını sağlayacağına ve onların tedaviye yönelme olasılığını artıracağına işaret eden Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Ayrıca ailelerin de daha yapıcı, destekleyici bir tutum benimsemelerine katkı sunar. Bağımlılıkla mücadelede iyileşme sürecinin başarılı olabilmesi için, bireylere karşı anlayışlı bir yaklaşım sergilemek kadar, aynı zamanda net, tutarlı ve sınırları belli bir tutum benimsemek de büyük önem taşır. Çünkü bağımlılık davranışı çoğu zaman inkâr, kaçınma ve dirençle birlikte seyreder. Bu nedenle tedavi sürecinde kararlılık, süreklilik ve düzenli profesyonel takip, hem bireyin motivasyonunu koruması hem de nüks riskinin azaltılması açısından kritik rol oynar. Toplumsal farkındalığı artırmak için bilim temelli kamu spotları, okullarda eğitim programları, medyada uzman görüşlerine yer verilmesi ve bağımlılık yaşayan kişilerin deneyimlerini paylaşabildiği güvenli alanların oluşturulması önemlidir. Bu sayede, damgalama yerine empati ve bilgiye dayalı bir yaklaşım yaygınlaşabilir, toplum bağımlılıkla daha etkili bir şekilde mücadele edebilir.” </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 16:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/bagimlilik-tedavisi-genetik-cevresel-ve-psikolojik-sartlara-gore-olusturulmali-1756992305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okul Alışverişinde Çocuk Sağlığına Dikkat!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/okul-alisverisinde-cocuk-sagligina-dikkat-1965</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/okul-alisverisinde-cocuk-sagligina-dikkat-1965</guid>
                <description><![CDATA[Okullar açılırken çocuklar kadar veliler de heyecanla hem ilk zilin çalmasını bekliyor hem de okul alışverişini tamamlamaya çalışıyor. Öğrenciler için gerekli olan kıyafet, çanta ve kırtasiye malzemesi seçiminde görselliğin değil, çocuğun sağlığının ilk planda tutulması gerekiyor. Bilinçsizce seçilen okul malzemeleri çocuklarda alerji, duruş bozukluğu, solunum problemleri ve hatta kaza geçirme riskini artırabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İncilay Üstündağ, okul alışverişi konusunda ebeveynlere önemli tavsiyelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>Okul kıyafeti alerji nedeni olmasın</strong></p>

<p>Okul kıyafetleri seçilirken öncelikle okulun belirlediği renk ve standartlara uygun ürünler tercih edilmelidir. Kıyafetlerde marka adı ve logoların yer alması yasaklandığından, veliler standarda uygun herhangi bir kıyafeti rahatlıkla satın alabilir. Bu konuda ilk olarak kıyafetlerin alerjiye yol açabilecek ve terletici özellikteki sentetik kumaşlardan üretilmemiş olmasına dikkat edilmelidir. Bunun yerine yumuşak, nefes alan pamuklu kumaşlar tercih edilmeli; kullanılan boyaların toksik madde içerip içermediği araştırılmalıdır. Çocukların hassas ciltleri için doğal ve güvenli kumaşlar uzun süreli kullanımda daha sağlıklıdır. Ayrıca kıyafetlerin çok bol ya da uzun olması, koşarken takılma, düşme ve yaralanma riskini artırabilir. Özellikle küçük çocuklarda ayakkabı seçiminde ip ve bağcık yerine cırt cırtlı modellerin tercih edilmesi, hem güvenlik hem de kullanım kolaylığı açısından önemlidir. Ayakkabının tabanının kaymaz olması da çocuğun okulda daha rahat ve güvenli hareket etmesini sağlar.</p>

<p><strong>Okul çantasını çocuğunuzun boy ve kilosuna göre seçin</strong></p>

<p>Okul çantaları, çocukların günlük yaşamında en sık kullandığı eşyaların başında gelir. Yanlış seçilen veya yanlış kullanılan bir çanta, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda omurga eğrilikleri, sırt ve bel ağrıları, duruş bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Çanta seçiminde öncelikle çocuğun boyuna ve kilosuna uygun, hafif ve ergonomik modeller tercih edilmelidir. Çantanın sırta tam oturması, bel hizasından daha aşağıya sarkmaması önemlidir. Omuz askılarının geniş, yumuşak ve ayarlanabilir olması çantanın ağırlığını eşit dağıtarak omuzlara zarar vermesini engeller. Mümkünse bel ve göğüs destek kemerleri olan sırt çantaları kullanılmalıdır.</p>

<p>Çantanın iç bölmelerinin düzenli olması, ağırlığın eşit şekilde dağılmasına yardımcı olur. Kitaplar ve ağır malzemeler çantanın sırt kısmına yakın yerleştirilmeli, daha hafif malzemeler ön kısımlarda taşınmalıdır. Çocuğun yaşına uygun olarak çanta içindeki ağırlığın vücut ağırlığının %10-15’ini geçmemesi gerektiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Ayrıca çocuğa çantayı her iki omuzdan takması öğretilmeli, tek omuzda taşımak alışkanlık haline getirilmemelidir. Böylece omurga dengesiz yüklenmeden korunmuş olacaktır. Gün içinde gereksiz eşyaların çantadan çıkarılması da yükü azaltarak çocuğun sağlığını korur.</p>

<p><strong>Silgi ve kalem kapaklarına karşı dikkatli olun</strong></p>

<p>Okul alışverişinde çocukların en çok heyecanlandığı bölüm şüphesiz kalem, silgi, boya gibi kırtasiye ürünleridir. Renkli, kokulu ve farklı tasarımlardaki ürünler cazip görünse de, bu ürünlerin seçiminde dikkatli olunmalıdır. Boya ve kalemlerde bulunan kimyasal maddeler cilde temas ettiğinde alerjiye, yanlışlıkla ağza alındığında ise zehirlenmeye yol açabilir. Özellikle sulu boyaların bazı çeşitleri ağır metal içerebilir. Çocukların çok sevdiği kokulu silgiler ise yoğun kimyasal içerikleri nedeniyle solunum yolu problemleri ve alerjiye sebep olabilir. Ayrıca küçük silgiler ve kalem kapakları boğulma riski taşır. Bu nedenle kırtasiye ürünlerinde TSE veya CE belgesi bulunmasına ve ürünlerin toksik madde içermemesine dikkat edilmelidir. Güvenli seçimler için;</p>

<ul>
	<li>Su bazlı ve yıkanabilir boyalar</li>
	<li>Kokusuz, doğal içerikli silgiler</li>
	<li>Zararlı kimyasal içermeyen, sertifikalı kalem ve yapıştırıcılar</li>
	<li>Küçük parçaları olmayan ürünler tercih edilmelidir. </li>
</ul>

<p>Ayrıca çocuklara, bu malzemeleri ağızlarına almamaları, koklamamaları ve yalamamaları gerektiği mutlaka öğretilmeli; bu konuda alışkanlık kazanmaları sağlanmalıdır.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:07:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/okul-alisverisinde-cocuk-sagligina-dikkat-1756714035.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sebebi yüksek topuklu ve dar ayakkabılar olabilir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/sebebi-yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-olabilir-1964</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/sebebi-yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-olabilir-1964</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında “başparmak çıkıntısı” olarak bilinen Halluks Valgus, ayak başparmağı kemiğinin dışa ve ayaktaki birinci tarak kemiğinin içe doğru dönmesiyle oluşan karmaşık bir şekil bozukluğu olarak tanımlanıyor.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda oldukça yaygın görülen bu deformiteye, özellikle 18-65 yaş aralığındaki kişilerin yüzde 23’ünde rastlanıyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Kartal Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov,&nbsp;</strong>Halluks Valgus’un kadınlarda erkeklere nazaran 15 kat daha fazla görüldüğünü belirterek, “Ülkemizde &nbsp;kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 30’unda, yani her 3 kadından 1’inde Halluks Valgus teşhis edilmektedir. Bu deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde ayağın anatomisine uygun olmayan ayakkabı kullanımının, bağ dokusunda esnekliğin ve hormonal faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir” diyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Stres kırığına yol açabilir!&nbsp;</strong></p>

<p>Halluks Valgus’un ilerleyici bir özelliğe sahip olması nedeniyle deformite ilerledikçe ağrının şiddeti de artıyor ve ayağın yük dengesi bozuluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov,<strong>&nbsp;</strong>bu durumun komşu parmaklarda da deformiteye ve aşırı yüklenmeye bağlı stres kırıklarına neden olabileceğine işaret ederek, “Stres kırıkları göz ardı edildiğinde ağrı şiddetlenerek çok acı veren bir hale dönüşebilmektedir. Ayrıca, deformite şiddetlendikçe ayakta artroza, yani kireçlenmeye yol açabilir. Bu durum&nbsp;Halluks Valgus tedavisini zorlaştırarak daha büyük cerrahi müdahalelere gerek duyulmasına sebep olabilir. &nbsp;Bu nedenle, erken teşhis etmek, çok daha önemlisi önlem almak bu deformasyonda büyük önem taşımaktadır. Hastalarımıza önlem olarak, pençesi dar olmayan ve ayak iç kavisini destekleyen, topuğu yüksek olmayan rahat ayakkabı kullanmalarını önermekteyiz” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Genetik faktörlerden dar ayakkabılara…&nbsp;</strong></p>

<p>Kesin bir nedeni olmamakla beraber Halluks Valgus’un gelişiminde genetik ve çevresel faktörler etkili oluyor. Her iki başparmağın da etkilenebildiği bu deformitede genetik yatkınlıkta risk yüzde 70 gibi oldukça yüksek bir oranda seyrediyor. Ayak başparmak deformitesinde önemli sebeplerden olan genetik yatkınlık içsel faktör olarak nitelendiriliyor. Bağ dokusu esnekliği, düztabanlık, serebral palsi ve romatolojik eklem rahatsızlıkları &nbsp;diğer içsel faktörleri oluşturuyor. Yüksek topuklu ve dar ayakkabı kullanımı ise dışsal faktör olarak nitelendiriliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Deformite arttıkça ağrı daha çok şiddetleniyor!&nbsp;</strong></p>

<p>Halluks Valgus’un belirtileri başparmaktaki deformite arttıkça daha çok büyüyor. Hastalar en çok ayak başparmağındaki kemik çıkıntısının ayakkabıya sürtünmesi nedeniyle oluşan ağrıdan yakınıyorlar. Başlangıçta sadece ayak başparmağı kenarında oluşan ağrı tablo ilerledikçe daha çok şiddetleniyor ve ayak tarak kemiğinin altında bile hissediliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, Halluks Valgus’un belirtilerini şöyle özetliyor:&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Başparmakta dışa doğru yamukluk ve &nbsp; başparmak çıkıntısında ağrı</li>
	<li>Ayak tarak kemiğinin altında ağrı&nbsp;</li>
	<li>Ayakkabı giymede güçlük</li>
	<li>Ayakta deformasyona bağlı nasır oluşması</li>
	<li>Diğer komşu parmakların üst-üste binmesi</li>
</ul>

<p><strong>Tedavi hastalığın şiddetine göre planlanıyor</strong></p>

<p>Ayak başparmağındaki kemik çıkıntısında tedavinin şekli hastalığın şiddetine göre planlanıyor. &nbsp;Deformiteyi düzeltmeden semptomları kontrol etmek amacıyla başvurulan konservatif (ameliyat dışı) yöntemlerde; ayakkabı modifikasyonu, pedler, parmak arası silikon makaralar ve Halluks Valgus atellerinden faydalanılıyor.&nbsp;Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov, ancak ameliyat dışındaki hiçbir yöntemin ayak başparmağındaki şekil bozukluğunu düzeltmediğini hatırlatarak, “Halluks Valgus’ta kesin sonuç ancak cerrahi müdahale ile mümkün olabilmektedir” diyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Ameliyatla deformite düzeltiliyor</strong></p>

<p>İlk basamak tedaviler fayda sağlayamadığında, hastada ağrı &nbsp;ve ayakkabı giymekte zorluk gibi şikayetlerin devamında, ameliyat seçeneği gündeme geliyor. Ayakta başparmak çıkıntısı ameliyatında deformitenin düzeltilmesi ve böylece ağrı&nbsp;ve ayakkabı giymekte zorluk &nbsp;gibi semptomların kontrol altına alınması hedefleniyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Tural Khalilov,<strong>&nbsp;</strong>günümüzde<strong>&nbsp;</strong>bu işlemlerin minimal invaziv cerrahi, bir başka deyişle küçük kesilerle yapıldığını belirterek, “Ameliyatta başparmak ve tarak kemiğini &nbsp;aynı eksene getirip vidayla tespit ediyor ve böylece aralıklı duran tarak kemiklerini yaklaştırıyoruz. İşlemleri küçük kesiler ile gerçekleştirdiğimiz için dokular fazla hasar görmemekte ve bu sayede iyileşme süresinin kısalmasına olanak sunmaktadır“ diyor. Hastaların genellikle bir gün sonra hastaneden taburcu olduklarını söyleyen Dr. Tural Khalilov, ameliyat sonrasındaki iyileşme sürecini ise şöyle özetliyor: “Hastaların 3-4 hafta ayağın üzerine yük vermemelerini ve özel ayakkabıyla yürümelerini önermekteyiz. &nbsp;İyileşme dönemi deformitenin şiddetine bağlı olarak 4-6 hafta arasında değişebilmekte ve bu sürecin sonunda hastalarımız iş ile sosyal yaşamlarına geri dönebilmektedirler.”&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/sebebi-yuksek-topuklu-ve-dar-ayakkabilar-olabilir-1756714030.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öğrenme süresince görmenin etkisi yüzde 83’tür</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ogrenme-suresince-gormenin-etkisi-yuzde-83tur-1962</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ogrenme-suresince-gormenin-etkisi-yuzde-83tur-1962</guid>
                <description><![CDATA[Yeni eğitim öğretim yılı ile birlikte çocuklar okul hayatına, ebeveynler ise soluksuz maratona başladı. Uzmanlar, aileleri çocukların başarısızlığını değerlendirirken çocuklarda olabilecek görme bozukluğu ihtimaline de karşı uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de çocuklarda görme bozukluğu oranının yüksek olduğunu belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Ülkemizde her üç çocuktan birinde göz bozukluğu var. Bu sorunun farkında olmayan aileler çocuklarının derslerdeki başarısızlığını ‘öğrenme yeteneği düşük’ diye nitelendirebiliyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, çocuk iyi göremediği için derslerinde geri kalabiliyor. Öğrenme süresince görme etkisi yüzde 83’tür. En önemlisi de göz bozukluğunda gerekli önlemler zamanında alınmazsa çocukta ilerleyen yıllarda tedavisi daha güç olan bir göz tembelliği tablosu oluşabilir” dedi.</p>

<p>Görme bozukluklarının görülme sıklığı yaşa bağlı olarak artarken göz tembelliği, şaşılık, miyopi, hipermetropi ve astigmat çocuklarda en sık görülen sorunlar arasında yer alıyor. Doç. Dr. Ocak, çocuklardaki göz bozuklukları için takip edilmesi gereken belirtileri de şu şekilde sıralıyor: &nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Göz kayması,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Göz kapağı düşüklüğü,</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Çapaklanma, şişlik,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bir gözü kapayarak bakma,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi,</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Okurken satır atlaması,</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cümleleri eliyle takip etmesi,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gözlerini kısarak bakması,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Televizyonu yakından seyretmesi,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gözlerde sulanma,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sık sık göz kaşıma,&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gözde, başında ağrı,</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aktivitelerde gösterilen düşük performans göstermesi&nbsp;</p>

<p>•&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ödevlerini yaparken zorlanması</p>

<p><strong>“Dijital çağ göz sağlığı sorunlarını artırıyor”</strong></p>

<p>Tablet, cep telefonu ve bilgisayarların göz yorgunluğunun ana kaynakları arasında yer aldığına dikkat çeken Doç. Dr. Ocak, “Çocuklar bu ekranlar karşısında saatlerce vakit geçirebiliyorlar. &nbsp;Ayrıca gözlerinin yorulduğunu hesaba katmadıkları gibi ailelerine de şikâyet etmiyorlar. Ancak uzun süre sabit bir ekrana bakmak çocuklarda başta gizli kaymalar olmak üzere kuruluk gibi birçok göz sorununu beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle çocuklara oyun amaçlı 5 yaşına kadar günlük 1 saati aşmayacak şekilde bir kısıtlama getirilmelidir. 7 yaş ve üzerinde ise bilgisayar, cep telefonu ve tablet kullanımı günde 1,5-2 saati geçmemelidir” dedi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/09/ogrenme-suresince-gormenin-etkisi-yuzde-83tur-1756713996.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üniversite Tercihi Yaparken Nelere Dikkat Etmeli?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/universite-tercihi-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-1960</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/universite-tercihi-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-1960</guid>
                <description><![CDATA[Üniversite tercih dönemi yaklaşırken, aday öğrenciler ve aileler büyük bir heyecanla karar sürecine hazırlanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadir Has Üniversitesi Rehber öğretmenlerinden alınan bilgiye göre, doğru tercih yapmak yalnızca bir eğitim seçimi değil, aynı zamanda yaşam tarzını ve kariyer rotasını belirleyen önemli bir adım. İşte uzmanların önerileriyle üniversite tercihinde göz önünde bulundurulması gereken başlıklar:</p>

<p><strong>Hedef ve İlgi Alanlarınızı Netleştirin</strong></p>

<p>Adayların önce kendi ilgi alanlarını ve gelecekte nerede olmak istediklerini belirlemeleri gerekiyor. Hangi derslerde başarılı olduklarını, hangi alanlarda çalışmaktan keyif aldıklarını ve uzun vadede kendilerini nerede görmek istediklerini sorgulamak, bilinçli bir tercih yapmanın temelini oluşturuyor.</p>

<p><strong>Başarı Sıralamanızı Kılavuz Edinin</strong></p>

<p>Uzmanlar, tercih listesi hazırlanırken sadece puana değil, asıl olarak başarı sıralamasına odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Kadir Has Üniversitesi rehber öğretmenleri, adayların listelerini sıralarının biraz üzerinde, tam ortasında ve altında bölümleri içerecek şekilde geniş tutmalarını öneriyor. Böylece yerleşme şansı önemli ölçüde artabiliyor.</p>

<p><strong>Şehir, Konum ve Ulaşım İmkânlarını Araştırın</strong></p>

<p>Üniversitenin bulunduğu şehirdeki ulaşım, konaklama, sosyal ve kültürel imkânlar; öğrencilik hayatını derinden etkileyen unsurlar. Uzmanlar, adayların tercih edecekleri üniversitenin şehir içindeki konumunu, toplu taşıma olanaklarını ve yaşam maliyetlerini mutlaka araştırmaları gerektiğine dikkat çekiyor. Mümkünse kampüs ziyaretleri yaparak ortamı yerinde görmek de oldukça faydalı.</p>

<p><strong>Yurt Dışı İmkânlarını Gözden Kaçırmayın</strong></p>

<p>Erasmus ve benzeri uluslararası değişim programları, öğrencilerin akademik ve kişisel gelişimine büyük katkı sağlıyor. Kadir Has Üniversitesi rehber öğretmenleri, adayların tercih edecekleri üniversitenin yurt dışındaki anlaşmalı kurumlarını ve bu programlara katılım şartlarını detaylıca incelemelerini öneriyor.</p>

<p><strong>Akademik Kadro ve Başarılar Yol Gösterici Olabilir</strong></p>

<p>Tercih edilecek bölümlerin akademik kadrosu, öğretim üyelerinin uzmanlık alanları ve üniversitenin ulusal ve uluslararası başarıları, tercih sürecinde önemli kriterlerden biri olarak öne çıkıyor. Kadir Has Üniversitesi uzmanları, adayların üniversitelerin dünya sıralamalarındaki yerini, akreditasyonlarını ve araştırma alanındaki güçlü yanlarını mutlaka sorgulamalarını tavsiye ediyor.</p>

<p><strong>Sosyal Yaşam ve Kampüs Olanaklarını Es Geçmeyin</strong></p>

<p>Üniversite yalnızca akademik bir kurum değil; aynı zamanda sosyal bir yaşam alanı. Öğrenci kulüpleri, sosyal etkinlikler, spor alanları ve kütüphane olanakları; gençlerin kendilerini geliştirmelerine ve sosyal ağ kurmalarına katkı sağlıyor. Kadir Has Üniversitesi uzmanları, kampüs yaşamının gençlerin özgüveni ve yaratıcılığı açısından önemli bir deneyim olduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>Mezun Başarıları ve İstihdam Oranlarını İnceleyin</strong></p>

<p>Üniversitenin mezunlarının hangi sektörlerde çalıştığı, iş bulma hızları ve kariyer merkezi hizmetleri de tercih sürecinde kritik bir rol oynuyor. Uzmanlar, adayların mezunlarla iletişim kurarak deneyimlerini dinlemesini ve üniversitenin kariyer merkezinin sunduğu destekleri araştırmasını öneriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jul 2025 18:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/07/universite-tercihi-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-1753370122.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kasık Bölgesinde Hissettiğiniz Ağrının Nedeni Kalça Sorunları Olabilir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kasik-bolgesinde-hissettiginiz-agrinin-nedeni-kalca-sorunlari-olabilir-1952</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kasik-bolgesinde-hissettiginiz-agrinin-nedeni-kalca-sorunlari-olabilir-1952</guid>
                <description><![CDATA[Her yaştan bireyin yaşam kalitesini etkileyen kaçla çevresindeki ağrılar önemsenmeyip göz ardı edilebiliyor. Özellikle kasık bölgesinde hissedilen ağrıların, kalça eklemiyle doğrudan ilişkili olabileceğini işaret eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu, “Kalça eklemi ağrısı sıklıkla bel ağrısıyla karıştırılabiliyor. Ancak bu bölgede özellikle aktiviteyle artan ağrılar kalça problemlerinin erken belirtisi olabilir” dedi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamın rutinleri olan yürüme, oturma, merdiven çıkma, araçtan inip binme, çorap giyme gibi en basit hareketler kalça çevresindeki ağrılar nedeniyle ciddi şekilde etkilenebiliyor. Bu durumun yarattığı hareket kısıtlılığının kişinin yaşam kalitesi üzerinde de olumsuz etkiler yarattığını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Burak Çağrı Aksu,&nbsp;“Ancak ne yazık ki hastalar bu durumu basit bir kas yorgunluğu zannedip göz ardı edebiliyor” dedi. Özellikle kasık bölgesine yayılan ağrılara dikkat çekti.&nbsp;“Ağrı 3 aydan uzun sürüyorsa, gece uyandırıyorsa, çorap giyme, merdiven inme gibi basit hareketlerde zorlanılıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı” diyen Dr. Aksu, bu noktada en kritik adımın erken tanı ile eklem hasarının&nbsp;önüne geçmek olduğunu söyledi.&nbsp;</p>

<p><strong>EN YAYGIN BELİRTİ: KASIK AĞRISI</strong></p>

<p>“Kalça sıkışma sendromu, kireçlenme ve osteoartrit gibi rahatsızlıkların en sık görülen belirtisinin kasık bölgesinde ağrı olduğunu anlatan Dr. Aksu,&nbsp;“Oturup kalkarken, merdiven çıkarken, çorap giyerken ya da araçtan inerken hissedilen zorlanmalar kalça problemlerinin habercisi olabilir. Bu tür belirtiler,&nbsp;özellikle genç yaşlarda görülüyorsa, mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir” dedi.</p>

<p><strong>YAŞLA BİRLİKTE RİSK ARTIYOR!</strong></p>

<p>Kalça bölgesindeki ağrıların altta yatan sebebe göre her yaşta ortaya çıkabileceğini söyleyen Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Aksu,&nbsp;özellikle 40 yaş sonrasında kalça eklemi sorunlarının belirgin şekilde arttığına dikkat çekti. Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Aksu sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;“Kalça hastalıkları bebeklikten ileri yaşlara kadar farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Çocukluk döneminde &nbsp;sıklıkla yüksek fizik aktiviteye bağlı &nbsp;gelişen kalça eklemi problemleri kasık ağrısı ile kendini gösterebilse de çocuklarda bu durum her zaman ciddiye alınmalı ve bir hekim kontrolü planlanmalıdır. 40 yaş sonrasında kalça eklemi sorunlarında belirgin şekilde artış gözleniyor. Kıkırdak yapısındaki zayıflık, kas gücünün zayıflaması gibi nedenler bu artışta etkili olur.”</p>

<p><strong>UZUN SÜRE OTURARAK ÇALIŞANLAR DA RİSK ALTINDA</strong></p>

<p>Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Aksu’nun verdiği bilgiye göre kalça ağrılarını sıklığı yaşa ve cinsiyetlere göre değişiklik gösteriyor. Erişkinlerin yüzde 10-15’inde hayatlarının bir döneminde kalça ağrısı şikayeti görüldüğünü, bu oranın 40 yaş üstü kişilerde daha sık olduğunu anlatan Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Aksu sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle genç ve orta yaş grubunda spor yaralanmaları dikkat çekiyor. Futbol, bale, buz hokeyi gibi tekrarlayan kalça hareketi gerektiren sporcuların bu anlamda risk altında olduğunu söylemek mümkün. Bunun yanında uzun süre oturmak zorunda kalan ofis çalışanları veya inşaat işçileri gibi ağır kaldırmak zorunda kalan kişilerde de mesleki zorlanma nedeniyle kalça ağrılarına maruz kalabiliyor. Fiziksel aktivitedeki azalma ve obezite artışı nedeniyle kalça kireçlenmesi ve buna bağlı ağrı sıklığının da 60 yaş üstünde yüzde 20-25’e kadar çıktığı görülüyor.”</p>

<p><strong>GÖZ ARDI EDİLEN AĞRILAR DAHA BÜYÜK SORUNLARA YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Zamanla ilerleyen kalça ağrılarının hareket kısıtlılığına, denge problemlerine ve hatta diğer eklemlerde aşırı yüklenmeye bağlı sorunlara neden olabileceğine işaret eden Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Aksu, sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;“Tedavi edilmeyen kalça problemleri yaratacağı fiziksel sorunların yanında psikolojik olarak da kişinin yaşamını olumsuz etkiler. Sürekli ağrı nedeniyle bağımsız olarak hareket edememe, istediği gibi sosyalleşememe hastayı depresyona kadar götürebiliyor.”</p>

<p><strong>KORUYUCU&nbsp;ÖNLEMLER&nbsp;ŞART!</strong></p>

<p>“Kalça sağlığınız için erken teşhis ve doğru tedavi, yaşam kalitenizi korumanın anahtarı olabilir” diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr.&nbsp;Ü. Burak Çağrı Aksu, şu uyarılarda bulundu:&nbsp;“Kalça ağrısı yaşayan kişilerin, tedavi sürecine başlamadan&nbsp;önce yaşam tarzlarını gözden geçirmesi çok&nbsp;önemli. Özellikle aşırı zorlayıcı aktivitelerden uzak durmak, ideal kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, kasları güçlendirmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak bu sürecin temel adımları arasında yer alıyor.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Jul 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/07/kasik-bolgesinde-hissettiginiz-agrinin-nedeni-kalca-sorunlari-olabilir-1753176868.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başarının sırrı ”Yapay zekâ ile akıllı çalışmak”!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/basarinin-sirri-yapay-zeka-ile-akilli-calismak-1947</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/basarinin-sirri-yapay-zeka-ile-akilli-calismak-1947</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri eğitim uzmanı Psk. Hatice Ada, öğrencilerin artan yapay zekâ kullanımını değerlendirdi.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri eğitim uzmanı Psk. Hatice Ada, öğrencilerin artan yapay zekâ kullanımını değerlendirdi.<strong>&nbsp;</strong>&nbsp;</p>

<p><strong>Çok çalışan değil, akıllıca çalışanlar fark atıyor…</strong></p>

<p>Günümüzde yapay zekânın sadece teknoloji meraklılarının gündeminde değil, her yaştan insanın günlük yaşamında yer edinen bir gerçekliğe dönüştüğünü ifade eden Uzm. Psk. Hatice Ada, “Bilgiye ulaşma hızımızı artırıyor, üretkenliği destekliyor, rutin işlerimizi kolaylaştırıyor. Eskiden bir seçenek olarak görülen bu sistemler şimdi doğrudan yaşamın içinde. Artık yapay zekâyı sadece bilmek yetmiyor, onunla çalışabilmek, onu hayatın içine akıllıca katabilmek gerekiyor. Bu yeni düzende yalnızca çok çalışan değil, akıllıca çalışan bireyler fark yaratıyor.” dedi.</p>

<p><strong>Yapay zekâ sistemleri sınav hazırlığı süreçlerine de doğrudan entegre…&nbsp;</strong></p>

<p>Özellikle genç kuşakların, bu dönüşümün en ön sırasında yerini aldığını kaydeden Hatice Ada, “Lise ve üniversite öğrencileri, yapay zekâyı yalnızca eğlence amacıyla değil; öğrenmek, üretmek ve akademik başarıya ulaşmak için de aktif şekilde kullanıyor. Ödev hazırlama, sunum oluşturma ve bilgiye ulaşma gibi temel ihtiyaçlarda kullanılan yapay zekâ sistemleri artık sınav hazırlığı süreçlerine de doğrudan entegre olmuş durumda. Peki gerçekten yapay zekâyla sınava hazırlanılır mı? Bu soruya verilecek yanıt, kullanım biçimine bağlı olarak değişse de birçok öğrenci, öğretmen ve rehber bu sistemleri sınav sürecinde etkili ve verimli bir araç olarak değerlendirmeye başladı bile.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Yapay zeka stratejiye de hizmet eden bir yardımcıya dönüştü</strong></p>

<p>Yapay zekâ tabanlı uygulamaların, öğrencinin zayıf olduğu konuları analiz edebildiğini, hatalı çözümlerin nedenlerini açıklayabildiğini ve benzer örneklerle pekiştirme yapabildiğini kaydeden Hatice Ada, “Bununla da kalmayıp öğrencinin dikkat süresine uygun olarak mola önerileri sunarak süreç yönetimine katkı sağlıyor. Bu sayede yalnızca bilgiye değil, stratejiye de hizmet eden bir yardımcıya dönüşüyor. Özellikle bireyselleştirilmiş geri bildirim olanağı, öğrencilerin kendi gelişimlerini izleyebilecekleri bir yol haritası çizmelerini kolaylaştırıyor. Her öğrenciye aynı şekilde yaklaşan klasik sistemlerin aksine, kişiye özel bir deneyim sunması büyük bir avantaj sağlıyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Yapay zekâ bir tür ‘yargılamayan öğretmen’ rolünü üstleniyor</strong></p>

<p>Bazı platformların, öğrencilerin sınav geçmişlerini analiz ederek anlık gelişim grafikleri oluşturabildiğini de dile getiren Psk. Hatice Ada, “Bu grafikler yalnızca akademik başarıyı değil, motivasyonu da besliyor. Ayrıca yapay zekânın ‘aynı soruyu defalarca sorma’ ya da ‘sabırla dinlenme’ gibi insan ilişkilerinde sınırlı olan özellikleri karşılayabilmesi, gençler için cazip hâle geliyor. Özellikle hata yapmaktan çekinen, öğretmenleri tarafından yargılanmaktan kaygı duyan öğrenciler için yapay zekâ bir tür ‘yargılamayan öğretmen’ rolünü üstleniyor. Öğrenciler sınırsız soru sorabiliyor, gerektiği kadar tekrar yapabiliyor ve tüm süreci kendi hızlarında ilerletebiliyorlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Adeta bir psikolojik destek birimi gibi işlev görüyor</strong></p>

<p>Yapay zekânın bazı platformlarda adeta bir psikolojik destek birimi gibi işlev görebildiğini de kaydeden Ada, “Kaygı seviyesine göre mola hatırlatmaları yapmak, çalışma bloklarını yapılandırmak, odaklanma ve zaman yönetimi teknikleri sunmak gibi becerileriyle öğrencinin sadece bilgi düzeyine değil, duygusal süreçlerine de dokunabiliyor. Bir terapist ya da rehber öğretmen gibi insanın biricikliğine odaklanamasa da sınav kaygısıyla baş etmede işlevsel bir ilk adım olarak değerlendirilebilir.” dedi.</p>

<p><strong>Yapay zekâ gerçekle ilgisi olmayan içerikler de üretebiliyor</strong></p>

<p>Tüm bu avantajlarının yanında, yapay zekânın da sınırlılıkları olduğunun unutulmaması gerektiğine işaret eden Ada, “Son dönemde ChatGPT gibi platformlarda yaşanan uzun süreli kesintiler ya da bazı yanlış bilgi örnekleri, kullanıcıların bu sistemleri eleştirel bir süzgeçten geçirmesini gerekli kılıyor. Yapay zekâ, zaman zaman ‘hallucination’ adı verilen, gerçekle ilgisi olmayan içerikler üretebiliyor. Bu da sistemin sunduğu bilgilerin mutlaka başka kaynaklarla doğrulanması gerektiği anlamına geliyor.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Öğrencilere kişiselleştirilmiş destek sağlıyorlar</strong></p>

<p>Dünya genelinde eğitimde yapay zekâ kullanımının her geçen gün daha da yaygınlaştığını dile getiren Ada, şöyle devam etti:</p>

<p>“Güney Kore’de devlet destekli projelerle dijital ders kitapları yapay zekâyla entegre ediliyor, öğrencilerin gelişimleri anlık olarak takip ediliyor. ABD’de ise öğrencilerin öğrenme stillerine göre mikro dersler sunan sistemler dikkat çekiyor. Riiid gibi platformlar, sınav hazırlığında kişisel test sistemleriyle milyonlarca öğrenciye ulaşıyor.</p>

<p>Türkiye’de eğitimde yapay zekâ uygulamaları yeni olmasına rağmen hızla gelişiyor. Milli Eğitim Bakanlığı, ‘Eğitimde Yapay Zekâ Uygulamaları Strateji Belgesi’ ile yol haritasını belirlerken, YEĞİTEK bünyesinde Yapay Zekâ ve Büyük Veri Uygulamaları Daire Başkanlığı’nı kurdu. İstanbul ve Ankara’daki pilot okullarda yapay zekâ destekli ölçme-değerlendirme sistemleri test ediliyor. Ayrıca MEB’in yapay zekâ destekli bireysel öğrenme platformu MEBİ ve sanal asistanı KANKA, özellikle YKS hazırlığında öğrencilere 7/24 kişiselleştirilmiş destek sağlıyor.”</p>

<p><strong>Gelecekte sınav sistemleri de dönüşüme ayak uyduracak</strong></p>

<p>Geleneksel kaynaklara kıyasla yapay zekânın sunduğu 7/24 erişimin, kişiselleştirilmiş içerikler, sabırlı tekrarlar ve gerçek zamanlı analiz gibi avantajlarının yadsınamaz olduğunu anlatan Psk. Hatice Ada, “Ancak tüm bunlara rağmen insan ilişkilerinin ve öğretmen rehberliğinin yerini tamamen alması mümkün görünmüyor. En verimli kullanım biçimi, yapay zekâyı tamamlayıcı bir araç olarak görmekten geçiyor. İnsan zekâsı ve duygusuyla teknolojiyi yan yana getirebilmek, bu yeni dönemin en önemli becerisi hâline geliyor. Gelecekte sınav sistemlerinin de bu dönüşüme ayak uydurması ise kaçınılmaz görünüyor. Ezber temelli yapılardan uzaklaşarak analiz, yorumlama ve beceri odaklı ölçme sistemlerinin ön plana çıkması bekleniyor. Dünya genelinde IBM, Pearson gibi kuruluşlar bu yönde büyük yatırımlar yapıyor. Türkiye’de de benzer ölçme-değerlendirme sistemlerinin pilot uygulamalarına daha sık rastlayacağımız bir döneme giriyoruz.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Yapay zeka şimdinin gerçeği…</strong></p>

<p>Eğitim Uzm. Psk. Hatice Ada, yapay zekânın sınav hazırlığında güçlü bir destek sağlayabileceğine işaret ederek, “Ancak gerçek farkı yaratan; stratejik düşünme, planlama becerisi ve insan desteğiyle bu teknolojiyi akıllıca harmanlayabilmektir. Yapay zekâ artık tam anlamıyla şimdinin gerçeği. Bu gerçeği kavrayıp onunla iş birliği kurabilenler hem bireysel başarılarını pekiştiriyor hem de geleceği şekillendiren aktörler hâline geliyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 28 Jun 2025 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/06/basarinin-sirri-yapay-zeka-ile-akilli-calismak-1751101587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değersizlik, yalnızlık ve sosyal izolasyona neden olabilir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/degersizlik-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyona-neden-olabilir-1938</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/degersizlik-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyona-neden-olabilir-1938</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, günlük yaşamda giderek daha da yaygınlaşan yapay zekanın, psikoloji üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yapay zeka içeren ürünleri hepimiz kullanıyoruz!</strong></p>

<p>Yapay zekanın günümüzde gündelik yaşantısını süren sıradan insanlar tarafından bile görmezden gelinemeyecek bir gerçekliktir olduğunu hatırlatan Uzman Klinik Psikolog&nbsp;Merve&nbsp;Umay&nbsp;Candaş Demir, “Çalışmalar yapay zekanın da tıpkı insandaki doğal zeka gibi insana ait olan tüm eylemleri gerçekleştirmesini hedefliyor.” dedi.</p>

<p>Yapay zeka içeren ürünleri hepimizin kullandığını kaydeden Demir, “Sesli komut verebildiğimiz cep telefonlarımız buna en büyük örnek. Bunun dışında arama motorları, navigasyon, robot süpürgeler, akıllı ev sistemleri, yabancı dili çevirmek için kullanılan uygulamalar alt yapısında yapay zekayı barındırıyor.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Yapay zeka, insanların özel alanlarına müdahale etmek üzere kullanılmamalı!</strong></p>

<p>Bu hikayenin 1950’lerin başında başladığını ve günümüzde yapay zekanın dahil olmadığı hane sayısının çok az olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog&nbsp;Merve&nbsp;Umay&nbsp;Candaş Demir, “Gelişen teknoloji ile yapay zekâ türlerinin psikoloji, sinirbilim, mühendislik alanı ile &nbsp;duygu, irade, yaratıcılık, kişilik gibi insana ait olan özellikleri taklit etmeyi amaçlamaktadır.” dedi.</p>

<p>Yapay zekânın işleyişi kontrol edilebilir olduğu sürece insanların hizmetinde çok yararlı amaçlar için kullanılabileceğini dile getiren Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Yapay zekanın gündelik yaşamımızı kolaylaştırdığı bir gerçek ancak bu teknolojiyi geliştirirken uzmanlar ve sonrasında kullanıcılar muhakkak etik konularda hassas olmalı. Yapay zeka insanların özel alanlarına müdahale etmek, insanların davranışlarını, tüketim alışkanlıklarını yönlendirmek üzere kullanılmamalı. Yapay zekanın doğal zekayı kontrolü mutlaka engellenmeli. Etik kurallar konusunda insanlarla ile çakışan kararlar almasının önüne geçilmeli.”</p>

<p><strong>Yapay zekanın psikolojiye etkisinde duygusal faktörler kısmen ihmal ediliyor!</strong></p>

<p>İnsana ait bir sinir sistemi olmadığı için yapay zeka ile duygusal paylaşımlar yapmanın zor olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog&nbsp;Merve&nbsp;Umay&nbsp;Candaş Demir, “Günün sonunda insan insana iletişime mecburuz. Ancak özellikle yaşlı bakımında farklı ülkelerde evde bir yardımcı robotun bulunması yaşlının yaşamını kolaylaştırdığı görülmüştür.” dedi.</p>

<p>“Eğer insani ilişkilerimizi kaybetmeden yapay zekayı kullanırsak bu durum lehimize olacaktır.” diyen Demir, “Bir yandan da yapay zeka psikolojisi ile ilgili literatürdeki araştırmalara bakıldığında çalışmaların genellikle insan beynindeki kontrol ve karar verme süreçlerine odaklanmaktadır. &nbsp;Duygusal faktörler kısmen ihmal edilmektedir. İnsanın kontrol ve karar verme becerisini duygusal faktörler önemli ölçüde etkiler. Duygular, sosyal etkileşim olmadan yapay zekanın insana ait olan doğal zekaya sahip olması mümkün görünmemektedir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Yapay zekanın yaygınlaşması olumsuz hislerde artışa neden olabilir!&nbsp;</strong></p>

<p>Sosyalliğin, bir arada olmanın, göz teması kurarak iletişime geçmenin insanların sinir sistemleri üzerinden etkileşime girmesi ve bu durumun da kişiyi daha sağlıklı kılmasını getirdiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog&nbsp;Merve&nbsp;Umay&nbsp;Candaş Demir, “Çoğumuz bir kurumu aradığımızda karşımıza çıkan otomatik sesli yanıt sisteminden rahatsız oluyoruz, derdimizi anlatacak bir çağrı merkezi personeline bağlanmak istiyoruz.” dedi.</p>

<p>Bu durumun yaygınlaşmasının, yapay zekaların pek çok alanda hayatımıza girmesi ile karşımızda iletişime geçecek bir doğal zeka olmadığında ilişkilerde güçlükler, kişinin anlaşılmadığına dair olumsuz hisleri, beraberinde değersizlik, yalnızlık, sosyal izolasyon gibi duygularında artış görülebileceğine vurgu yapan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Hala bazı alanlarda yapay zekanın kullanımı mümkün değildir. Bununla beraber yapay zekanın fazlaca kullanımı kişinin yaratıcılığını azaltabilir ve özellikle cep telefonları, sosyal medya ve yapay zeka destekli diğer teknolojiler insanlarda dikkat eksikliği, bağımlılık, dürtü kontrol güçlükleri gibi psikopatolojilere sebep olabilir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 May 2025 18:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/05/degersizlik-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyona-neden-olabilir-1747927083.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebekle kurulan bağ, bebeğin dünyasını şekillendiriyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/bebekle-kurulan-bag-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor-1931</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/bebekle-kurulan-bag-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor-1931</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 2 Mayıs Dünya Bebek Günü kapsamında anne ile bebek arasındaki bağın, bebeğin duygusal gelişimi ve dünyayı algılayış biçimi üzerinde nasıl etkileri olabileceğine dair açıklamalarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p><strong>İlk temas, anne ile bebek arasındaki bağın temelini oluşturuyor…</strong></p>

<p>Anne ile bebek arasındaki bağın, doğumdan hemen sonra, hatta anne karnında başladığını hatırlatan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu bağ annenin bebeğine karşı gösterdiği sıcaklık, şefkat, temas, ses tonu ve duygusal varlığıyla şekillenir. Özellikle yaşamın ilk yılında bebeğin temel güven duygusu bu ilişkiyle gelişir.” dedi.</p>

<p>İlk göz temasının, annenin bebeğini kucağına almasının, kokusunu tanıması ve bebek ağladığında gösterdiği duyarlılığın bu bağın temelini oluşturduğunu aktaran Ülkü, düzenli temasın, tahmin edilebilir ve sıcak bir bakımın da bu ilişkinin sağlıklı gelişmesini sağladığını kaydetti.</p>

<p><strong>Bebek, annesinin iç dünyasını bedensel ve duygusal olarak yansıtıyor!</strong></p>

<p>Bebeklerin henüz kelimeleri bilmeseler de annelerinin duygularını hissedebildiklerine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, şunları söyledi:</p>

<p>“Bebekler doğuştan gelen bir yetiyle, bakım veren kişinin ses tonundaki değişimleri, yüz ifadelerini ve dokunuşlarını algılar. Annenin sakinliği, stresli ya da huzurlu oluşu, kalp atış hızına ve solunumuna yansır. Bebek de bunu duyusal yollarla deneyimler.</p>

<p>Ayrıca yapılan araştırmalar, annesinin stres hormonu (kortizol) seviyesi yüksek olan bebeklerin de benzer fizyolojik stres tepkileri gösterdiğini ortaya koymuştur. Yani anne ne hissediyorsa, bebek bir şekilde onun iç dünyasını bedensel ve duygusal olarak yansıtır.”</p>

<p><strong>Annenin ruhsal durumu, bebeğin dünyayı algılama şeklini de etkiliyor!</strong></p>

<p>Annenin ruhsal durumunun, özellikle doğum sonrası dönemde, bebek üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğuna vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Doğum sonrası depresyon, anksiyete bozuklukları gibi ruhsal sorunlar, annenin bebeğiyle kuracağı bağın niteliğini zayıflatabilir. Depresyondaki bir annenin yüz ifadesi daha az değişken olur, bebekle göz teması kurmakta zorlanabilir, bebeğin ihtiyaçlarına yanıt veremez hale gelebilir.” dedi.</p>

<p>Bu durumun bebeğin dünyayı algılama şeklini de etkilediğini dile getiren Ülkü, “Duygusal karşılıklılık eksikse, bebekte güvensizlik, huzursuzluk, aşırı ağlama gibi tepkiler gözlemlenebilir. Uzun vadede bu, çocuğun duygusal düzenleme becerilerinde ve sosyal ilişkilerinde sorunlara yol açabilir.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Annenin hatasız olması değil, bebeğin sinyallerine doğru yanıt vermesi önemli!</strong></p>

<p>“Sağlıklı bir bağ kurmak için mükemmel olmak gerekmez.” diyen Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, psikolojide ‘yeterince iyi anne’ kavramı olduğunu hatırlattı. </p>

<p>Ülkü, “Yani, annenin hatasız olması değil, bebeğin sinyallerine duyarlı, tutarlı ve sevgi dolu şekilde yanıt vermesi önemlidir. Bebeğin ağlamasına duyarlı olmak, sarılma, emzirme, kucaklama gibi fiziksel temas, göz teması kurmak, bebekle konuşmak, şarkı söylemek, mimikler kullanmak, bebeği izlemek, onun tempo ve ihtiyaçlarına göre davranmak gerekir. Bu küçük ama düzenli davranışlar, bebeğin ‘ben önemseniyorum’ duygusunu geliştirmesine ve dünyayı güvenli bir yer olarak algılamasına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Annenin kendine iyi bakması, bebeğine de iyi bakmasının ön koşulu…</strong></p>

<p>Her annenin hayatında zorlayıcı dönemler olabileceğine işaret eden Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Yoğun stres, ekonomik zorluklar, ilişki sorunları ya da kişisel travmalar anneliği zorlaştırabilir. Bu durumda annenin yapabileceği en kıymetli şey, kendine destek aramak ve kendini suçlamamaktır.” dedi.</p>

<p>Uçaklardaki ‘önce kendi oksijen maskenizi takın’ uyarısını hatırlatan Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bu uyarı, çocuklarımızı koruyabilmek için önce kendi nefesimize sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatır. Bir anne, duygusal ve fiziksel olarak tükenmişse, bebeğine tam anlamıyla var olamaz. Bu yüzden annenin kendine şefkatle yaklaşması, ihtiyaçlarını fark etmesi ve destek alması sadece kendisi için değil, bebeği için de çok kıymetlidir. Duygularını bastırmadan paylaşmak, günlük kısa rahatlama pratikleri yapmak, bebeğiyle geçirdiği zamana bilinçli olarak odaklanmak, destek gruplarına katılmak, gerekirse profesyonel psikolojik destek almak önerilebilir. Unutulmamalıdır ki, annenin kendine iyi bakması, bebeğine de iyi bakabilmesinin ön koşuludur.” </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 16:13:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/05/bebekle-kurulan-bag-bebegin-dunyasini-sekillendiriyor-1746105229.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İş yerinde başarının gizli formülü sağduyu…</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/is-yerinde-basarinin-gizli-formulu-sagduyu-1929</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/is-yerinde-basarinin-gizli-formulu-sagduyu-1929</guid>
                <description><![CDATA[İş yerinde başarının gizli formülü sağduyu…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Sağduyu eksikliği çatışmaları ve stresi artırıyor!</strong></p>

<p><strong>Sağduyunun, bireylerin makul, mantıklı ve yerinde kararlar alabilme yeteneği olduğunu belirten uzmanlar, sağduyunun iş ortamında da çok önemli olduğunu söylüyor.</strong></p>

<p><strong>İş yerinde sağduyunun, dengeli kararlar almayı ve ekip içi uyumu güçlendirmeyi sağladığına değinen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Çalışanlar sağduyulu olduğunda, problemler büyümeden çözülür, zorluklar akılcı yollarla ele alınır. Sağduyunun olduğu bir iş yerinde empati ve hoşgörü de artar; bu da takım içi uyumun ve verimliliğin yükselmesine yardımcı olur.” dedi. Sağduyulu liderliğin çalışanların motivasyonunu yükselttiğini, sağduyunun eksik olduğu ortamlarda ise iş performansının olumsuz etkilendiğini vurgulayan Demir, “Çünkü çalışanlar, kendilerini önemseyen ve adaletli kararlar alan liderlerle çalışmaktan memnuniyet duyar.” açıklamasını yaptı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, iş yerinde sağduyulu olmanın önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>Duygusal açıdan olgunlaşmamış bireyler sağduyudan uzaklaşıyor…</strong></p>

<p>Sağduyunun, bireylerin içinde bulundukları durumları değerlendirip makul, mantıklı ve yerinde kararlar alabilme yeteneği olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İş ortamında sağduyu, hem bireylerin kendi rollerinde hem de takım çalışmalarında dengeli ve objektif değerlendirmeler yapabilmelerini sağlar.” dedi.</p>

<p>Sağduyunun, aslında içsel bir rehber gibi olduğunu aktaran Demir, “İş yerinde karmaşık durumlarla karşılaştığımızda bize güvenli bir yol sunar. Felsefe tarihine bakarsak aydınlanmacı filozof Kant, sağduyuyu ‘ortak akıl’ anlamında ele alır ve ‘duyuların sağduyusu’ olarak niteler. Kant’a göre sağduyu, kişisel algılardan bağımsız olarak, nesnel bir yargı geliştirmemize olanak tanır. İnsanlar arasında bir tür ortaklaşa paylaşılan bilgi alanı yaratır. Kant, sağduyunun etik yargılarımızı etkileyen önemli bir unsur olduğunu düşünür ve bu nedenle ahlak felsefesinde sağduyuya sıkça yer verir. Günümüz toplumunda duygusal açıdan olgunlaşmamış bireyler ellerinde olmadan sağduyudan uzaklaşırlar.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Sağduyunun eksik olduğu iş yerlerinde iş performansı olumsuz etkilenebilir</strong></p>

<p>İş yerinde sağduyu varlığının, etkin karar alma süreçlerine ve uyumlu bir işleyişe katkıda bulunacağını ifade eden Merve Umay Candaş Demir, “Çalışanlar sağduyulu olduğunda, problemler büyümeden çözülür, zorluklar akılcı yollarla ele alınır. Sağduyunun olduğu bir iş yerinde empati ve hoşgörü de artar; bu da takım içi uyumun ve verimliliğin yükselmesine yardımcı olur. Sağduyu, sadece bireysel başarıyı değil, aynı zamanda toplu başarıyı da besleyen bir unsurdur.” dedi.</p>

<p>Sağduyunun eksik olduğu iş yerlerinde, iletişim kazaları, yanlış anlaşılmalar, çatışmalar ve hatta iş kazalarının dahi artabileceğine dikkat çeken Demir, şöyle devam etti:</p>

<p>“Sağduyudan yoksun bireyler, empati kurmakta zorlanır ve olaylara tek taraflı yaklaşarak sorunları çözmek yerine büyütebilir. Ek olarak, sağduyusuz hareket eden çalışanlar, kurum kültürüne zarar verip ekibin genel moralini düşürebilirler. Bu tür ortamlarda çalışanlar stresli ve güvensiz hissedebilir, bu da iş performanslarını olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Sağduyu, bireylerin hem kendi sorumluluklarını daha iyi yerine getirmelerini hem de takım çalışmalarına daha fazla katkı sunmalarını sağlar. Sağduyulu bir çalışan, bir problemi kendi başına çözebileceği gibi, gerektiğinde yardım istemekten çekinmez. Takım içinde sağduyulu bireyler birbirlerine destek olur, güven ortamı oluşturur ve iş birliğini güçlendirir. Sağduyunun olduğu bir iş yerinde, bireysel ve takım hedeflerine ulaşmak çok daha kolay hale gelir.”</p>

<p><strong>Sağduyulu liderlik çalışanların motivasyonunu yükseltir…</strong></p>

<p>“Liderlerin sağduyulu kararlar alabilmesi için durumları objektif olarak değerlendirebilme, empati kurma, dinleme ve esnek düşünme gibi becerilere sahip olmaları gerekir.” diyen Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sağduyulu liderlerin, duygusal zekâlarını kullanarak çalışanlarının ihtiyaçlarını anlayıp, kararlarını bu doğrultuda aldıklarını söyledi. Aynı zamanda, çalışanların sesine kulak vermek ve çeşitli bakış açılarını dikkate almanın da liderlerin sağduyulu bir yönetim sergilemesini sağladığını ifade eden Demir, “Sağduyulu liderlik, çalışanların motivasyonunu yükseltir, onları işlerine daha fazla bağlar ve genel performansı artırır. Çünkü çalışanlar, kendilerini önemseyen ve adaletli kararlar alan liderlerle çalışmaktan memnuniyet duyar.” dedi.</p>

<p>Çalışanların sağduyulu kararlar alabilmesi için de iyi bir gözlem yeteneğine, empatiye, sabra ve problem çözme becerilerine sahip olmaları gerektiğini vurgulayan Demir, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bu beceriler, eğitimler ve iş yerinde sağduyuyu teşvik eden bir kültür oluşturularak geliştirilebilir. Örneğin, çalışanlara çatışma yönetimi ve empati geliştirme eğitimleri verilerek sağduyulu davranışlar desteklenebilir. Ayrıca, geri bildirim almak ve vermek de sağduyuyu geliştiren önemli bir unsurdur. Çalışanlar birbirlerinden ve liderlerinden aldıkları yapıcı geri bildirimlerle sağduyulu karar alma süreçlerinde daha deneyimli hale gelebilirler.”</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/is-yerinde-basarinin-gizli-formulu-sagduyu-1741714140.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazanda Maneviyatı Yaşamak İçin Gidilecek 5 Şehir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-maneviyati-yasamak-icin-gidilecek-5-sehir-1928</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-maneviyati-yasamak-icin-gidilecek-5-sehir-1928</guid>
                <description><![CDATA[Ramazanda Maneviyatı Yaşamak İçin Gidilecek 5 Şehir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<table border=”0” cellpadding=”0” cellspacing=”0” width=”100%”>
	<tbody>
		<tr>
			<td valign=”top”>
			<p><strong>Ramazanda Maneviyatı Yaşamak İçin Gidilecek 5 Şehir</strong></p>

			<p> </p>

			<p><strong>Ramazan ayında maneviyatı hissetmek, tarihi ve dini yapıları ziyaret etmek ve ramazan ruhunu yaşamak isteyenler için Türkiye’nin lider seyahat platformu ENUYGUN en özel 5 şehri listeledi. </strong></p>

			<p> </p>

			<p>Türkiye’nin lider seyahat platformu Enuygun.com, ramazan ayında ziyaret edilebilecek en özel şehirleri listeledi. Fatih Camii’nden, Mevlana Türbesi’ne Balıklıgöl’den, Selimiye Camii’ne kadar manevi mirası ve atmosferiyle öne çıkan şehirler arasında İstanbul, Konya, Bursa, Şanlıurfa ve Edirne yer alıyor. </p>

			<p><strong>İstanbul </strong></p>

			<p>Birçok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul, tarihi ve kültürel zenginliğiyle ramazan ayında da büyüleyici bir atmosfere bürünen şehirlerin başında geliyor. Tarihi camileri ve mekanları, geleneksel Ramazan etkinlikleri ile ziyaretçilerine unutulmaz anlar yaşatan İstanbul’da öne çıkan ilk yer Sultanahmet oluyor. Sultanahmet Meydanı ve Camii, Ayasofya Camii, Eyüp Sultan Camii, Süleymaniye Camii, Fatih Camii ve Büyük Çamlıca Camii ramazan ayı boyunca İstanbul’da ilk gidilen yerler oluyor. </p>

			<p><strong>Konya</strong></p>

			<p>Mevlana’nın izinde ramazan yaşamak isteyenlerin durağı Konya oluyor. Konya’da, Mevlâna Türbesi ve Müzesi’nin yanı sıra Şems-i Tebrizi Türbesi ve Camii, Şeyh Sadrettin Konevi Türbesi, Alaeddin Keykubad Camii, Aziziye Camii, Eşrefoğlu Camii, Kapu Camii en çok ziyaret edilen yerler arasında bulunuyor. Ramazan ayında yolunuz şehre düşerse müze olarak ziyaret edilebilen Karatay, Sırçalı ve Minareli medreselerini de ziyaret edebilirsiniz.</p>

			<p><strong>Bursa</strong></p>

			<p>Ramazan ruhunu yaşamak ve Osmanlı mutfağınının lezzetlerini iftar sofralarında tatmak için Bursa’yı ziyaret edebilirsiniz. İznik’teki Ayasofya Camii, 15.yüzyıl başında Yıldırım Beyazıt döneminde külliye olarak inşa edilen Ulu Camii, Gazi Orhan Bey Cami, Muradiye Camii, Muradiye Külliyesi ve Emir Sultan Külliyesi şehrin Ramazan aylarında en sık ziyaret edilen yerler oluyor. </p>

			<p><strong>Şanlıurfa</strong></p>

			<p>Enuygun.com’un listesinde yer alan diğer şehir ise Şanlıurfa. İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen Balıklıgöl ve Şuayb peygamberin yaşadığına inanılan  Harran’a bağlı Özkent köyü ramazanda çokça ziyaret ediliyor. Selahaddin Eyyubi Camii, Hasan Padişah Camii, Mevlevihane Camii, Yusuf Paşa Camii ve Rızvaniye Camii de şehrin ramazanda en çok ziyaret edilen ibadethaneleri arasında yer alıyor. </p>

			<p>Yolunuz Şanlıurfa’ya düşerse Harran Evleri, antik Harran Üniversitesi kalıntıları, Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa Müzesi, Kızlar Sarayı’nı ve Göbeklitepe’yi de programınıza ekleyebilirsiniz. </p>

			<p> </p>

			<p><strong>Edirne</strong></p>

			<p>Edirne, Osmanlı’nın eski başkentlerinden biri olarak, tarihi ve kültürel mirasıyla özellikle Ramazan ayında yoğun ziyaretçi çeken şehirlerden biri. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii, şehrin en önemli simgelerinden biri olup, Ramazan’da manevi atmosferiyle öne çıkıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Selimiye Camii’nin yanı sıra Muradiye Camii, Eski Camii, Gazimihal Camii, Üç Şerefeli Cami ve Has Yunus Türbesi de en çok ziyaret edilen yerlerden. </p>

			<p>Edirne’de yapılacak bir gezi aynı zamanda Mimar Sinan’ı tanımak anlamına da geliyor. Sinan’ın eserleri arasında Rüstem Paşa Kervansarayı, Sokullu Hamamı, Kanuni Sultan Süleyman ve Yalnızgöz köprüleri ile Defterdar Mustafa Paşa Camii gibi önemli yerler bulunuyor. Edirne’ye gelmişken açık hava müzesi görünümündeki Karaağaç ilçesine kısa bir gezi de planlayabilirsiniz. Bu ilçe Lozan Anıtı, Milli Mücadele ve Lozan Müzesi, Karaağaç Tren İstasyonu gibi yakın tarihe ilişkin mekanların yanı sıra yeşilliği ile de dikkat çekiyor. Edirne’ye Ramazan ayında bu tarihi yapıları ziyaret ederken aynı zamanda şehrin meşhur Ramazan pidesi<strong>, </strong>badem ezmesi<strong> </strong>ve<strong> </strong>Edirne tava ciğeri gibi lezzetlerini de tadabilirsiniz. </p>

			<p><strong>ENUYGUN’da ramazan fırsatı: Otobüs yolculuklarına 75 TL indirim</strong></p>

			<p>Enuygun.com ve ENUYGUN mobil uygulamasından 600 TL ve üzerinde otobüs bileti alanlar dönüş otobüs biletinde 75 TL indirimden yararlanıyor. Kampanya satış dönemi: 10 Mart 2025 - 6 Nisan 2025</p>

			<p> </p>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:28:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/ramazanda-maneviyati-yasamak-icin-gidilecek-5-sehir-1741714116.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ticaret satış hacmi yıllık yüzde 5,3 arttı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ticaret-satis-hacmi-yillik-yuzde-53-artti-1927</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ticaret-satis-hacmi-yillik-yuzde-53-artti-1927</guid>
                <description><![CDATA[Ticaret satış hacmi yıllık %5,3 arttı, perakende satış hacmi yıllık %12,5 arttı

Ticaret satış hacmi (2021=100) 2025 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,3 arttı. Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi %5,0 azaldı, toptan ticaret satış hacmi %4,1 arttı, perakende ticaret satış hacmi ise %12,5 arttı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ticaret satış hacmi yıllık %5,3 arttı, perakende satış hacmi yıllık %12,5 arttı</strong><br />
<br />
Ticaret satış hacmi (2021=100) 2025 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %5,3 arttı. Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi %5,0 azaldı, toptan ticaret satış hacmi %4,1 arttı, perakende ticaret satış hacmi ise %12,5 arttı.</p>

<p><br />
<strong>Ticaret satış hacmi aylık %4,1 azaldı, perakende satış hacmi aylık %2,0 arttı</strong><br />
<br />
Ticaret satış hacmi (2021=100) 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %4,1 azaldı. Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi %3,3 azaldı, toptan ticaret satış hacmi %6,7 azaldı, perakende ticaret satış hacmi ise %2,0 arttı.</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:28:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/ticaret-satis-hacmi-yillik-yuzde-53-artti-1741714102.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 26,61 arttı, aylık yüzde 9,10 arttı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/insaat-maliyet-endeksi-yillik-yuzde-2661-artti-aylik-yuzde-910-artti-1926</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/insaat-maliyet-endeksi-yillik-yuzde-2661-artti-aylik-yuzde-910-artti-1926</guid>
                <description><![CDATA[İnşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %9,10 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %26,61 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %1,96 arttı, işçilik endeksi %23,58 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %22,39 arttı, işçilik endeksi %34,37 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %27,09 arttı, aylık %9,39 arttı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnşaat maliyet endeksi, 2025 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre %9,10 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %26,61 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %1,96 arttı, işçilik endeksi %23,58 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %22,39 arttı, işçilik endeksi %34,37 arttı.<br />
<br />
<strong>Bina inşaatı maliyet endeksi yıllık %27,09 arttı, aylık %9,39 arttı</strong></p>

<p>Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre %9,39 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %27,09 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %1,91 arttı, işçilik endeksi %24,14 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %23,28 arttı, işçilik endeksi %33,76 arttı.<br />
<br />
<strong style=”font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, ”PT Sans”, ”Helvetica Neue”, Arial, sans-serif, ”Apple Color Emoji”, ”Segoe UI Emoji”, ”Segoe UI Symbol”;”>Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi yıllık %25,05 arttı, aylık %8,13 artt</strong></p>

<p>Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre %8,13 arttı, bir önceki yılın aynı ayına göre %25,05 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi %2,14 arttı, işçilik endeksi %21,58 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi %19,67 arttı, işçilik endeksi %36,65 arttı.</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:28:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/insaat-maliyet-endeksi-yillik-yuzde-2661-artti-aylik-yuzde-910-artti-1741714094.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da iftarda hızlı yemek kilo aldırıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-iftarda-hizli-yemek-kilo-aldiriyor-1925</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-iftarda-hizli-yemek-kilo-aldiriyor-1925</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan’da iftarda hızlı yemek kilo aldırıyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yüksek yağ ve şeker oranına sahip “şerbetli &nbsp;tatlı” &nbsp;yerine&nbsp;“sütlü tatlı”&nbsp;yiyin!</strong></p>

<p><strong>Ramazan’da uzun süren açlık sonrası fazla miktarda ve hızlı besin tüketiminin zararlarına dikkat çeken Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, “Ramazan ayını şişmanlamadan geçirmek mümkün olsa da bu süreçte yapılan beslenme hataları &nbsp;nedeniyle kilo alma durumu ortaya çıkabilmektedir.Bu süreçte en yaygın olarak yapılan beslenme davranış hatası;&nbsp;hızlı&nbsp;ve&nbsp;enerji, yağ&nbsp;ve karbonhidrat içeriği yoğun besinlerin fazla tüketimi &nbsp;ile birlikte şişmanlık kaçınılmaz hale geliyor.” dedi.</strong></p>

<p><strong>İftar sofralarının olmazsa olmazlarından &nbsp;iftar pideleri ve tatlılara dikkat çeken &nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan, “Elbetteki tatlı tüketilebilir. Ancak Ramazan’da, genellikle&nbsp;yüksek yağ ve şeker oranına sahip&nbsp;‘Şerbetli &nbsp;tatlılar’&nbsp;tercih ediliyor. Tatlı tüketmek isteyenler, sütlü tatlıları (tavuk göğsü, sütlaç, muhallebi gibi) veya dondurmayı tercih etmelidir.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, Ramazan ayında yapılan hatalı beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p><strong>Mide asidik ortamdayken zararlı besinler tüketmeyin!</strong></p>

<p>Doç. Dr. Müge Arslan, Ramazan ayının Müslüman aleminin bir ay boyunca beslenme düzeninin değiştiği bu sürenin beslenme alışkanlığının değişimi açısından özel zamanlardan biri olduğuna işaret ederek, “16-18 saat gibi&nbsp;uzun süren açlıkların ardından yapılan yanlış beslenme davranışları, beraberinde mide rahatsızlıklarını da getirebilir. Yanlış beslenme alışkanlıklarına örnek olarak, insanların oruçlarını doğrudan sigara ile açmaları veya asitli içecekleri tercih etmelerini dile getirdi.&nbsp;</p>

<p>Doç. Dr. Müge Arslan, “Zaten uzun süreli açlık nedeniyle asidik bir süreçte olan boş mideye, bu tarz yanlış besinlerin gelmesiyle mide yanmaları, mide ağrıları ve hatta daha ileri aşamalarda mide kanamaları görülebilir.”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>Hızlı yemek kilo aldırıyor!</strong></p>

<p>Uzun süren açlık sonrası fazla miktarda ve hızlı bir şekilde besin tüketiminin zararlarına da dikkat çeken Doç. Dr. Müge Arslan, “Boş olan mideye hızlı ve fazla miktarda besin girdiğinde mide rahatsızlıklarının yanı sıra,&nbsp;şişmanlama da bu süreçte görülebilir. Aslında Ramazan ayını şişmanlamadan geçirmek mümkün olsa da bu süreçte yapılan beslenme hataları nedeniyle kilo alma durumu ortaya çıkabilmektedir” diyerek, hem sindirimin tamamlanması için zaman açısından, hem de doyma hissinin algılanması açısından yavaş ve çok çiğneyerek besin tüketiminin altını çizdi.</p>

<p><strong>Tokluk hissi beyne, besin ağza alındıktan 15 dakika sonra ulaşıyor</strong></p>

<p>Doç. Dr. Müge Arslan,&nbsp;iftarda çok hızlı besin tüketilmesine ilişkin de şu bilgileri verdi:</p>

<p>“Tokluk hissi beyne, besin ağza alındıktan 15 dakika sonra ulaşır. Ancak, uzun süreli açlığın etkisiyle neredeyse nefes almadan besin tüketildiği için tokluk hissi algılanamadan porsiyon miktarı artıyor. Genellikle de uzun süreli açlıkta hızlı ve fazla miktarda tüketilen besinler kalorili oluyor. Mesela iftariyeliklerle birlikte pideye çok fazla yükleniliyor ve böylece karbonhidrat içeriğinin fazlalaşması ve enerji alımı da &nbsp;artıyor. Hızlı yemek yeme alışkanlığıyla birlikte şişmanlık kaçınılmaz hale geliyor.”&nbsp;</p>

<p><strong>Kilo alımının önüne geçmek için sahura mutlaka kalkılmalı</strong></p>

<p>Uzun süreli açlıkta, 16-18 saatlik bir süreçte, ciddi anlamda şeker düşüşü yaşandığını da ifade eden&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan,“Sahura kalkmadığınızda bu durumu daha da olumsuz hale getirmiş olursunuz. Hem mide rahatsızlıklarını önlemek hem de kilo alımının önüne geçmek için sahura mutlaka kalkılmalıdır.”&nbsp;dedi.</p>

<p><strong>Sahur altın değerindedir, önemlidir ve mutlaka kalkılması gerekir!</strong></p>

<p>İnsanların Ramazan’da iki farklı beslenme davranış sergilediklerini kaydeden&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan,&nbsp;şöyle devam etti:</p>

<p>“Sahura kalkanlar ve sahura kalkmayanlar… Sahura kalkmayanlar, sahura kadar olan süreçte beslenmeye devam edebiliyorlar. Bu, hiç yapmamaktansa tercih edilebilir bir seçenektir. Yani sahura kalkmamaktansa iftar sonrasından sahura kadarki süreçte &nbsp;atıştırmalıklar şeklinde besin alımı, hiç yapılmamasından daha iyidir. Ancak uyku da insanlara daha cazip gelebiliyor. İftardan sonra uyuyup, sonrasında sahura kalkmak çok daha tercih edilebilir bir durumdur. Sahur zamanı sabaha yakın olduğu için, kahvaltı öğünü niteliğindeki sahur, o gün içerisindeki 16-18 saatlik açlığı dengeleyecek olan öğündür. Bu nedenle sahur altın değerindedir, çok önemlidir ve mutlaka kalkılması gerekir.”</p>

<p><strong>Sahurda protein ve enerji içeriği yüksek besinler tercih edilmeli</strong></p>

<p>“Sahurda&nbsp;mideyi rahatsız etmeyecek, ağır olmayan, karbonhidrat içeriği düşük ama protein ve enerji içeriği yüksek besinler tercih edilmelidir.” diyen&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan, şunları da kaydetti:</p>

<p>“Kahvaltı öğünü gibi düşünülerek, peynir, yumurta, zeytin, yeşillikler ve ekmekten oluşan bir menü tercih edilebilir. Eğer bu besinler tok tutmuyorsa, çok aşırı sıcak olmayan (mide rahatsızlığı yapabilir) sıcak bir çorba içilebilir. Çorbanın yanında hafif zeytinyağlı bir yemek de tüketilebilir. Menemen, omlet veya yoğurt içerisine meyve,&nbsp;yulaf&nbsp;ya da&nbsp;mısır gevreği&nbsp;eklenmesi de&nbsp;iyi bir alternatif olabilir. Bu tür besin tercihleri, sağlıklı bir sahur seçeneği oluşturur.”</p>

<p><strong>Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya dondurma…</strong></p>

<p>İftar sofraları denince akla&nbsp;ilk gelenlerin&nbsp;meşhur iftar pideleri ve tatlılar&nbsp;olduğunu dile getiren&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan,&nbsp;şöyle devam etti:</p>

<p>“Elbette ki tatlı tüketilebilir. Zaten normal beslenme düzeninde de tatlı yenilmez diye bir kural yoktur. Bireylerin yaşam tarzlarına göre tatlı tercihleri değişebilir. Ancak Ramazan’da, uzun süreli açlığın ardından kurulan zengin sofraların sonunda genellikle hamur işi ve şerbetli ve yağı fazla olan tatlılar tercih ediliyor. Bu durum mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Çünkü uzun süren açlığın ardından iftarla birlikte hızlı bir besin tüketimi gerçekleşiyor. Ardından tüketilen şerbetli ve yağlı tatlılar, uzun süre düşük seyreden kan şekerini bir anda yükseltiyor ve sonrasında hızlı bir düşüş yaşanıyor. Bu durum, kan şekeri dengesinin bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle, bu tür yağ içeriği yüksek &nbsp;veya şerbetli tatlılar tüketildiğinde, yedikten sonra halsizlik ve modda düşüklük hissedilebilir. Tatlı tüketmek isteyenler, sütlü tatlıları (tavuk göğsü, sütlaç, muhallebi gibi) veya dondurmayı tercih etmelidir. Daha hafif ve sütlü tatlılar, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.”</p>

<p><strong>Önce çorba ardından 15 dakika ara!&nbsp;</strong></p>

<p>Ramazan’ın en önemli öğününün iftar olduğunu&nbsp;söyleyen&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan,&nbsp;“Çünkü uzun süren açlığın ardından ilk kez yemek yenecek olması nedeniyle oldukça önemlidir. Ancak bu öğünde çok yanlış beslenme davranışları sergilenebiliyor. Hatta bazı insanlar açlıkla kaşığı ellerinde bekleyip ezan&nbsp;okunduğu anda yemeğe başlıyorlar. Uzun süren açlık sonrası düşen şekerin dengelenmesi açısından iftar oldukça önemlidir. Bu öğünde, uzun süre boş kalan mideyi yormayacak ve sindirimi kolaylaştıracak besinler tercih edilmeli, kan şekeri dengesini korumaya özen gösterilmelidir. İftariyelik olarak bilinen peynir, hurma, zeytin ve küçük birer dilim pastırma veya sucuk gibi seçeneklerle mideyi yavaş yavaş rahatlatmak faydalı olacaktır.&nbsp;İftara başladıktan sonra çorbayla devam edilebilir. Bir&nbsp;kase&nbsp;çorba içildikten sonra 15-20 dakika dinlenilmesi önerilir. Bu, midenin sindirimine yardımcı olur ve kan şekeri seviyesinin düzenlenmesini sağlar. Bu 20 dakikalık arada namaz kılmak gibi aktivitelerle vakit geçirilebilir. Ardından ana yemeğe geçilebilir. Et yemeği, sebze yemeği, pide, salata ve yoğurt gibi besinlerle iftar tamamlanabilir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>Yeterli sıvı tüketimi, özellikle su tüketimi oldukça önemli!</strong></p>

<p>Ramazan’da sıkça karşılaşılan sorunlardan birinin&nbsp;de sıvı kaybı&nbsp;olduğunu ifade eden&nbsp;Doç. Dr. Müge Arslan, “Yeterli sıvı tüketimi, özellikle su tüketimi oldukça önemlidir. Uzun süren açlık nedeniyle su içmek de ihmal edilebiliyor ve bu durum ciddi dehidrasyona yol açabiliyor. Bu nedenle mümkünse orucunuzu suyla açın ve iftardan sahura kadar su içmeye devam edin. Her ne kadar klasik bir ifade olsa&nbsp;da,&nbsp;bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak gün içinde tüketilmesi gereken su miktarı olan 2 litreyi tamamlamaya çalışın. Çay bu ihtiyacın bir kısmını karşılayabilir, ancak yine de su tüketiminin 2 litre civarında olması önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/ramazanda-iftarda-hizli-yemek-kilo-aldiriyor-1741714085.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan&#039;da Asitli İçeceklere Dikkat!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-asitli-iceceklere-dikkat-1924</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-asitli-iceceklere-dikkat-1924</guid>
                <description><![CDATA[Ağız ve diş sağlığı için ramazanda asitli içeceklere dikkat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Şeker ve asitler diş minesine zarar verebilir</strong></p>

<p><strong>Ramazanda ağız kokusunu gidermek için yapmanız gerekenler</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>Ramazan ayında beslenme alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte ağız kokusu başta olmak üzere bazı farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için yapılması gerekenleri Liv Hospital Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Aydan Gürcan anlattı.</strong></p>

<p> </p>

<p>Ramazan ayında beslenme aralıklarının ve biçimin değişiminden kaynaklı, ağız ve diş bakımında da dikkat edilmesi gereken bazı farklılıklar vardır. Ağız hijyenine gösterdiğimiz özen bu dönemde mutlaka artırılmalıdır. Beslenme biçimimizde farkında olmadan gerçekleşen küçük değişiklikler, ağız ve diş sağlığını negatif etkileyebilmektedir.</p>

<p>İftar ve sahurda şekerli tatlılar, gazlı içecekler ve asitli yiyeceklerin tüketimi artabilmektedir. Şeker ve asitler diş minesine zarar verirler.</p>

<p>Gün içinde diş fırçalanmadığı için yemek artıkları ağızda daha uzun süre kalmaktadır. Sahurdan ve iftardan sonra diş fırçalamadan uyumak, bakterilerin gece boyunca çoğalmasına neden olur. Ayrıca gün içinde su içilmediği için tükürük üretimi azalır ve tükürüğün dişleri temizleyen doğal savunma mekanizmasından faydalanamayız. Tüm bu nedenlerle çürük riski artar. Ağız kokusu ve ağız kuruluğu da orucun sosyal hayata da dokunan önemli etkilerinden birisidir. </p>

<p>Tüm bu problemler göz önüne alındığında yapılması gerekenler aşağıdaki gibi sıralanabilir: </p>

<p> Sahur ve iftar sonrası dişler fırçalanmalı</p>

<p> Özellikle ağız kokusu şikayetine karşın, gün içinde de macunsuz bir şekilde dişler fırçalanabilir.</p>

<p> İftar sonrası şekersiz sakız çiğnenebilir. Sakız tükürük salgısını artırır ve ağız kokusunu azaltır.</p>

<p> Sahurda bol su içilmelidir. </p>

<p>Aşırı tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Bunlar gün içinde susuzluğu artırır.</p>

<p> Diş ipi kullanarak diş aralarındaki yemek artıklarını temizlenmelidir.</p>

<p> Dil temizliği yapılmalıdır. Çünkü dilin üzerinde kötü kokuya neden olan bakteriler birikebilir.</p>

<p> Soğan, sarımsak gibi keskin kokulu yiyecekleri azaltılmalıdır. </p>

<p> Yoğurt tüketmek ağız kokusunu azaltabilir.</p>

<p> Maydanoz ve nane çiğnemek de nefesi ferahlatır.</p>

<p> Aç karnına kahve ve asitli içeceklerden kaçınılmalı.</p>

<p> Sahurda lifli ve protein ağırlıklı beslenilmeli.</p>

<p> Su, süt veya bitki çaylarının tüketimi artırılmalı.</p>

<p> Yoğurt gibi kalsiyum açısından zengin gıdalar tüketilmeli.</p>

<p>Ramazan öncesinde diş hekimi kontrolüne gitmek çürük veya diş eti problemlerini erken tespit edilmesini sağlar.</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Mar 2025 20:27:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/03/ramazanda-asitli-iceceklere-dikkat-1741714054.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da Beslenme Nasıl Olmalı?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-beslenme-nasil-olmali-1891</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ramazanda-beslenme-nasil-olmali-1891</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayının gelmesiyle beslenme konusunda pek çok sorunun gündeme geldiğine dikkat çeken VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında öğün sayısının azalması, öğünler arasındaki saatlerin uzaması ve buna bağlı olarak su ve mineral kayıpları, metabolizmada değişikliklere neden olabilir. Öğünlerin atlanmaması, sahur ve iftarın düzenli bir şekilde yapılması metabolizma hızını korumak için önemlidir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, Ramazan ayında nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.</strong></p>

<p><strong>SAHUR MENÜSÜ</strong></p>

<p>Sahurun Ramazan ayındaki en önemli öğünlerden biri olduğunu belirten Dyt. Nimet Kültekin, “Sahura kalkmamak kan şekerinin düşmesine ve gün içinde halsizlik, sinirlilik gibi sorunlara yol açabilir. Kişi gün içerisinde susuzluğunu artıracak kızartma, hamur işleri, tatlılar, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmalarıdır. Kişi gün içerisinde tok tutan, protein ve lif oranı yüksek besinler tercih etmelidir” diyerek, şu örnek menüyü paylaştı:</p>

<ul>
	<li>1 adet haşlanmış yumurta</li>
	<li>1-2 dilim beyaz peynir</li>
	<li>2 tam ceviz içi</li>
	<li>2-3 ince dilim tam tahıllı ekmek</li>
	<li>1 porsiyon meyve</li>
	<li>Domates, salatalık, yeşillik</li>
	<li>1 su bardağı tarçınlı süt</li>
	<li>Bol su</li>
</ul>

<p><strong>İFTARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ</strong></p>

<p>Uzun süre aç kalan mideye bir anda fazla yemek yüklenmenin hazımsızlığa sebebiyet verdiğini vurgulayan Dyt. Nimet Kültekin, bu durumun önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle paylaştı:</p>

<ul>
	<li>İftar su ile açılmalı, eğer kişi iftarını hurma veya zeytin ile açmak istiyorsa da 1 küçük hurma veya zeytin sonrasında çorbayla devam etmek gerekir.&nbsp;</li>
	<li>10-15 dakika ara verip mideyi biraz dinlendirdikten sonra, mideye yüklenmeden yemekleri iyice çiğneyerek devam edilmelidir.&nbsp;</li>
</ul>

<ul>
	<li>Kızartmalar, kavurmalar, yağlı besinler, aşırı baharatlı ve tuzlu besinler, tatlılar kişinin mide problemi yaşamasına ve kilo alımına yol açabilir. Bu yüzden bu gıdalardan olabildiğince uzak durmak veya porsiyon kontrolü dâhilinde tüketmek gerekir.</li>
	<li>İftar ile sahur arasına eklenecek ara öğün yavaşlamış metabolizmaya destek olacaktır. 1 -2 porsiyon meyve ile beraber bir bardak süt veya yoğurt hem gerekli besin ögesi alımını hem de metabolizmayı destekler.</li>
	<li>Gün içinde susuz kalan vücudu toparlayabilmek için iftar ile sahur arasında en az 2-2.5 litre su içilmelidir.&nbsp;</li>
</ul>

<p><strong>ÖRNEK İFTAR MENÜSÜ</strong></p>

<ul>
	<li>2 su bardağı su</li>
	<li>1 küçük hurma</li>
	<li>1 kâse çorba</li>
	<li>10 dakika ara</li>
	<li>3-4 köfte kadar et/tavuk/balık</li>
	<li>3-4 yemek kaşığı sebze yemeği</li>
	<li>2 kaşık yoğurt veya 1 bardak ayran</li>
	<li>Az yağlı salata</li>
	<li>1-2 dilim tam tahıllı ekmek veya 1-2 dilim pide (25-50 gr)</li>
</ul>

<p><strong>RAMAZAN’DA RİSK ALTINDA OLAN BİREYLER</strong></p>

<p>Dyt. Nimet Kültekin, bazı bireylerin oruç tutmadan önce doktora danışması gerektiğini belirterek şu gruplara dikkat çekti:</p>

<ul>
	<li>Hamileler ve emziren anneler</li>
	<li>Diyabet hastaları</li>
	<li>65 yaş üstü bireyler</li>
	<li>Kronik ilaç kullananlar</li>
	<li>Gelişme çağındaki çocuklar</li>
	<li>Diyaliz hastaları</li>
	<li>Sindirim sistemi problemi olanlar</li>
</ul>

<p>Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilirse hem sağlıklı bir oruç tutulabilir hem de kilo kontrolü sağlanabilir. Bireysel beslenme planı için bir uzmandan destek alınması önerilir” diyerek Ramazan’da sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 22:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/ramazanda-beslenme-nasil-olmali-1740510283.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oruç tutmak isteyen diyabetliler mutlaka doktorları ile görüşmeli</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/oruc-tutmak-isteyen-diyabetliler-mutlaka-doktorlari-ile-gorusmeli-1887</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/oruc-tutmak-isteyen-diyabetliler-mutlaka-doktorlari-ile-gorusmeli-1887</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan’a sayılı günler kaldı. İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan ayında dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bazı diyabetlilerin de oruç tutmak istediğini belirten Alphan, oruç sırasında diyabetlilerin karşılaştığı hipoglisemi (şekerin düşmesi, hiperglisemi (şekerin yükselmesi), diyabetik ketoasidoz (koma), dehidrasyon (susuzluk) ve tromboz gibi risklerin arttığı uyarısında bulunarak diyabetlilerin oruç tutmadan önce mutlaka diyabet hekimi ve diyetisyeniyle görüşmesi gerektiğini söyledi.</strong></p>

<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Emel Alphan, Ramazan’da doğru ve dengeli beslenmenin önemini vurgulayarak tavsiyelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p>Hicri takvimin 9’uncu ayına gelen ve Müslümanların oruç tuttukları ay olan Ramazan’ın 29 veya 30 gün sürdüğünü belirten Prof. Dr. Alphan, “Ramazan her yıl farklı bir zamana denk gelir. Bu ayda Müslümanlar güneşin doğuşu ile batışı arasında oruç tutarlar ve bu da bir gün boyunca hiçbir şey yememek anlamına gelir. Ramazanda oruç tutmak İslam’ın beş şartından biridir ve ergenlikten itibaren her Müslüman oruç tutmak isteyebilir” dedi.</p>

<p>Ramazan ayında yeme içme düzeni ve beslenme alışkanlıklarının normal günlere göre tamamen değiştiğini, bu nedenle çoğunlukla yeterli ve dengeli beslenmenin ihmal edildiğini kaydeden Prof. Dr. Alphan, “Ramazan ayının ülkemizde ayrı bir yeri var. Orucun vücudu toksinlerden temizleyici bir etkisi olduğu biliniyor. Ancak sağlıklı olmanın ilk şartı yeterli ve dengeli beslenmedir. Bu nedenle Ramazan’da beslenmemize çok dikkat etmek gerekiyor” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Oruç sırasında öğünler arasındaki süre çok uzun</strong></p>

<p>Oruç sırasında yiyecek ve içecek hiç tüketilmediği için öğünler arasındaki sürenin çok uzun olduğunu kaydeden Alphan, orucun süresinin meydana gelen fizyolojik değişiklikleri etkilediğini söyledi. Oruç tutmanın normal yeme biçimlerinden, uyku ve uyanıklık düzenlerine kadar büyük bir değişikliğe neden olduğunu ifade eden Alphan, Ramazan orucunda pek çok fizyolojik değişikliklerin olduğunu söyledi.&nbsp;</p>

<p><strong>Kan şekeri, kan yağları ve hormonlarda değişiklikler oluşuyor</strong></p>

<p>Orucun yeme düzenlerini ve enerji alımını etkilediğini ifade eden Alphan, “Ramazan orucu sirkadiyen ritmin ve uyku düzenlerinin bozulmasına neden olur. Oruç sırasında sıvı ve elektrolit kaybının özellikle kötü kontrollü diyabet (şeker) hastalarında potansiyel zararlı etkileri olabilir. Oruç sırasında kan şekeri düzensizlikleri oluşur. Kan yağlarında değişiklikler meydana gelir. Kortizol, leptin, ghrelin gibi hormon düzeylerinde değişiklikler meydana gelebilir” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Oruç kan şekerini nasıl etkiler?</strong></p>

<p>Orucun tüm yetişkin Müslümanlar için dini bir zorunluluk olmasına rağmen kronik hastalıkları olanlar dahil olmak üzere yaşlıların, uzun süre yolculuk yapanların ve menstrüasyon dönemindeki kadınların Ramazan orucundan muaf tutulduğunu hatırlatan Alphan, “Buna rağmen dinen Ramazan orucundan muaf olan pek çok kişi, hatta bazı diyabetliler bile oruç tutmak isteyebilirler. Ramazan ayı, diyabetli Müslümanlarda diyabetin yönetimi açısından büyük öneme sahiptir. Durumun metabolik doğası nedeniyle, diyabetli kişiler besin ve sıvı alımındaki belirgin değişikliklerden kaynaklanan komplikasyon riski altındadırlar. Bu yüzden diyabetliler eğer oruç tutmak isterlerse Ramazan başlamadan 1-2 ay önce mutlaka diyabet hekimi ve diyetisyeniyle görüşmelidirler” tavsiyesinde bulundu. &nbsp;</p>

<p><strong>Oruç sırasında diyabetlilerin karşılaştığı riskler artar</strong></p>

<p>Ramazanda orucun, aralıklı bir açlık durumu olduğunu kaydeden Alphan, “Bu nedenle oruç, glukoneojenik (vücudun karbonhidrat dışı kaynaklardan glikoz sağlaması) faz ile kısmen örtüşen emilim sonrası bir durumdur. Açlık esnasında merkezi sinir sistemi ve diğer birçok doku, tercihen glikojenin yıkımıyla üretilen glikozu kullanır. Karaciğer glikojeni, beyin ve periferik dokular için yaklaşık 8-12 saat boyunca yeterli glikozu sağlayabilir. Ramazan orucu gibi her açlık periyodu, genellikle 12 saatten uzundur ve bu nedenle aralıklı glikojen tükenmesi ve yenilenmesi durumu olarak kabul edilebilir. Açlık diyabetlilerde ve insülin direnci olanlarda aşırı glikojen yıkımına ve glukoneogenezin artmasına neden olabilir. Ek olarak, Tip 1 diyabetlilerde ketogenez oluşumu artabilir. Sonuç olarak, oruç sırasında diyabetlilerin karşılaştığı riskler artar. Bunlar hipoglisemi (şekerin düşmesi, hiperglisemi (şekerin yükselmesi) diyabetik ketoasidoz (koma), dehidrasyon (susuzluk) ve trombozdur. Orucun yanı sıra, iftar yemeklerinin şölen havasında abartılması Ramazan ayında diyabetliler için riski arttırır” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Sahura kalkmamak enerji açığı oluşturur</strong></p>

<p>Ramazan ayının oruç tutanlar için günde iki öğün şeklinde özel beslenme uygulanan ve alışılmışın dışındaki saatlerde yemek yemeyi gerektiren bir dönem olduğunu kaydeden Alphan, “İftar ve sahur gibi alışılmış öğünler dışındaki beslenme, gün boyu vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin öğelerinin karşılanamamasına neden olabilir. Uykudan fedakârlık etmemek için sahura kalkılmaması durumunda, akşamdan alınan besinler yetersiz kalabilir. Gündüz en hareketli dönemde, bütün gün vücudun ihtiyacı olan enerji ve besin öğelerinin karşılanamaması sonucu oluşan enerji açığı, sağlığı olumsuz etkileyebilir. Yalnızca sağlıklı kişilerin oruç tutmaları ve bunun için de sağlıklı beslenme kurallarına uymaları gerekir. Tansiyonu yüksek olanların, diyabetlilerin mide hastalığı olanların (reflü ve ülser vb), böbrek hastaları ve böbreklerinde taş bulunanların, hamile ve emzikli kadınların oruç tutmaları sakıncalıdır” diye konuştu.</p>

<p><strong>Sahur öğünü neden önemlidir?</strong></p>

<p>Sahur öğününün mutlaka yapılması gerektiğini kaydeden Alphan, “Akşam yediği ile oruç tutmak ve 24 saatlik sürede 1 kez ve çok yoğun yemek yenmesi sağlık için uygun değildir, kilo almaya neden olabilir. Sahurda mideyi fazla yormayacak peynir, tam buğday ekmeği, zeytin, domates, salatalık, süt, ıhlamur gibi yiyecek ve içeceklerden oluşan kahvaltı yapılması, gün boyunca mahrum kalınacak suyun ihmal edilmemesi çok önemlidir” dedi.&nbsp;</p>

<p><strong>Sahurda besin değeri yüksek posalı yiyecekler tercih edilmeli</strong></p>

<p>Sahurda arzu ediliyorsa çorbalara da yer verilebileceğini kaydeden Alphan, “Sahurda ne yenilirse yensin, midenin boşalması için gereken sürenin belirli olduğu (3 saatte mide boşalır) ve aşırı yemek yemenin sakıncalı olduğu, unutulmaması gereken en önemli hususlardan biridir. Sahurda aşırı yemek yerine daha yavaş sindirilen, besin değeri yüksek posalı yiyeceklerin seçilmesi, insülin salgısını uyararak çabuk acıkmaya neden olan beyaz undan yapılmış hamur işleri ve şekerden kaçınılması gereklidir. Sahurda tok tuttuğu gerekçesiyle pilav-makarna-börek ve komposto türü besinler yenilmesi, insülin salgılanmasında altta yatan problemi ortaya çıkarabilir. Bu yüzden özellikle diyabet açısından riskli kişilerin, hipoglisemisi (şeker düşüklüğü) olanların şeker yerine tatlandırıcı ile yapılmış komposto vb. kullanmaları uygun olur” diye konuştu.</p>

<p><strong>İftarda şarküteri ürünleri tüketimine dikkat</strong></p>

<p>Sağlıklı iftar öğünü ile ilgili tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. M. Emel Alphan, “İftarda aşırı yemeği bir kerede yemek yerine, gece yatana kadar 2-3 öğün yapılmalıdır. Orucu su ile açmak ve iftarlık olarak da 1-2 zeytin yemek yeterlidir. İftarlık olarak sucuk, salam, sosis, yağlı peynir gibi şarküteri ürünlerinin aşırı tüketimi gereksizdir. Bu ürünlerle hem fazla kalori alınır hem de yağlı olan bu besinlerle kolesterol ve kan yağları yükselebilir. Bu, şişman olanların daha fazla kilo almasına ve kan yağları yüksek olanların da kan yağlarının yükselmesine neden olabilir” uyarısında bulundu.&nbsp;</p>

<p><strong>Orucu açtıktan sonra kısa ara verilmeli</strong></p>

<p>Orucu açtıktan sonra kısa bir ara verilmesini öneren Alphan, “Çorba, salata ve 1 dilim ekmekle veya peynir, ekmek ve çayla oruç açıldıktan sonra, namaz gibi ibadetlerin yapılıp, 1 saat sonra ızgara veya haşlanmış et, balık, tavuk veya az yağlı etli sebze yemekleri veya etli dolma ve sarmalar, yoğurt, tam buğday ekmeği gibi yiyeceklerin tercih edilmesi uygun olur. Yemekten bir süre sonra 1-2 porsiyon meyve mutlaka yenilmelidir.&nbsp; Eğer istenirse sütlü tatlı (tatlandırıcılı olabilir) veya yoğurt yenilebilir, gece süt içilebilir” dedi.</p>

<p><strong>Tek öğünde aşırı yemek kilo aldırıyor</strong></p>

<p>Hamurlu yiyecekler, aşırı yağlı börekler ve yağda kızartılmış yiyecekler, şerbetli hamur tatlılarının mideyi yorduğunu ve sağlıklı beslenme için gerekli olan diğer yiyeceklerin yenilmesini engellediğini kaydeden Alphan, “Oruç sırasında uzun süreli açlığa bağlı olarak metabolizma hızı azaldığı için tek öğünde aşırı yemek yenilirse, kilo alınır. İftardan sonra vücudun ihtiyacı kadar su ve sıvı besinlerin (2 litre/gün)&nbsp; içilmelidir. Gece yatmadan önce de bir bardak süt içilmesi günlük kalsiyum ihtiyacını karşılaması açısından önemlidir.” dedi.&nbsp; Prof. Dr. M. Emel Alphan, her iki öğünden sonra hemen yatağa girilmemesi ve ev içinde yürüme gibi egzersizler yapılmasının uygun olacağını sözlerine ekledi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Feb 2025 22:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/oruc-tutmak-isteyen-diyabetliler-mutlaka-doktorlari-ile-gorusmeli-1740510257.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meyve suyu ihracatı 574 milyon dolara ulaştı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/meyve-suyu-ihracati-574-milyon-dolara-ulasti-1883</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/meyve-suyu-ihracati-574-milyon-dolara-ulasti-1883</guid>
                <description><![CDATA[Meyve suyu sektörü 2024 yılı için belirlediği 500 milyon dolar ihracat hedefini 74 milyon dolar aştı. Meyve suyu sektörü, Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatında 2024 yılında da alt sektörler arasında lider oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin meyve suyu ihracatı 2024 yılında yüzde 27’lik artışla 452 milyon dolardan 574 milyon dolara ulaştı.</p>

<p>Meyve sebze mamulleri sektörü 2024 yılında 2 milyar 728 milyon dolar ihracata imza atarken, meyve sebze mamulleri sektöründe ihracat şampiyonu meyve suyu sektörü, meyve sebze mamulleri ihracatının yüzde 21’ini tek başına gerçekleştirdi. Meyve suyu sektörü 2023 yılında meyve sebze mamulleri ihracatının yüzde 18’ine imza atmıştı.</p>

<p>Meyve suyu sektörünün 2028 yılı için belirlediği 1 milyar dolar ihracat hedefine emin adımlarla ilerlediğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye’nin 2024 yılında 154 ülke ve gümrüklü bölgeye meyve suyu ihraç etme başarısı gösterdiğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p>Türkiye’de meyve üretiminin 30 milyon ton olduğu bilgisini veren Uçak, yıllık meyve üretiminin yüzde 10’unun meyve suyu endüstrisi tarafından işlendiğini ve katma değere dönüştürüldüğünü, Türkiye’nin meyve suyu ihracatının miktar bazında yüzde 14’lük artışla 227 bin tondan, 259 bin tona ilerlediğinin altını çizdi.&nbsp;</p>

<p><strong>Elma suyu konsantresi ihracat lideri</strong></p>

<p>Türkiye’de iç piyasaya şeftali, kayısı, vişne, portakal suları ağırlıklı bir tüketim olduğunu aktaran Başkan Uçak, “Türkiye’nin konsantre (yarı mamul) ihracatının 303 milyon dolarlık büyük kısmı elma suyu konsantresinden geliyor. Elma suyu konsantresi toplam ihracattan yüzde 53 pay alıyor. Portakal suyu 16 milyon dolar olurken, üzüm suyu, tropikal meyve suları, nar, siyah havuç konsantresi Türkiye’nin rekabet gücü çok yüksek ürünleri arasında geliyor” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>Meyve suyunda Avrupa’da kişi başı tüketimin 20 kg. seviyelerinde olduğunu dillendiren Uçak şöyle devam etti: “Türkiye’de meyve suyu tüketimi 10 kg. mertebesinde. Meyve suyu sektörümüz hem ihracatta hem de iç piyasada büyüme potansiyeline sahip. 2028 yılında Türkiye’nin meyve suyu ihracatından döviz getirisiniz 1 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p>Türkiye’deki meyve üretiminin çeşitliliğinin meyve suyu yatırımlarına zemin oluşturduğuna dikkati çeken Başkan Uçak, meyve suyu sektörünün önümüzdeki yıllarda meyve sebze mamulleri sektöründe ihracat şampiyonluğunu geliştirerek koruyacağını sözlerine ekledi.&nbsp;</p>

<p><strong>ABD, Hollanda ve İtalya ilk üç ülke&nbsp;</strong></p>

<p>Türkiye 2024 yılında 574 milyon dolarlık meyve suyu ihraç ederken, en çok meyve suyu ihraç ettiği ülke 243 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. 2023 yılında 196 milyon dolarlık Türk meyve suyu talep eden ABD, 2024 yılında talebini yüzde 24 arttırdı.&nbsp;</p>

<p>Meyve suyu ihracatında ikinci ülke yüzde 85’lik ihracat artışıyla 36,5 milyon dolarlak 67,6 milyon dolara yükselen Hollanda oldu. Zirvenin üçüncü basamağında 26,5 milyon dolarla İtalya yer aldı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Feb 2025 16:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/meyve-suyu-ihracati-574-milyon-dolara-ulasti-1740316385.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuvvetli Kar Yağışı ve Sibirya Soğukları Geliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kuvvetli-kar-yagisi-ve-sibirya-soguklari-geliyor-1880</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kuvvetli-kar-yagisi-ve-sibirya-soguklari-geliyor-1880</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı AKOM, 17 Şubat 2025 Pazartesi itibarıyla İstanbul’da şiddetli yağış ve soğuk hava dalgasının etkili olacağını duyurdu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hafta boyunca sıcaklıkların hızla düşmesiyle birlikte, yağışların&nbsp;<strong>Çarşamba gününden itibaren karla karışık yağmura ve kara dönüşmesi bekleniyor.&nbsp;</strong>Haftalık tahminlere göre Perşembe devam edecek&nbsp;<strong>kar yağışının Cuma ve Cumartesi kuvvetleneceği ve kent genelinde etkili olacağı öngörülüyor.</strong>&nbsp;Vatandaşların buzlanma, don ve ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı dikkatli olmaları gerektiği bildirildi.</p>

<p><strong>SİBİRYA SOĞUKLARI GERİ DÖNÜYOR</strong></p>

<p>Uzmanların tahminlerine göre İstanbul ve çevresi, hafta boyunca Sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgasının etkisine girecek. Hava sıcaklıklarının 0 - 3°C arasında seyredeceği, Çarşamba gününden itibaren ise karla karışık yağmur görüleceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>BARAJ DOLULUK ORANI VE DENİZ SUYU SICAKLIĞI</strong></p>

<p>Şehir genelindeki barajların&nbsp;<strong>doluluk oranı %61,42 seviyesine ulaşarak 533 milyon m³ su seviyesine ulaştı.</strong>&nbsp;Deniz suyu sıcaklığı ise 9°C olarak ölçüldü.</p>

<p><strong>ULAŞIMDA AKSAMALAR YAŞANABİLİR</strong></p>

<p>AKOM, sürücüleri özellikle gece ve sabah saatlerinde don ve buzlanma riskine karşı dikkatli olmaya çağırdı. Şehir genelinde kar yağışıyla birlikte yolların kapanabileceği, ulaşımda aksaklıkların yaşanabileceği ve gizli buzlanma riskinin arttığı bildirildi.</p>

<p>Yetkililer, hava sıcaklıklarının 25 Şubat’a kadar mevsim normallerinin 4 - 8°C altında seyredeceğini ve 26 Şubat - 5 Mart tarihleri arasında normale dönmesinin beklendiğini belirtti. Vatandaşların güncel hava durumu tahminlerini takip etmeleri ve zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları önerildi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 16:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/kuvvetli-kar-yagisi-ve-sibirya-soguklari-geliyor-1739798213.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Parti Kongresine Malatya&#039;dan Bin Kişi Katılacak!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ak-parti-kongresine-malatyadan-bin-kisi-katilacak-1877</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ak-parti-kongresine-malatyadan-bin-kisi-katilacak-1877</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan basın mensuplarıyla bir araya gelerek 23 Şubat Pazar günü Ankara'da yapılacak olan kongre için davette bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Malatya İl Başkanı Ali Bakan basın mensuplarıyla bir araya gelerek 23 Şubat Pazar günü Ankara'da yapılacak olan kongre için davette bulundu. Ali Bakan şu açıklamalarda bulundu.&nbsp;</p>

<p>Kıymetli Basın Mensupları,</p>

<p>12 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ilçe kongrelerimizle başlayan ve 24 Ocak 2025 tarihinde il kongrelerimizle taçlanan kongre sürecimizi büyük bir onur ve gurur içerisinde tamamlamış bulunuyoruz. Bu süreçte, 13 ilçemizde gerçekleştirdiğimiz Gençlik Kolları Kongreleri, Kadın Kolları Kongreleri, İlçe Ana Kademe Kongreleri ve son olarak Sayın Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen "Umut’un, İcraatın ve Geleceğin Adı AK Parti" sloganıyla yapılan ilk kongremiz, partimizin geleceğine yönelik çok önemli bir adım olmuştur. Bu kongrelerle birlikte, il yönetimimizi, il yürütme kurulumuzu ve ilçe koordinatörlerimizi belirleyerek çalışmalarımıza hızla başlamış bulunuyoruz.</p>

<p>Bu süreçte, bizlere büyük bir destek ve sevgiyle yaklaşan kıymetli Malatyalı hemşehrilerimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Malatya, AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana Cumhurbaşkanımızın yanında yer alarak hem genel seçimlerde hem de yerel seçimlerde büyük bir destekle partimizin gücüne güç katmıştır. Hep birlikte, Türkiye'nin geleceği adına önemli bir yolculuğa çıktık ve Malatya bu yolculukta her zaman önemli bir yer tutmuştur. Büyük Türkiye yolunda, Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasında dimdik durarak, Malatya'nın büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlamıştır.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türkiye'nin büyük hayallerini gerçeğe dönüştüren bir parti olduk. Her bir vatandaşımıza daha iyi bir yaşam sunabilmek adına, Türkiye'nin dört bir köşesinde adım adım çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bizler de, Cumhurbaşkanımızın çizdiği istikamette ilerleyerek, partimizi daha da ileriye taşımaya kararlıyız.</p>

<p>Kıymetli Basın Mensupları,&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>6 Şubat 2023 tarihinde, ülkemizi derinden sarsan Kahramanmaraş merkezli depremler, asrın felaketi olarak tarihe geçti. On binlerce canımızı kaybettik, 100 bin ‘in üzerinde vatandaşımız yaralandı ve 1.5 milyon ’un üzerinde vatandaşımız evsiz kaldı. Bu büyük felakette en çok hasar gören illerimizin başında Malatya yer aldı. Depremin hemen ardından, devletimiz ve hükümetimiz, Malatya'nın imar ve inşası için gece gündüz çalışmaya başladı ve şehrimizde depremin açtığı yaraları sarmak için el birliğiyle gayret gösterdi.</p>

<p>Bugün geldiğimiz noktada, Malatya’da yaklaşık 20 bin konut ve 6 bin köy evi teslim edilmiş durumda. 2025 yılı sonunda ise 55 bin 496 konut, 10 bin 714 iş yeri ve 13 bin 210 köy evi olmak üzere toplamda 79 bin 420 konut, iş yeri ve köy evi teslim etmeyi hedefliyoruz. Bu sayede, depremzedelerimizin yaşadığı zorlukları bir bir geride bırakıp, Malatya'da herkesin güvenle yaşayabileceği sağlam binalarda barınmasını sağlayacağız. Malatyalı hemşehrilerimiz asla yalnız değildir ve hiçbir depremzede evsiz kalmayacaktır.</p>

<p>Kıymetli Basın Mensupları ve Değerli Hemşehrilerim,&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>İl başkanı olarak göreve gelmemizle birlikte, milletvekillerimizle, belediye başkanlarımızla ve tüm yerel yönetimlerle birlikte Malatya’nın imar ve ihyasına yönelik tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Şehrimizin her bir köyünden, her bir mahallesine kadar, Malatya'yı yeniden inşa etmek için gece gündüz demeden çalışacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde, sadece konutları değil, aynı zamanda şehrimizin ekonomik, sosyal ve kültürel altyapısını da güçlendireceğiz.</p>

<p>Bu süreçte, vatandaşlarımızın güvenliğini ön planda tutarak, aynı zamanda sürdürülebilir ve çevre dostu projelere imza atacağız. Malatya’yı, geleceğe hazırlayan bir şehir haline getirmek için tüm paydaşlarla iş birliği yaparak, her adımımızı titizlikle planlayacağız. Her bir Malatyalı, bu sürecin bir parçası olacak ve bu büyük kalkınmanın içinde yer alacaktır.</p>

<p>Değerli Basın Mensupları,&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>Sekizinci Olağan Kongremiz başarıyla tamamladık, şimdi gözlerimiz Ankara'da yapılacak büyük kongremizde. 23 Şubat Pazar günü yapılacak olan bu kongre, Türkiye Yüzyılı’nın büyük kongresi olacak. Bu tarihi gün, yalnızca partimiz için değil, ülkemiz için de çok önemli bir anlam taşıyacak. Dünya genelinde tüm mazlum coğrafyaların umutla baktığı Türkiye’nin, güçlü liderliği ve kararlı adımları bu kongrede bir kez daha ortaya çıkacak. Hep birlikte, bu önemli ana şahitlik edeceğiz.</p>

<p>Malatya Teşkilatı olarak, bu önemli günde Cumhurbaşkanımızı yalnız bırakmamak ve bu tarihi anı birlikte yaşamak için yaklaşık 1.000 kişilik bir kafile ile Ankara’daki kongremize katılım sağlayacağız. Bu süreçte, AK Parti'ye gönül veren, Cumhurbaşkanımıza gönül vermiş tüm hemşehrilerimizi de kongremize davet ediyoruz. Umudun icraatın ve geleceğin adı diyerek başlattığımız sekizinci olağan kongre sürecimizi “Adında Ak Işığında İstikbal” bulunan büyük kongremizle tamamlayarak Türkiye’ye hizmet etmeye devam edeceğiz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 13:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/ak-parti-kongresine-malatyadan-bin-kisi-katilacak-1739789007.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüik Türkiye’nin %49,6’sı mutlu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-turkiyenin-496si-mutlu-1870</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-turkiyenin-496si-mutlu-1870</guid>
                <description><![CDATA[Kadınlar daha mutlu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><br />
Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2023 yılında %50,3 iken 2024 yılında %46,9 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2023 yılında %55,1 iken 2024 yılında %52,3 oldu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Evliler evli olmayanlardan daha mutlu</strong></p>

<p><br />
Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2024 yılında %52,5 iken evli olmayanlarda bu oran, %44,0 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin %49,5’inin, evli kadınların ise %55,4’ünün mutlu olduğu gözlendi.<br />
 </p>

<p><strong>Mutluluk oranı sadece 25-34 yaş grubunda arttı</strong></p>

<p><br />
Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde 25-34 yaş grubunda 2023 yılında %50,7 iken 2024 yılında 0,3 puan artış ile %51,0 oldu.<br />
<br />
Mutluluk oranı 25-34 yaş grubu haricinde diğer tüm gruplarda azaldı. Mutluluk oranının en fazla azaldığı yaş grubu 7,1 puan azalış ile 45-54 yaş grubunda oldu.  Bu yaş grubunda 2023 yılında %53,6 olan mutluluk oranı 2024 yılında %46,5 oldu. Mutluluk oranı 55-64 yaş grubunda bir önceki yıla göre 2,2 puan azalarak %47,5 olarak tahmin edildi. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2023 yılında %56,0 iken 2024 yılında 1,9 puan azalarak %54,1 oldu.</p>

<p><strong>Bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri</strong></p>

<p> </p>

<p>Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2024 yılında %72,9 olurken bunu sırasıyla; %13,2 ile çocukları, %4,2 ile kendisi, %3,4 ile eşi, %3,0 ile annesi/babası ve %1,9 ile torunları takip etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti</strong></p>

<p> </p>

<p>Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2024 yılında %68,3 olurken bunu sırasıyla; %14,4 ile sevgi, %8,9 ile başarı, %6,4 ile para ve %1,8 ile iş takip etti.</p>

<p> </p>

<p><strong>Her 100 kişiden 64’ü geleceğinden umutlu</strong></p>

<p> </p>

<p>Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2024 yılında %64,3 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı %63,6 iken kadınlarda bu oran %64,9 oldu.<br />
 </p>

<p><strong>Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 5,7 oldu</strong></p>

<p><br />
Bireylerin  hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için ”0”, çok memnun olanlar için ”10” arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2023 ve 2024 yıllarında 5,7 olarak hesaplandı. Erkeklerde 2023 yılında 5,6 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 0,1 puan artış ile 5,7 olurken kadınlarda 2023 yılında 5,8 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 0,1 azalış ile 2024 yılında 5,7 oldu.</p>

<p> </p>

<p><strong>En yüksek memnuniyet oranı %72,1 ile asayiş hizmetlerinde</strong></p>

<p><br />
Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2024 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı %72,1 olurken bunu sırasıyla %67,4 ile ulaştırma, %63,2 ile sağlık, %58,8 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, %55,9 ile adli ve %53,5 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.</p>

<p><strong>Ülkenin en önemli sorunu hayat pahalılığı oldu</strong></p>

<p><br />
Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2024 yılında hayat pahalılığı %29,2 ile ilk sırada yer alırken %15,7 ile eğitim ikinci sırada ve yoksulluk %14,0 ile üçüncü sırada yer aldı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 13:24:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/tuik-turkiyenin-496si-mutlu-1739787865.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Mevsiminde Bağışıklığınızı Güçlü Tutmanın Yolları</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kis-mevsiminde-bagisikliginizi-guclu-tutmanin-yollari-1863</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kis-mevsiminde-bagisikliginizi-guclu-tutmanin-yollari-1863</guid>
                <description><![CDATA[Uzm. Dyt. Aksoy, ‘’Kış mevsiminde havaların soğumasıyla beraber hastalıkların yayılma hızı daha da artıyor. Kapalı ortamlara daha fazla maruz kalmak, iç ve dış ortamlardaki sıcaklık değişimleri gibi nedenler bağışıklık sistemi savunmasını olumsuz etkiliyor.’’ dedi.  ‘’Bu nedenle, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklardan korunmak için dengeli ve mevsimine uygun beslenme tarzı benimsemek oldukça önemlidir.’’ şeklinde sözlerine devam etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Dyt. Aksoy,<strong> ‘’</strong>Kış mevsiminde havaların soğumasıyla beraber hastalıkların yayılma hızı daha da artıyor. Kapalı ortamlara daha fazla maruz kalmak, iç ve dış ortamlardaki sıcaklık değişimleri gibi nedenler bağışıklık sistemi savunmasını olumsuz etkiliyor.’’ dedi.  ‘’Bu nedenle, bağışıklığı güçlendirmek ve hastalıklardan korunmak için dengeli ve mevsimine uygun beslenme tarzı benimsemek oldukça önemlidir.’’ şeklinde sözlerine devam etti.</p>

<p>Bu dönemde en çok merak edilen hangi besinin bağışıklık için önemli olduğudur. Öncelikli olarak, bağışıklık sistemini destekleyen C vitamini açısından zengin portakal, mandalina, greyfurt, limon gibi narenciyeler, kivi, kuşburnu çayı, renkli biberler ve maydanoz gibi besinleri kış aylarında sofralarınızdan eksik etmemelisiniz. C vitamininin iyi kaynakları olan bu besinler, soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan korunmak için faydalıdır. </p>

<p>Bağışıklık savunması için önemli olan bir diğer besin bileşimi de antioksidan kaynağı olan renkli sebze ve meyvelerdir. Renkli sebze ve meyveler, hem bağışıklık sistemini güçlendirir, hem vücudun kışa bağlı olarak düşen enerji seviyesini artırır hem de vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri sağlar. Ayrıca yoğurt ve kefir gibi probiyotiklerin de bağışıklık sistemine katkısı büyüktür.</p>

<p>Uzm. Dyt. Aksoy,  soğuk havalarda vücudun sıvı dengesine dikkat çekerek<strong> ‘’</strong>Kış aylarında hava sıcaklığının düşmesine, terlemenin azalmasına bağlı olarak su tüketimi de genellikle azalır, ancak vücudun sıvı ihtiyacı yılın her döneminde devam eder. Dolayısıyla günde 2-2,5 litre su tüketimi, metabolizmanın düzgün çalışması ve toksinlerin atılması için önemlidir. Kışın su içmekte zorlananlar hastalıkları önleyici bitki çaylarını da tercih edebilirler. Düzenli ilaç kullananlar, kronik hastalığı veya besin alerjisi olanlar bitki çayı seçiminde daha dikkatli olmalıdır.’’ şeklinde uyardı.</p>

<p>Sonbaharla beraber hareketsizlik ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelme, tatlı krizleri gibi davranışlar beraberinde fazla kiloyu da getiriyor. Enerji yoğunluğu yüksek, işlenmiş-paketli gıdalardan ve aşırı şekerli yiyeceklerden kaçınmak, vücudun savunma sistemi, kilo kontrolü ve genel sağlık açısından önemlidir. Bu gıdalar yerine tam tahıllı ürünler, ceviz, fındık, badem, avokado gibi sağlıklı yağlar, süt ürünleri, sebze ve meyveler tercih edilebilir.</p>

<p>Antiinflamatuar özellikleri nedeniyle kış aylarında yiyecek ve içeceklerinize zencefil ve zerdeçal eklemeyi ihmal etmemelisiniz. </p>

<p>Uzm. Dyt. Aksoy, sözlerine devam ederek beslenme konusunda önerilerde bulundu. ‘<strong>’</strong>Kış aylarında sağlıklı bir beslenme planı, bağışıklığı güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda kış depresyonuna yakalanma riskini de azaltır. Mevsimsel sağlıklı besinlerle zenginleştirilmiş bir beslenme planı, hem sağlıklı hem de enerji dolu, ruha iyi gelen bir kış geçirmenizi sağlar. Mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin seviyesini artıracak muz, ananas, ceviz, fındık, badem, peynir, yumurta, et, balık gibi gıdalara da beslenmenizde yer vermelisiniz. Bu gıdaların tüketilmesi ve olabildiğince güneş ışığından yararlanmak, egzersiz yapıyor olmak da zihinsel sağlığa ve ruh haline destek olacaktır.’’</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 14:40:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/kis-mevsiminde-bagisikliginizi-guclu-tutmanin-yollari-1739360459.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Geçmeyen Öksürük Hangi Hastalıkların Habercisi?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/cocuklarda-gecmeyen-oksuruk-hangi-hastaliklarin-habercisi-1862</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/cocuklarda-gecmeyen-oksuruk-hangi-hastaliklarin-habercisi-1862</guid>
                <description><![CDATA[Solunum sistemimizi koruyan doğal bir savunma mekanizması olan öksürük, bu rolü nedeniyle önemli olsa da çocuklar söz konusu olduğunda hastaneye başvuru nedenlerinin en başında geliyor. “Akut” tanımına giren ve 2 haftaya kadar süren öksürük genellikle kendiliğinden iyileşirken, 3-12 hafta arasında süren öksürük “kronik” olarak tanımlanıyor. Uzun süre devam eden,  geçmek bilmeyen bu tipteki öksürüğün çocukların uyku düzenini ve günlük  hayatını olumsuz yönde etkilemesinin yanı sıra önemli bir sağlık sorununa da işaret edebileceğini belirten Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı, “Solunum hastalığı olmayan, sağlıklı bir okul çağı çocuğu normalde günde ortalama 10-11 kez, hatta bazen 34 kez kadar öksürebilir. Ancak öksürük 3 haftadan fazla sürerse, çocuğun yaşam kalitesini arttırmak ve altta yatan etkenin saptanıp tedavi edilmesini sağlamak için mutlaka hekime başvurmak gerekir” diyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Solunum sistemimizi koruyan doğal bir savunma mekanizması olan öksürük, bu rolü nedeniyle önemli olsa da çocuklar söz konusu olduğunda hastaneye başvuru nedenlerinin en başında geliyor. “Akut” tanımına giren ve 2 haftaya kadar süren öksürük genellikle kendiliğinden iyileşirken, 3-12 hafta arasında süren öksürük “kronik” olarak tanımlanıyor. Uzun süre devam eden,  geçmek bilmeyen bu tipteki öksürüğün çocukların uyku düzenini ve günlük  hayatını olumsuz yönde etkilemesinin yanı sıra önemli bir sağlık sorununa da işaret edebileceğini belirten <strong>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı, </strong>“Solunum hastalığı olmayan, sağlıklı bir okul çağı çocuğu normalde günde ortalama 10-11 kez, hatta bazen 34 kez kadar öksürebilir. Ancak öksürük 3 haftadan fazla sürerse, çocuğun yaşam kalitesini arttırmak ve altta yatan etkenin saptanıp tedavi edilmesini sağlamak için mutlaka hekime başvurmak gerekir” diyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>En yaygın nedenleri: Reflü, astım ve bakteriyel bronşit </strong></p>

<p>Solunum yolu hastalıklarının en önemli ve en sık görülen semptomlarından biri olan öksürük “Hava yollarındaki yabancı maddeleri ve mukusu temizlemeye yönelik, ani ve patlayıcı nefes verme manevrası” olarak tanımlanıyor. Öksürük refleksi çocuklarda yaklaşık 5 yaş civarında olgunlaşıyor. Çocuklarda oluşan sekresyonlar bu yaştan önce kolay çıkarılamıyor. Bu nedenle çocuklara 5 yaşından önce kabuklu yiyecekler verilmemesi öneriliyor. Çocuklarda kronik öksürük yapan nedenlerin başında ise mide-özofagus reflüsü, astım, uzamış bakteriyel bronşit ile geniz akıntısı sendromu olarak da bilinen üst hava yolu öksürük sendromu geliyor. Geniz akıntısının en önemli nedenini, sekresyon üretiminin fazlalaştığı alerjik rinit ve devamlı akıntının olduğu kronik sinüzit oluşturuyor. İlk 4 ay içinde bebeklerde görülen mide-özafagus reflüsünün yol açtığı öksürük beslenme sonrasında belirginleşiyor ve yatar pozisyonda şiddetleniyor. Bir yaşından sonra da kendiliğinden azalıyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Gece öksürüğü astıma işaret edebilir!</strong></p>

<p>Çocuklarda ani ve geçici öksürük “boğmaca benzeri öksürük sendromu” olarak nitelendiriliyor. Gece öksürüklerinin genelde astım ve mide-özafagus reflüsünü düşündürdüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı,  “Astıma bağlı öksürükler alerjik etkenler sebebiyle gelişebileceği gibi enfeksiyonlar ile hatta efor esnasında, ağlama, gülme ve konuşmayla tetiklenip artabilir. Uzamış bakteriyel bronşitte çocuk daha yorgun görünür, vücut ısısı artar ve bu duruma balgamlı öksürük eşlik eder. Psikojenik öksürükte gün içerisinde aralıklı yineleyen kuru, kaz ötmesi gibi bir öksürük gözlemlenir. Çocuk sağlıklı görünür, hatta ilgisi başka yöne çekildiğinde ve gece uyku sırasında bulgular kaybolur” diyor. </p>

<p> </p>

<p><strong>Balgamlı öksürük bronşit ve zatürre habercisi olabilir! </strong></p>

<p>Kronik öksürüğün spesifik ve non-spesifik olmak üzere ikiye ayrıldığına değinen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı, “Spesifik öksürükte altta yatan solunum veya sistemik hastalıkla ilişkili bir neden ya da anormallik saptanır. Bronşit ve pnömoni (zatürre)  gibi hastalıklarda çok sık görülen balgamlı öksürük, spesifik öksürük varlığının en iyi göstergesidir. Non-spesifik öksürük ise sağlıklı görünen çocuklarda da ortaya çıkabilen, viral enfeksiyon ile ilişkilendirilen ve genellikle tedavisiz düzelen öksürüktür” diyor.</p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Yanında asla sigara içmeseniz bile…</strong></p>

<p>Sigara içmek veya dumanına maruz kalmak ülkemizde kronik öksürüğün önde gelen nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Sigara dumanına maruziyet;  sekresyon üretimine ve bronş spazmlarına yol açarak uzayan öksürüğe neden oluyor. Bebek ya da çocuklarla aynı ortamda içilmiş olmasa bile içen kişinin üzerine ve vücuduna sinen sigara aerosolleri çocukta bronş hassasiyeti yaratıyor. Bu durum da erken çocukluk çağı astım ataklarının, viral enfeksiyonlarla beraber en sık görülen sebeplerinden birini oluşturuyor. </p>

<p><strong> </strong></p>

<p><strong>Tedavi altta yatan nedene göre düzenleniyor</strong></p>

<p>Öksürükte tedavinin altta yatan nedene göre şekillenmesi gerektiğini vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı, şunları söylüyor: “Özellikle uzamış öksürükte ya da kliniğin kötü olduğu akut öksürükte akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Tedavi kronik öksürüğe yol açan etkene ve bulgulara göre düzenlenir. Uzamış balgamlı öksürüklerde başlangıçta, uzamış bronşit veya kronik sinüzite yönelik antibiyotik tedavisi; uzamış kuru öksürüklerde nebülizatör denilen cihazlar ya da inhaler olarak adlandırılan aparatlarla verilen bronş genişletici ilaçlar kullanılır ve ilaca yanıtı değerlendirilir.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 14:40:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/cocuklarda-gecmeyen-oksuruk-hangi-hastaliklarin-habercisi-1739360452.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elektronik sigara da bağımlılık yaratıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/elektronik-sigara-da-bagimlilik-yaratiyor-1860</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/elektronik-sigara-da-bagimlilik-yaratiyor-1860</guid>
                <description><![CDATA[Ölümcül tüm rahatsızlıkların başlıca nedeni olan sigara, bağımlılık özelliği sebebiyle milyonlarca insanın isteyip de kurtulamadığı bir alışkanlık. Sigaradan bir türlü kopamayanların da çözümü elektronik sigaralarda aradığını ifade eden Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez, “Ancak elektronik sigaralar sanıldığı kadar zararsız değil. İçeriğindeki nikotin sebebiyle en az normal sigaralar kadar şiddetli bağımlılığa sebep olurken, akciğerde de çeşitli hasarlara yol açıyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong> </strong></p>

<p>Elektronik sigaraların buhar şeklinde solunum yoluyla akciğerlere ulaştığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Sönmez, “Bu ürünler aromatik katkı maddeleri dışında nikotin veya THC gibi yağda çözünen ve bağımlılık yapan maddeler içerir. Bu nedenle elektronik sigaraların hava yolları ve akciğer dokusunda yarattığı hasarlara ait bildirilen vaka sayısı her geçen gün hızla artıyor” şeklinde konuştu.</p>

<p> </p>

<p><strong>Elektronik sigaranın ilk hedefi gençler</strong></p>

<p>Tüm dünyada e-sigara kullanımının önemli ölçüde yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Esra Sönmez, “Elektronik sigara, aslında yine tütün endüstrisinin bir ürünüdür. Özellikle ana hedef kitlesini gençlerin oluşturduğu bu ürünün kullanımı endişe verici şekilde artmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki lise öğrencilerinin yüzde 20’ye yakınının elektronik sigara kullandığı bildiriliyor. Öyle ki, yakın gelecekte e-sigara satışlarının normal sigara satışlarını geride bırakabileceği bile öngörülüyor” dedi.</p>

<p> </p>

<p>Uzman Dr. Esra Sönmez elektronik sigaralarla ilgili 3 büyük doğru bilinen yanlışı sıraladı:</p>

<p> </p>

<ol>
	<li><strong>Elektronik sigaralar zararsızdır: </strong>Elektronik sigaralar, diğer tütün ürünlerine kıyasla daha az toksik madde içerir ama kesinlikle masum değildir. Elektronik sigaralar akciğere direkt toksik etkiyle hasar verir ve ölüme yol açabilir. ABD merkezli Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri’nin (CDC) yayınladığı verilere göre 2020 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde elektronik sigaraya bağlı 2 bin 807 akciğer hasarı vakası bildirildi ve bu vakaların 68’i ölümle sonuçlandı. </li>
	<li><strong>Elektronik sigaralar bağımlılık yapmaz: </strong>Elektronik sigaralar da normal sigaralar gibi nikotin içerdiği için bağımlılığa sebep olur.</li>
	<li><strong>Elektronik sigaralar, içiciliği bitirmeye yardımcı olur: </strong>Elektronik sigara kullanarak bu alışkanlıktan kurtulmaya çalışanların kısa sürede sigaraya geri döndüğü gözlemlenmiştir. Bu sebeple de tütün bağımlılığı tedavisinde yeri yoktur. Tıp nezdinde kendini kanıtlamış tedavi yöntemleri hakkında bilgi almak için uzman bir sağlık kuruluşundan yardım alınabilir.</li>
</ol>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 14:40:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/elektronik-sigara-da-bagimlilik-yaratiyor-1739360424.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sahte içki kâbusu… Can kaybı artıyor, uzmanlar uyarıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/sahte-icki-kabusu-can-kaybi-artiyor-uzmanlar-uyariyor-1850</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/sahte-icki-kabusu-can-kaybi-artiyor-uzmanlar-uyariyor-1850</guid>
                <description><![CDATA[Sahte içkinin tehlikelerine dikkat çekerek, metanolün insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, metanol zehirlenmesinde hızlı müdahalenin hayati öneme sahip olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Halk arasında ‘sahte içki’ denilen metanol zehirlenmesinde ilk başta normal alkol zehirlenmesine benzeyen belirtiler görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Keleş, “Bir saatten sonra belirtiler değişmeye başlıyor. Alkol yüzde 100’e yakın emiliyor ve kanda çözünerek bütün organlara taşınıyor.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, sahte içkinin tehlikelerine dikkat çekerek, metanolün insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini anlattı.</p>

<p><strong>Metanol zehirlenmesi çok hızlı oluşuyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, son zamanlarda ‘sahte içki’ denilen metanol zehirlenmesiyle çok sık karşılaşıldığını dile getirerek, “Metanol içki yapımında kullanılan etanole göre biraz daha ucuz ve üretimi biraz daha kolay olduğu için, evde veya merdiven altı diye tabir ettiğimiz yerlerde üretimde kullanılıyor. Sahte içki diye halk arasında tabir edilen metanol zehirlenmesinde en önemli özellik, metanolün vücuda girdikten sonra dönüştüğü maddeler. Asıl zehir olan onlar ve çok hızlı bir şekilde dönüşüyor. Öncelikli olarak formaldehit dediğimiz bir maddeye dönüşüyor. Daha sonra da formik asit dediğimiz başka bir maddeye dönüşüyor. Formaldehit dediğimiz maddeyi patolojik inceleme yapmak için, dokuları sabitleştirmek için kullanıyoruz. Yani bir diğer ifadeyle onları parçalamak için kullanıyoruz.” dedi.</p>

<p><strong>İlk başta normal alkol zehirlenmesine benziyor</strong></p>

<p>Metanol zehirlenmesinde ilk etapta normal içkiyi alan kişilerde görülen belirtilere benzer belirtiler meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, “Bulantı, kusma, şuur bulanıklığı, konuşmada peltekleşme gibi durumlar meydana gelebiliyor. İleri döneme doğru belirtiler değişiyor. Yani 1 saatten sonra belirtiler değişmeye başlıyor. Çünkü alkol ağızdan emilmeye başlar ama en çok mide ve bağırsağın üst kısmından emilir. Ve yüzde 100’e yakın emilir. Dolayısıyla hemen hepsi etki eder.  Kandaki miktarı burada çok önemli. Çünkü alkolün kanda taşınması için başka herhangi bir maddeye bağlanmasına gerek yok. Direkt suda çözünür yani kanda çözünür ve bütün organlara taşınır.” diye anlattı.</p>

<p><strong>Zehirlenme durumunda ne yapılmalı?</strong></p>

<p>Metanol zehirlenmesinde hızlı müdahalenin hayati öneme sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“-Eğer bir saat kadar bir zaman geçmemiş ise hızlı bir şekilde kusmalı. Ama 1 saati geçirmişse kusmanın bir faydası olmayacak.</p>

<p>-Çok faydalı olmamakla birlikte su içmeli. En azından kandaki düzeyini düşürmüş olur. Kandaki konsantrasyonunu azaltmış olur.”</p>

<p>Prof. Dr. Mevlüt Sait Keleş, bu tür zehirlenme durumunda en kısa sürede hastaneye başvurularak, tıbbi destek alınması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Feb 2025 20:22:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/sahte-icki-kabusu-can-kaybi-artiyor-uzmanlar-uyariyor-1739294574.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hyundai Assan unvanını “Hyundai Motor Türkiye” Olarak Değiştiriyor.</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/hyundai-assan-unvanini-hyundai-motor-turkiye-olarak-degistiriyor-1849</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/hyundai-assan-unvanini-hyundai-motor-turkiye-olarak-degistiriyor-1849</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen otomotiv üreticilerinden biri olan Hyundai Assan, 2021 yılı itibarıyla bir değişim sürecine girmiş ve Hyundai Motor Company’nin hisseleri yüzde 97’ye ulaşmıştı. Bu değişimin devamı niteliğinde öncelikli olarak “Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.’’ olan ticari ünvanını “Hyundai Motor Türkiye Otomotiv A.Ş.’’ olarak değiştiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p> </p>

<p>Bu unvan değişikliğinin gerçekleşmesiyle birlikte, Avrupa başta olmak üzere 40’tan fazla ülkeye “Hyundai Motor Türkiye” ismi ile araç ihraç edilmesi, ülkemiz adına yeni bir gurur kaynağı olarak görülüyor. Türk işçisinin emeğiyle ürettiği araçlarla otomotiv endüstrisinde söz sahibi olmayı hedefleyen Hyundai, İzmit’teki modern tesisiyle de öne çıkıyor. Müşterilerine kaliteli bir hizmet sunan Hyundai, yedek parça teminini de hızlı bir şekilde çözüme ulaştırarak, araçların servis ve garanti hizmetlerinde etkin bir şekilde işleyiş gösteriyor. Ayrıca, Hyundai’nin İzmit fabrikası, kalite ve standartlar açısından Hyundai Motor Grubu içerisinde üretim yapan 33 fabrika arasında 5 yıldız kalite ödülüne sahip ilk fabrika konumunda. </p>

<p> </p>

<p>Hyundai, araç üretiminde kullandığı parçaların büyük çoğunluğunu da ülkemizde bulunan tedarikçilerinden sağlıyor. Türkiye’de 50’den fazla tedarikçisi bulunan fabrikanın üretmiş olduğu araçların yerlilik oranı ise %55’ten fazla. Böylece istihdama, bölge ve ülke ekonomisine katkısı her geçen gün artıyor.</p>

<p> </p>

<p>Hyundai Motor Company (%50) ve Kibar Holding (%50) ortaklığıyla ve 180 milyon dolar yatırımla ilk etapta 50 bin kapasite ile kurulan fabrika, önce 2006 yılında 100 bin kapasiteye ve daha sonra da 2013 yılındaki yatırımlarla beraber 210 bin üretim kapasitesine ulaşmıştı. Yapılan iyileştirme ve verimlilik artışı çalışmaları sayesinde bugün üretim kapasitesi 245 bin adet olan fabrika, Hyundai Motor Company’nin Avrupa’ya açılan kapısı olarak büyük ve stratejik bir öneme sahip. 2025 yılı itibariyle Hyundai Motor Company (%97) ve Kibar Holding (%3) ortaklığı ile devam ediyor.</p>

<p> </p>

<p>Üretime başladığı 1997 yılından bu yana 3 milyonun üzerinde araç üreten fabrika, aynı zamanda Hyundai Motor Company’nin ilk ve en uzun süre hizmet veren denizaşırı fabrikası olma özelliği de taşıyor. Hyundai, ürettiği kaliteli modellerle Türk ekonomisine ve istihdamına güçlenerek katkıda bulunmaya da devam edecek.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Feb 2025 20:22:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/hyundai-assan-unvanini-hyundai-motor-turkiye-olarak-degistiriyor-1739294565.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epilepside önyargı ve yanlış kanılar bilinçlenme ile aşılabilir</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/epilepside-onyargi-ve-yanlis-kanilar-bilinclenme-ile-asilabilir-1843</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/epilepside-onyargi-ve-yanlis-kanilar-bilinclenme-ile-asilabilir-1843</guid>
                <description><![CDATA[Epilepside bilinçlenmenin ve toplumsal farkındalığın önemine işaret eden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, epilepsi hastalığına karşı önyargıların ve yanlış kanıların olabildiğini ancak hastaların etkin ve yeterli tedavi ile hayatlarına devam edeceğini söyledi. Epilepsi hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli hususun ilaç uyumu olması gerektiğini vurgulayan Bilgin Topçuoğlu, “İlaçlar düzenli, dozunda ve saatinde alınmalıdır. Doz atlanmamasına özen gösterilmelidir. Uyku eksikliği, aşırı fiziksel aktivite ve uzun süreli açlık gibi nöbet eşiğini düşürebilecek durumlardan kaçınılmalıdır” uyarısında bulundu. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, 10 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada epilepsi hastalığında toplumsal farkındalığın önemini vurguladı.</p>

<p>Epilepsinin dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin aşırı ve anormal uyarılması sonucu ortaya çıkan klinik ve/veya elektrofizyolojik nöbetlerle karakterizedir” dedi.</p>

<p><strong>Epilepsi korkulacak ve utanılacak bir hastalık değil</strong></p>

<p>Epilepside bilinçlenmenin ve toplumsal farkındalığın önemine işaret eden Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, hastalığın nöbet tipi nedeniyle önyargıların oluşabileceğini ve etiketlenme kaygısı gibi sorunların ortaya çıkabileceğini belirterek şunları söyledi:&nbsp;</p>

<p>“Epilepsi nöbetleri çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmesine rağmen halk arasında en çok bilinen tipi hastada bilinç kaybı, kasılma, titremeler, zaman zaman dil ısırma ve idrar kaçırma ile seyreden jeneralize (beyinde yaygın olarak başlayan) nöbet tipidir. Bu nöbet tipinin doğası, oluş şekli nedeniyle epilepsi toplumda korkulan, epilepsi tanısı almak ise kişiyi hastalığını saklama ihtiyacına götüren durumlardır. Özellikle genç bireyler toplumda stigmatize olmaktan (damgalanmaktan) çekinmektedirler.&nbsp; Oysa epilepsi düzgün ve yeterli tedavi ile kontrol altına alındığında kişi bazı güvenlik önlemleri eşliğinde normal yaşantısına sağlıklı bireyler gibi devam eder.”</p>

<p>Tedavideki en önemli adımın epilepsinin tanınması olduğunu belirten Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “Toplumsal farkındalık burada önem kazanmaktadır. Epilepsi de tıpkı diğer kronik hastalıklar gibi bir hastalıktır, korkulacak, utanılacak bir durum değildir” dedi.</p>

<p><strong>Epilepsi hastalığına bilinçli yaklaşmak önemli</strong></p>

<p>Epilepsi hastalarına herhangi bir özel yaklaşımın gerekli olmadığını belirten Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “Ancak epilepsi hastalığına bilinçli yaklaşmak önemlidir. Epilepsi nöbetleri sadece bilinç durumunun etkilenmesiyle ortaya çıkmaz. İdrar kaçırma, dil ısırma her zaman olmak zorunda değildir.&nbsp; Parsiyel nöbetler dediğimiz beyinde bir bölgeye sınırlı başlayan nöbetler, beyinde kaynaklandığı alanlara özgü pek çok semptom verebilir. Sadece bir ekstremitede kasılma, ağız kenarında çekilme, bazen tek bir parmakta atma, hatta dirençli baş ağrısı ve baş dönmesi hallerinde epilepsi hastalığı akla gelmeli ve hekime başvurulmalıdır” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Etkin ve yeterli tedavi ile hayatlarına devam ederler</strong></p>

<p>Epilepsi hastalığına karşı önyargıların ve yanlış kanıların olabildiğini ancak hastaların etkin ve yeterli tedavi ile hayatlarına devam edeceğini belirten Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “Epilepsi hastalarının okuyamayacağı, çalışamayacağı, evlenemeyecekleri, çocuk sahibi olamayacaklarına dair yanlış kanılar mevcuttur.&nbsp; Oysa etkin ve yeterli tedavi altındaki epilepsi hastaları bunların tamamını yapabilirler” dedi.</p>

<p><strong>İlaçlar düzenli, dozunda ve saatinde alınmalı</strong></p>

<p>Epilepsi hastalarının dikkat etmesi gereken en önemli hususun ilaç uyumu olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “İlaçlar düzenli, dozunda ve saatinde alınmalıdır. Doz atlanmamasına özen gösterilmelidir” uyarısında bulundu.&nbsp;</p>

<p><strong>Uyku eksikliği, uzun süre açlık ve aşırı fiziksel aktivite nöbetleri tetikleyebilir</strong></p>

<p>Hastaların dikkat etmesi gereken diğer konunun ise nöbet eşiğini düşürebilecek durumlardan kaçınmak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bilgin Topçuoğlu, “Uyku eksikliği nöbet geçirilmesini tetikleyen önemli bir durumdur. Epilepsi hastaları uykularına, uyku sürelerine dikkat etmelidirler. Vücudu fiziksel ya da psikolojik strese sokan her durum nöbet geçirilmesini tetikleyebilir. Bunlar arasında en sık rastladıklarımız uzun süreli açlık, aşırı fiziksel aktivite, sık ve yüksek miktarlarda alkol tüketimidir. Güvenlik epilepsi hastalarının dikkat etmesi gereken ciddi bir husustur. Ekstrem sporlar yapılması, dalış, atıcılık gibi güvenlik sebepleriyle uygun olmayan aktiviteler olarak sayılabilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>Epilepsiden korkmak yerine hastalık kabul edilmeli</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Epilepsiyi görmezden gelmek, inkar etmek maalesef hastalığı yok etmez. Epilepsi hastalığı ve epilepsi hastaları vardır. Öncelikle hasta ve hasta yakınları olmak üzere tüm toplum epilepsiden korkmak yerine hastalığı kabul etmeleri önyargıları yıkmak için büyük bir adım olacaktır.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Feb 2025 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/epilepside-onyargi-ve-yanlis-kanilar-bilinclenme-ile-asilabilir-1739024651.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğal süt ve yoğurt nasıl anlaşılır?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/dogal-sut-ve-yogurt-nasil-anlasilir-1842</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/dogal-sut-ve-yogurt-nasil-anlasilir-1842</guid>
                <description><![CDATA[Süte yapılan hilelerin laboratuvar testleriyle tespit edildiğini ifade eden uzmanlar, fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşişin tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak anlaşılabildiğini söylüyor.  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi&nbsp;Öznur Eyilcim,</strong>&nbsp;“<strong>Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir.</strong>&nbsp;<strong>Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.” dedi.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisinden Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, süt ve süt ürünlerinde yapılan hileleri ve bunları anlamanın pratik yollarını anlattı.</p>

<p><strong>Süte su katılıyor mu nasıl anlaşılır?</strong></p>

<p>Süte su katılması ile süt miktarının arttırılması ve maliyet düşürülmeye çalışılmasının hem sütün besin kalitesini düşürdüğünü hem de sağlık açısından büyük sorun teşkil edebildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, “Süte yapılan hileler laboratuvar testleriyle tespit edilmektedir. Fakat süt ve süt ürünlerinde yapılan taklit ya da tağşiş tat, yoğunluk, renk gibi basit fiziksel testler yapılarak da anlaşılabilir. &nbsp;Doğal süt porselen bir beyazlıkta, mat ve temiz olmalıdır. Hile amacıyla su katılmış sütlerin rengi hafif mavimsidir. Yoğunluk testi yapılarak sütün saf olup olmadığı anlaşılabilir. Saf sütün yoğunluğu suyun yoğunluğundan fazladır. Bu nedenle yoğun bir kıvama sahiptir. Bir yüzey üzerinde döküldüğünde yayılma ve iz bırakmasına bakılarak süte su katılıp katılmadığı anlaşılabilir. Su katılmış sütler daha hızlı akarken; saf sütler yavaş ve iz bırakarak akmaktadır. Ayrıca saf sütün yoğunluğunun fazla olmasından kaynaklı suyun içine saf süt damlattığınızda dibe çökerken, su katılmış süt damlatılması durumunda bardaktaki su ile hemen karışır ve bulanık bir renk almasını sağlar.” dedi.</p>

<p><strong>Kaymak oluşmuyorsa su katılmış olabilir</strong></p>

<p>Süte su katılıp katılmadığını anlamanın en etkili yollarından birinin de kaynatarak test etmek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, “Saf süt kaynatıldığında yüzeyde yoğun bir kaymak tabakası meydana getirir. Fakat su katılmış sütlerde bu durum ya az kaymak oluşmasıyla ya da kaymak oluşmamasıyla sonuçlanır. Saf sütün kendine has bir tadı mevcuttur. Süt içildiğinde sahip olduğu yoğun bir tattan ziyade daha sulu bir tat hissediliyorsa süte su katılmış demektir. Sütün karakteristik tadından yola çıkarak da su katılıp katılmadığı anlaşılabilmektedir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>&nbsp;Sütlerdeki asidik reaksiyon da su var mı yok mu belli ediyor</strong></p>

<p>Sütlerde asit tayininin de en önemli analizlerden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, şöyle devam etti:</p>

<p>“Yeni sağılmış taze süt, ilk başta normal sağlıklı bir asidik reaksiyon gösterir, bu durum ilk asitlik veya doğal asitlik olarak adlandırılır. Ancak süt, bu asidik özelliği uzun süre koruyamaz. Sağım ve bekletme koşulları nedeniyle farklı mikroorganizmalar süte bulaşır. Bu mikroorganizmaların etkisiyle süt asidik seviyesinin yükselmesine neden olur. Asitlik testi laboratuvar koşullarında yapılabilmekle birlikte evde basit bir test ile de süt asitliği fiziksel olarak anlaşılabilir. &nbsp;Süte karbonat eklenmesi durumunda sütte köpürme olması içindeki doğal asit dengesinden kaynaklıdır. Fakat su katılması durumunda seyrelmeden ve asitlik dengesinin bozulmasından kaynaklı köpürme oluşmayabilmektedir. Bu durumda süte su veya nötralize edecek başka maddelerin katılmış olma ihtimali vardır.”</p>

<p><strong>Piyasada satılan süt ve yoğurtları alırken nelere dikkat etmeli?</strong></p>

<p>Süt ve yoğurt tüketirken dikkat etmesi gereken noktalara işaret eden Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, şunları kaydetti:</p>

<p>“-Öncelikle güvenirlilik çok önemlidir. Mutlaka güvenilen markaların tercih edilmesi gerekmektedir. Alınan sütün markası, etiket bilgileri ve sertifikası çok önemlidir.</p>

<p>-Ürünün taze olup olmadığını kontrol etmek için son kullanma tarihine bakılmalıdır.</p>

<p>-Sütün veya yoğurdun içeriğinde katkı maddesi, koruyucu veya yapay tatlandırıcı gibi istenmeyen maddelerin bulunmaması önemlidir. Eğer organik ürün aranıyorsa, sertifikalı organik ürünleri tercih edilebilir. Bu, ürünün belirli standartlara uygun olarak üretildiğini göstermektedir.</p>

<p>-Süt ve yoğurtların pastörize olup olmadığı da önemlidir. Pastörize edilmemiş sütler sağlık riski oluşturabilmektedir.</p>

<p><strong>Ambalajın sağlamlığına dikkat edin!</strong></p>

<p>-Ayrıca ürünün ambalajının zarar görmemiş ve sızdırmaz olması, taze olduğunu ve hijyenik şartlarda saklandığının da bir göstergesidir.</p>

<p>-Tanınmış ve güvenilir markalar genellikle kaliteyi gösterebilmektedir. Tanımadığınız markalar hakkında araştırma yaparak daha güvenli bir tercih yapılabilir.</p>

<p>-Sütün ve yoğurdun yağ oranı, protein içeriği ve diğer besin değerleri mutlaka kontrol edilmelidir. &nbsp;</p>

<p>-Süt ve yoğurt gibi süt ürünlerinin soğuk zincirde taşınması ve saklanması çok önemlidir. Satın alırken, ürünün soğuk tutulduğundan emin olması gerekmektedir.</p>

<p>-Fiyat kalite için bir kriter olmasa da çok düşük fiyatlar da ürüne hile katıldığının ve uygun olmayan koşullarda işlenmiş olabileceğini gösterebilir.”</p>

<p><strong>Organik ve yerel ürünler daha güvenli mi?</strong></p>

<p>Organik veya yerel işletmelerden alışveriş yapmanın, genellikle taklit veya tağşiş risklerini azaltabildiğini, ancak tamamen güvenli olduğu anlamına da gelmediğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi<strong>&nbsp;</strong>Öznur Eyilcim, “Ne kadar sık denetimden geçerse geçsin, ürünlerin kaynağını, üreticisini ve işleme yöntemlerini dikkatle incelemek taklit ve tağşişin önüne geçebilmek için çok önemlidir. Bunun yanı sıra, yerel üreticiler bazen daha küçük ölçeklerde çalıştıkları için denetim süreçleri ve düzenlemeler büyük ölçekli üreticilere göre farklı olabilmektedir. Güvenilirlik, ürünün kaynağının, sertifikalarının ve üretim süreçlerinin yanında, tedarik edilen yerin izlediği kalite standartlarına, üretim koşullarına ve şeffaflığa da bağlıdır. Bu nedenle, organik veya yerel ürünlerden alışveriş yaparken, güvenilir sertifikaların ve etiketlerin bulunması, üreticilerin itibarı ve satış yerlerinin güvenilirliği gibi faktörlere de mutlaka dikkat edilmelidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Feb 2025 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/dogal-sut-ve-yogurt-nasil-anlasilir-1739024647.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tatil sonrası okula dönüşte çocuklar kaygı yaşayabilir!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir-1832</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir-1832</guid>
                <description><![CDATA[Tatil sonrası rutinlere adapte olma sürecinde ailelerin çocuklarına sabırlı ve anlayışlı yaklaşmasının büyük önem taşıdığına vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu süreçte ailelerin aşırı baskıcı olmaktan kaçınması gerekir. Bu durum çocukları çok fazla strese sokabilir.” uyarısında bulundu. Çocukların motivasyonunu artırmak için başarıyı sadece akademik notlarla değil, sosyal beceriler ve kişisel gelişimle de değerlendirmek gerektiğini dile getiren Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, yıl sonunda sınava girecek çocuklardaki kaygıyı azaltmak için ise gerçekçi beklentiler oluşturulması ve ders dışında rahatlatıcı aktivitelerin teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 2. eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla çocukların yaşayabileceği sorunlara değindi ve ailelere önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Okula dönüş bazı çocuklar için kaygı verici olabilir…</strong></p>

<p>Okulların ikinci döneminin başlamasının çocuklar için hem heyecan verici hem de kaygı verici olabileceğine dikkat çeken&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “2 haftalık bir tatil sonrası okul temposuna tekrar adapte olmak, akademik ve sosyal olarak tekrardan uyum sağlamak çocuklar üzerinde farklı psikolojik etkiler yaratabilir.” dedi.</p>

<p>Bazı çocukların okula dönüşü heyecanla beklerken, bazılarının isteksizlik ya da kaygı yaşayabileceğine değinen&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, ailelerin bu dönemde tutumlarının çok önemli olduğunu, çocuklarını desteklemeleri, onların motivasyonlarını artırmaları ve sınav kaygısını en aza indirmeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Çocuk okula dönmek istemiyorsa, nedenleri anlayışla dinlenmeli…</strong></p>

<p>Tatil süresince günlük rutinleri değişen çocukların tekrar okula uyum sağlamalarının zaman alabileceğini dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu nedenle, okula dönüş sürecinde ailelerin çocuklarına karşı sabırlı ve anlayışlı olması gerekir.” dedi ve neler yapılabileceğini şöyle açıkladı:</p>

<p>“Tatil döneminde bozulan uyku düzeninin yeniden oluşturulması için yatma ve kalkma saatleri aşamalı olarak düzenlenebilir. Okulun sadece akademik başarı için değil, aynı zamanda kişisel gelişim, sosyal becerilerin gelişimi ve yeni deneyimler kazanmak için önemli bir alan olduğu vurgulanmalı. Çocukların okulda yaşadığı olumlu veya olumsuz deneyimleri anlatmaları için teşvik edilmesi, onların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar. Çocuklara ‘Bugün okul nasıl geçti?’ yerine ‘Bugün okulda kaygılandığın bir şey oldu mu? Bugün heyecanlandığın şey oldu mu?’ gibi sorular sorulabilir. Çocuk okula dönmek istemiyorsa, bunun nedenleri anlayışla dinlenmeli ve çözüm yolları birlikte aranmalı.</p>

<p>Çocukların kısa vadeli başarılar elde etmesi, motivasyonlarını artırabilir. Örneğin, haftalık ders hedefleri belirlemek, her gün belirli bir süre kitap okumak gibi küçük adımlarla başarı hissi kazanmaları sağlanabilir. Çocukların okulda yaşadıkları hakkında konuşmaları teşvik edilmeli ve duygularını paylaşmalarına olanak tanınmalı. Çocukların arkadaşlarıyla vakit geçirmesi teşvik edilmeli. Sosyal becerilerini geliştirmeleri için onları kulüplere, etkinliklere veya takım çalışmalarına yönlendirmek faydalı olabilir. Yeni dönemle birlikte oluşabilecek sosyal kaygılar konusunda destekleyici ve anlayışlı olunmalı. İlk haftalarda yoğun akademik beklentiler çocuk üzerinde strese neden olabilir.”</p>

<p><strong>Çocukların stres ve kaygılarını gözlemlemek önemli…</strong></p>

<p>Çocukların akademik başarısını desteklemenin en önemli yollarından birinin, onlara hedef belirleme konusunda rehberlik etmek olduğuna vurgu yapan&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak, bu süreçte ailelerin aşırı baskıcı olmaktan kaçınması gerekir. Bu durum çocukları çok fazla strese sokabilir.” dedi.&nbsp;</p>

<p>Hedef belirleme sürecinde ailelerin öncelikle, çocuğun ilgi ve yeteneklerine uygun hedefler koymasını sağlaması gerektiğini dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Başarıyı yalnızca akademik notlarla ölçmemek, sosyal beceriler ve kişisel gelişimi desteklemek önemli bir diğer nokta. Çocuğun çabalarını takdir etmek motivasyonunu da artırır. Çocukların kendilerini ifade etmelerine ve duygularını paylaşmalarına alan açılmalı.&nbsp;Çocuklar kendi güçlü yanlarını keşfetmeli ve ilgilerini çeken alanlarda gelişmeleri desteklenmeli.&nbsp;Başarıyı sadece notlarla değil, gelişim süreçleriyle değerlendirmek önemli.&nbsp;Çocukların gelişimlerini gözlemlemek ve ilerlemelerini takdir etmek motivasyonu artırır.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Çocukların stres ve kaygılarını gözlemlemenin ve onları yargılamadan dinlemenin de önemli olduğuna dikkat çeken&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, baskıcı ve kıyaslayıcı yaklaşımların, çocukların motivasyonunu düşürebileceğini ve özgüvenlerini zedeleyebileceğini aktardı.</p>

<p><strong>Çocuğun sadece ders odaklı bir hayat yaşamasının önüne geçilmeli&nbsp;</strong></p>

<p>Özellikle sene sonu yaklaştıkça, sınavlara hazırlanan öğrencilerde kaygının artabileceğinin de altını çizen&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocukların sınav kaygısının azalmasında aile desteğinin önemini yineledi.&nbsp;</p>

<p>Gerçekçi beklentiler oluşturulması ve başarının sadece sınav sonuçlarıyla ölçülmediğinin vurgulanması gerektiğini ifade eden&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Çocukların sürekli ders çalışmasını beklemek yerine, verimli çalışma saatleri oluşturulmalı ve düzenli molalar verilmeli.&nbsp;Evde tek gündem sınav ve ders olmamalı. Spor, sanat, doğa yürüyüşleri gibi rahatlatıcı aktiviteler teşvik edilerek çocuğun sadece ders odaklı bir hayat yaşamasının önüne geçilmeli. Düzenli çalışma alışkanlıkları kazandırılmalı ve aşırı stres oluşturmadan planlı bir şekilde ders çalışmaları teşvik edilmeli.&nbsp;Başarının sadece sınav sonuçlarına bağlı olmadığı, hayatın birçok farklı başarı alanı sunduğu anlatılmalı.</p>

<p>Aileler, çocuklarının akademik ve duygusal süreçlerinde önemli bir role sahip. En büyük destekçileri ebeveynleri ve onların sevgisini, güvenini hissetmek çocukların kendilerine duyduğu güveni de artırır.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 22:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir-1738697325.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fırsatçılık, toplumsal güveni zedeliyor…</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/firsatcilik-toplumsal-guveni-zedeliyor-1831</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/firsatcilik-toplumsal-guveni-zedeliyor-1831</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de birçok felaketin ardından görülen “fırsatçılığın” yangın tüplerindeki fiyat artışlarıyla bir kez daha gündeme geldiğini dile getiren uzmanlar, fırsatçılık ve buna benzer olumsuz teamüllerin, toplumsal güvensizliği artırdığını vurguluyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fırsatçılık durumlarının önlenmesi konusunda Türkiye’de devlet, toplum ve bireye düşen hayati sorumluluklar olduğunu kaydeden Sosyolog Dr. Berat Dağ,</strong>&nbsp;<strong>“Bu bağlamda devletin adalet, eşitlik ve özgürlük dengesine dayalı hukuk, siyaset, ekonomi ve eğitim odaklı düzenlemelerini arttırması çok önemlidir.” dedi.</strong>&nbsp;<strong>Dr. Berat Dağ, “Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına her bir kurumun ve herkesin etkili bir şekilde harekete geçmesi gerekmektedir.” diye konuştu.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, Kartalkaya’daki otel yangını ve sonrasında yaşanan yangın tüpü fiyatlarındaki artış gibi olaylarla gündeme gelen fırsatçılığı değerlendirdi.</p>

<p><strong>Batılı kapitalist değerler çarpık ithal ediliyor</strong></p>

<p>Türkiye toplumunun, yaklaşık iki yüz elli yıldır halka hamaset veya husumet üzerinden yaklaşan seçkinci kadroların belirleyici olmaya çalıştığı bir aşırı Batılılaşma sürecinden geçtiğini dile getiren Dr. Berat Dağ, “Bu da Batılı kapitalist ulus-devletleri süreklileştiren çıkarcılık temelli değerlerin Türkiye’ye çarpık bir şekilde ithal edilmeye çalışıldığı anlamına geliyor. O nedenle Türkiye’de devlet, toplum ve bireyi bütünleştiren adalete dayalı kadim değerler güncellenmedikçe ortaya çıkan herhangi bir krizi fırsata çevirmeye çalışan insanlık dışı duygu, düşünce ve eylem örnekleri artıyor.” dedi. &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>Fırsatçılık toplumsal güvensizliğe neden oluyor</strong></p>

<p>Türkiye özelinde düşünülürse fırsatçılık ve buna benzer olumsuz teamüllerin, toplumsal güvensizliği artırdığını kaydeden Dr. Berat Dağ, “Zaten Türkiye’de giderek toplumsal güven duygusunun zayıfladığı fark edildiğinde ortaya çıkan fırsatçılık örneklerinin bu durumu daha da şiddetlendireceği tahmin edilebilir. Yani herkesin birbirinden şüphelendiği ve kimsenin kimseyi sevmediği bir ortamda fırsatçılık örneklerinin çoğalması, bireylerin kendisini tecrit etmeye yönelmesine neden olabilir. Bu da bireyin en temel gerekliliklerinden biri olan toplumsal yaşamın risk altında olduğunu göstermektedir.” diye konuştu. &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>Toplumu merkeze alan adil ve dayanışmacı değerlerle temellenen tarihî birikim unutulmamalı</strong></p>

<p>Her toplumda çıkarcılığa dayalı kültürel değerleri barındıran tarihî örneklerle karşılaşılabildiğini dile getiren Dr. Berat Dağ, “Buradaki asıl sorun, bu örneklerin tarih ve toplum nazarında ne denli etkili olduğu konusuyla ilgilidir. Bu noktada Osmanlı Devleti’nin elde ettiği mevcut kaynakların özel şahısların elinde birikmesini önleyerek topluma dağıtılmasına odaklı kadim bir geleneği olduğu hatırlanabilir. Dolayısıyla bu tip krizlerde Türkiye’nin toplumu merkeze alan adil ve dayanışmacı değerlerle temellenen bir tarihî birikimi olduğunu fark etmek önemlidir.” ifadesinde bulundu. &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p><strong>Topluma ve bireye düşen hayati sorumluluklar var!</strong></p>

<p>İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünden Dr. Berat Dağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Fırsatçılık durumlarının önlenmesi noktasında Türkiye’de devlet, toplum ve bireye düşen hayati sorumluluklar vardır. Bu bağlamda devletin adalet, eşitlik ve özgürlük dengesine dayalı hukuk, siyaset, ekonomi ve eğitim odaklı düzenlemelerini arttırması çok önemlidir. Bununla ilişkili olarak Türkiye’de toplum ve bireyin de sorumluluk ahlakı bağlamında kendi çıkarları ile öteki olanın çıkarlarını bağdaştıracak özgürlükçü örgütlülükler inşa etmeye başlaması son derece anlamlıdır. Türkiye’de yeniden devlet, toplum ve bireyin arasında bir etkileşim kurulabilirse ilk aşamada bu tür yıkıcı sonuçların azalma ihtimali artacaktır.”</p>

<p><strong>Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına harekete geçilmeli</strong></p>

<p>Kartalkaya’daki yangın faciası nedeniyle duyduğu üzüntüyü de ifade eden Dr. Berat Dağ, “Bir daha böyle faciaların yaşanmaması adına her bir kurumun ve herkesin etkili bir şekilde harekete geçmesi gerekmektedir. O nedenle beyhude çatışmaları bir kenara bırakıp sürekli olarak en mikro alandan en makro alana kadar adalet ve dayanışma temelli yapı ve etkileşimlerin imkânlarını arttırmak zorundayız.” şeklinde sözlerini tamamladı.&nbsp;</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 22:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/firsatcilik-toplumsal-guveni-zedeliyor-1738697321.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Su Sayaç ve Tesisatlarına Dikkat!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/su-sayac-ve-tesisatlarina-dikkat-1830</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/su-sayac-ve-tesisatlarina-dikkat-1830</guid>
                <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan hava tahmin raporuna göre; çarşamba günü itibarıyla soğuk havanın etkisiyle özelikle yüksek kesimlerde kar yağışı ve don tehlikesi beklenmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan hava tahmin raporuna göre; çarşamba günü itibarıyla soğuk havanın etkisiyle özelikle yüksek kesimlerde kar yağışı ve don tehlikesi beklenmektedir. Bu nedenle, dış mekânda bulunan su tesisatı ve sayaçların donma riskine karşı tedbir alınması önemlidir.<br />
<br />
Açık alanda korunmasız halde bulunan su tesisatları ve sayaçların, donma riskini en aza indirmek ve olası hasarlardan koruması amacıyla, sayaç muhafaza kutusu içerisine alınıp ısı yalıtım malzemeleri olan cam yünü ve talaş vb. maddeler ile kaplanarak korunması sağlanmalıdır. Alınan tüm önlemlere rağmen donmuş sayaç veya tesisat borularının çözülmesi için üzerlerine sıcak su dökülmemeli veya ateş tutularak açılmaya çalışılmamalıdır. Aksi takdirde donan sayaç, musluk ve su borularının patlaması, maddi hasara ve önemli oranda su kaybına neden olmaktadır.<br />
<br />
Sayaç ve tesisatlarında donma sorunu yaşayan abonelerin, İSU Genel Müdürlüğünün 7 gün 24 saat hizmet veren Alo 185 Çağrı Merkezi’ni arayarak başvuru yapmaları gerekmektedir. Başvuru yapan abonelerimizin donan sayaç ve tesisatlarına ekiplerimiz kısa bir süre içinde müdahale edecektir.<br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Feb 2025 22:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/02/su-sayac-ve-tesisatlarina-dikkat-1738697306.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüik: Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) yıllık %32,92 arttı, aylık %1,41 arttı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-tarimsal-girdi-fiyat-endeksi-tarim-gfe-yillik-3292-artti-aylik-141-artti-1826</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-tarimsal-girdi-fiyat-endeksi-tarim-gfe-yillik-3292-artti-aylik-141-artti-1826</guid>
                <description><![CDATA[Tarım-GFE’de (2020=100), 2024 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre %1,41 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %29,72 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,92 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %41,64 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde %1,43 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde %1,25 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde %31,52 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde %41,65 artış gerçekleşti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım-GFE’de (2020=100), 2024 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre %1,41 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre %29,72 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre %32,92 artış ve on iki aylık ortalamalara göre %41,64 artış gerçekleşti.<br />
<br />
Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde %1,43 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde %1,25 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde %31,52 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde %41,65 artış gerçekleşti.</p>

<p>Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup %61,87 artış ile diğer mal ve hizmetler, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup %2,36 artış ile hayvan yemi oldu.</p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 21:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/tuik-tarimsal-girdi-fiyat-endeksi-tarim-gfe-yillik-3292-artti-aylik-141-artti-1737484075.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye genelinde 2024 yılında 1 milyon 478 bin 25 konut satıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/turkiye-genelinde-2024-yilinda-1-milyon-478-bin-25-konut-satildi-1825</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/turkiye-genelinde-2024-yilinda-1-milyon-478-bin-25-konut-satildi-1825</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye genelinde konut satışları 2024 yılında bir önceki yıla göre %20,6 oranında artarak 1 milyon 478 bin 25 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 239 bin 213 ile İstanbul, 134 bin 46 ile Ankara ve 80 bin 398 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 755 ile Ardahan, 958 ile Hakkari ve 999 ile Bayburt olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde Aralık ayında 212 bin 637 konut satıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde konut satışları 2024 yılında bir önceki yıla göre %20,6 oranında artarak 1 milyon 478 bin 25 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 239 bin 213 ile İstanbul, 134 bin 46 ile Ankara ve 80 bin 398 ile İzmir olurken, en az olduğu iller sırasıyla 755 ile Ardahan, 958 ile Hakkari ve 999 ile Bayburt olarak gerçekleşti.<br />
<br />
<strong>Türkiye genelinde Aralık ayında 212 bin 637 konut satıldı</strong></p>

<p>Türkiye genelinde konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %53,4 oranında artarak 212 bin 637 oldu.</p>

<p><strong style=”font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, ”PT Sans”, ”Helvetica Neue”, Arial, sans-serif, ”Apple Color Emoji”, ”Segoe UI Emoji”, ”Segoe UI Symbol”;”>İpotekli konut satışları 23 bin 277 olarak gerçekleşti</strong></p>

<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %285,3 oranında artarak 23 bin 277 oldu. 2024 yılında gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yıla göre %10,8 oranında azalarak 158 bin 486 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı Aralık ayında %10,9, 2024 yılında %10,7 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Aralık ayında 5 bin 980; 2024 yılında ise 38 bin 62 ipotekli konut satışı, ilk el olarak gerçekleşti.<br />
<br />
<strong>Diğer satış türleri sonucunda 189 bin 360 konut el değiştirdi</strong></p>

<p>Türkiye genelinde diğer konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %42,9 oranında artarak 189 bin 360 oldu. 2024 yılında gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yıla göre %25,9 oranında artarak 1 milyon 319 bin 539 oldu.<br />
<br />
<strong>İlk el konut satış sayısı 76 bin 629 olarak gerçekleşti</strong></p>

<p>Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %49,5 oranında artarak 76 bin 629 oldu. İlk el konut satışları 2024 yılında bir önceki yıla göre %27,6 oranında artarak 484 bin 461 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı Aralık ayında %36,0, 2024 yılında %32,8 oldu.</p>

<p><strong>İkinci el konut satışlarında 136 bin 8 konut el değiştirdi</strong></p>

<p>Türkiye genelinde ikinci el konut satış sayısı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %55,7 oranında artarak 136 bin 8 oldu. İkinci el konut satışları 2024 yılında bir önceki yıla göre %17,4 oranında artarak 993 bin 564 olarak gerçekleşti.<br />
<br />
<strong>Yabancılara 2024 yılında 23 bin 781 konut satıldı</strong></p>

<p>Yabancılara yapılan konut satışları 2024 yılında bir önceki yıla göre %32,1 oranında azalarak 23 bin 781 oldu. 2024 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,6 olarak gerçekleşti. 2024 yılında yabancılara yapılan konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 8 bin 416 ile İstanbul, 8 bin 223 ile Antalya ve 2 bin 112 ile Mersin oldu.<br />
<br />
<strong>Yabancılara Aralık ayında 2 bin 418 konut satışı gerçekleşti</strong></p>

<p>Yabancılara yapılan konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %17,2 oranında artarak 2 bin 418 oldu. Aralık ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,1 olarak gerçekleşti.<br />
<br />
<strong style=”font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, ”PT Sans”, ”Helvetica Neue”, Arial, sans-serif, ”Apple Color Emoji”, ”Segoe UI Emoji”, ”Segoe UI Symbol”;”>Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı</strong></p>

<p>2024 yılında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 4 bin 867 ile Rusya Federasyonu, 2 bin 166 ile İran ve bin 631 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı. Aralık ayında ise sırasıyla 438 ile Rusya Federasyonu, 239 ile İran ve 181 ile Ukrayna vatandaşlarına yapıldı.<br />
<br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 21:27:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/turkiye-genelinde-2024-yilinda-1-milyon-478-bin-25-konut-satildi-1737484055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklara empati kazandırmak, onların daha mutlu olmalarını sağlıyor…</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/cocuklara-empati-kazandirmak-onlarin-daha-mutlu-olmalarini-sagliyor-1824</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/cocuklara-empati-kazandirmak-onlarin-daha-mutlu-olmalarini-sagliyor-1824</guid>
                <description><![CDATA[Empati becerisinin sosyal ilişkiler ve toplumsal uyum için önemli olduğunu belirten uzmanlar, empatinin çocuklar için kritik bir değer olduğunu söylüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p><strong>Çocuklara empati kazandırmanın, onların daha sağduyulu ve anlayışlı bireyler olmalarını sağlayacağını dile getiren Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bebekler 2 yaşında başkalarının duygularını fark edebilirler, okul öncesi dönemde ise bu beceri daha belirgin hale gelir.” dedi. Çocukların empatiyi gözlem yoluyla öğrendiklerini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, ebeveynlerin empatik davranışlarla model olmalarının önemine dikkat çekti ve duygu farkındalığı için drama, kitaplar ve oyunların etkili araçlar olduğunu, okullarda empati odaklı programlar ve yardımlaşma projelerinin bu beceriyi geliştirebileceğini söyledi. </strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk-Ergen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, empatinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu ve çocuklara empati kazandırmak için ipuçları paylaştı.</p>

<p><strong>Empati kritik bir değer…</strong></p>

<p>Bir kişinin kendini başkasının yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve deneyimlerini anlaması durumunun empati olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati kurmak bireylerin karşısındakinin hislerine uygun bir şekilde yanıt verebilmesini de sağlayacağı için insanları birbirine yaklaştırır, çatışmaları önler ve yardımlaşmayı teşvik eder.” dedi.</p>

<p>Karşımızdakinin yaşadığı zorluğu ya da sevinci kavrayabildiğimizde sosyal ilişkilerin derin ve anlamlı hale geleceğini, toplumsal uyumun da artacağını aktaran Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati, çocukların da sosyal becerilerini geliştirmeleri açısından kritik bir değerdir. Çocuklara empati kazandırmak, onların daha sağduyulu ve anlayışlı bireyler olmalarına yardımcı olur.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Çocuklar empatiyi gözlem yoluyla öğreniyor… </strong></p>

<p>Çocuklarda empatinin bebeklik döneminde başladığını ve zamanla geliştiğini hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bebekler 2 yaşında başkalarının duygularını fark edebilirler, okul öncesi dönemde ise bu beceri daha belirgin hale gelir. Okul çağında empati daha karmaşık hale gelir ve çocuklar başkalarının duygularını daha iyi anlamaya başlarlar.” dedi.</p>

<p>Çocukların empatiyi gözlem yoluyla öğrendiklerine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, şunları söyledi:</p>

<p>“Bu sebeple bakım verenlerin empatik davranışlar sergileyerek model olmaları ve de çocuklara duygu farkındalığı konusunda destek sağlıyor olmaları empati becerisi gelişimini sağlayacaktır. Çocuklarla duygular hakkında konuşmak, hem kendi duygularını fark etmelerine hem de başkalarının hislerini anlamalarına destek olacaktır. Empati, zamanla geliştirilen bir beceridir ve çocukları sosyal ve duygusal anlamda daha güçlü bireyler yapar.”</p>

<p><strong>Empati, çocukların hem sosyal hem de duygusal olarak başarılı ve mutlu olmalarına yardımcı olur </strong></p>

<p>Empati becerisinin, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine birçok açıdan olumlu katkı sağladığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Empati, çocukların başkalarının duygularını anlamalarını ve onlara uygun tepki verebilmelerini sağlayarak sağlıklı ilişkiler kurmalarına destek olur. Sağlıklı ilişkiler, çocukların özgüvenini artırır ve duygusal olarak daha dayanıklı olmalarını sağlar. Bunun yanı sıra empati çocukların duygusal farkındalık aracılığıyla etkili iletişim becerileri geliştirmelerine ve çatışmaları çözmelerine de yardımcı olur. Özetle; empati becerisi çocukların hem sosyal çevrelerinde hem de duygusal dünyalarında daha başarılı ve mutlu bireyler olmalarına yardımcı olur.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>Çocuklarla duygular hakkında konuşulmalı</strong></p>

<p>Çocuklara empati kazandırmak için yapılabileceklere değinen Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Öncelikle duygular hakkında bol konuşma yapmak, duyguları adlandırmak çocuğun hem kendi hem de başkalarının duygularını tanımalarına yardımcı olacaktır. Duygu farkındalığı için duygu kartları, kutu oyunları ve de kitaplar hem eğlenceli hem de öğretici kaynaklar olarak kullanılabilir. Bunların yanı sıra ebeveynlerin empatik davranışlar sergilemeleri, çocukların duygu ve düşüncelerini dikkatle dinlemeleri ve de paylaşmayı desteklemeleri oldukça önemlidir. Ayrıca, olaylara başkalarının bakış açısıyla bakmayı öğretmek ve duygusal olaylar üzerine birlikte düşünmek empati gelişimini destekler.”</p>

<p><strong>Drama, çocuklara empati becerisi kazandırmak için kıymetli bir araç</strong></p>

<p>Okullarda ise empati eğitiminin, sosyal ve duygusal becerileri geliştiren müfredat ve programlar aracılığıyla uygulanabileceğini belirten Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, “Bu programlarla öğrencilerin duyguları tanımasını, başkalarının bakış açılarını anlamasını ve empati geliştirmesini desteklemek mümkün olacaktır. Örneğin drama, çocuklara beceri kazandırma açısında oldukça kıymetlidir; öğrenciler bu sayede farklı karakterlerin yerlerine geçerek başkalarının duygu ve düşüncelerini kolaylıkla anlayabilirler. Drama gibi etkinliklere ek olarak okullarda yardımlaşma projeleri düzenleyerek de öğrencilerin başkalarına yardım etmelerini ve ihtiyaç sahiplerinin hislerini anlamaları desteklenerek, empatiyi uygulamalı olarak öğrenmeleri sağlanabilir. Bu gibi yöntemler, öğrencilerin empatiyi öğrenmelerine ve sosyal ilişkilerde başarılı olmalarına yardımcı olur.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 21:27:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/cocuklara-empati-kazandirmak-onlarin-daha-mutlu-olmalarini-sagliyor-1737484036.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fahiş zamlar isyan ettirdi: Özel okul şikayetleri bir haftada yüzde 1100 arttı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/fahis-zamlar-isyan-ettirdi-ozel-okul-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-1100-artti-1823</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/fahis-zamlar-isyan-ettirdi-ozel-okul-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-1100-artti-1823</guid>
                <description><![CDATA[Çözüm platformu Şikayetvar, erken kayıt döneminde özel okulları mercek altına aldı. Verilere göre son bir haftada şikayetler yüzde 1100 arttı. Velilerin en çok şikayet ettiği konu ise fahiş fiyat artışı oldu. Özel okulların eğitim ücretleri dışında kitap, kıyafet ve yemek gibi ek hizmetler için yüksek meblağlar talep etmeleri de şikayet konuları arasında yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p>Özel okullarda erken kayıt döneminin başlamasıyla birlikte uygulanan fahiş zamlar, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından getirilen zam sınırlamasının delindiğini belirten veliler, özel okulların uyguladığı zam oranının kendilerine uygulanmadığını vurgulayarak çözüm beklentilerini Şikayetvar üzerinden duyurmaya çalışıyor.</p>

<p><strong>Özel okullarla ilgili en çok nelerden şikayet ediliyor? </strong></p>

<p>Şikayetvar tarafından açıklanan verilere göre, 2025 yılında özel okullarla ilgili en çok şikayet edilen konu fahiş fiyat artışı oldu. Özel okulların, eğitim ücretleri dışında kitap, kıyafet ve yemek gibi ek hizmetler için yüksek meblağlar talep etmeleri de şikayet konuları arasında yer aldı. Verilere göre öğrencilerin kaydını iptal ettiren veliler, ödedikleri ücretlerin iadesinde sorunlar yaşadıklarını platform üzerinden duyurdu. Ödenen yüksek ücretler karşılığında bazı özel okulların derslik ve kütüphane gibi fiziksel olanaklarının yetersizliği de velilerin dile getirdiği konular arasında yer aldı. Öğretmenlerin sık sık değişmesi veya deneyimsiz olması ve okul idaresinin velilerle iletişimde yaşadığı problemler de dile getirilen sorunlar olarak kaydedildi.  </p>

<p><strong>Veliler ne istiyor?</strong></p>

<ul>
	<li>Özel okullara kayıt yaptıran veliler, ödediği ücret karşılığında yüksek kalite standartlarında eğitim talep ediyor. Ancak bu beklentiler genellikle karşılanmıyor. Şikayetlerde sıkça vurgulanan bir diğer konu, okulların fiyat politikaları ve ücretlendirme konusunda şeffaf olmaması. Veliler, ek hizmetler için talep edilen ücretlerin önceden net bir şekilde belirtilmemesinden şikayetçi. </li>
	<li>Özel okullarda sunulan yemeklerin hem kalitesi hem de fiyatları yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Veliler, yemeklerin yetersiz ve besin değerlerinin düşük olduğunu belirterek özel okullara ödedikleri fahiş yemek ücretlerinin karşılığını alamadıklarını söylüyor. </li>
	<li>Öğretmenlerin sık sık değişmesi, eğitim kalitesinin düşmesine neden olan önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bazı veliler, bu durumun çocuklarının akademik performansını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özel okullarda yeni mezun ve deneyimsiz öğretmenlerin istihdam edilmesi de bir başka eleştiri konusu olarak öne çıkıyor. </li>
	<li>Veliler, okulların rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersiz olmasından da şikayetçi. Özellikle sınav stresi ve ergenlik dönemi sorunları yaşayan öğrenciler için destek programlarının artırılması gerektiği düşünülüyor.</li>
	<li>Bazı özel okulların yeterli güvenlik önlemleri almadığı, yangın ve deprem gibi acil durumlar için uygun hazırlıklarının olmadığı yönünde eleştiriler bulunuyor.</li>
	<li>Sınıfların kalabalık olması ve ortak alanların yetersizliği de fiziksel koşullara yönelik sıkıntılar arasında yer alıyor.</li>
</ul>

<p> <strong>Konuyla ilgili Şikayetvar’a ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı: </strong></p>

<p><strong>Yemek geçen yıl 50 bin TL idi bu yıl 100 bin TL</strong></p>

<p>“Geçen sene 50 bin TL ödediğimiz yemek ücreti bu sene yüzde 100 zamla 100 bin TL oldu. 2 sene önce başlanan ve etüt almadığımız halde etüt ücreti adı altında zorunlu olan 2023’de 9 bin TL, 2024’de 16 bin 500 TL ve bu sene 49 bin 500 TL ekstra ödeme talep ediliyor. 16 bin 500 TL’den bu fiyat yüzde kaç zamla 49 bin 500 TL’ye çekiliyor acaba? </p>

<p><strong>Yüzde 71’lik bir fiyat artışı hiçbir sektörde olmadı</strong></p>

<p>“Oğlum 5. sınıfta. 2024 yılında 90 bin 738 TL eğitim ücreti, 59 bin 500 TL yemek, 19 bin 500 TL etüt ücreti olmak üzere toplam 169.738TL ücret ödedim. 2025 yılı için okulun sistemine 140 bin 737 TL eğitim, 100 bin TL yemek, 49 bin 500 TL etüt ücreti olmak üzere toplam 290 bin 237 TL ücret çıkardılar. 2024’ten 2025’e yüzde 70.9’luk bir zam oluyor. Devletimizin belirlediği yüzde 55 zammın çok üzerinde bir zam bu. Bunu yapma yönetimini ücretin bir kısmının adını etüt olarak koyup onun üzerine afaki zam yaparak kurtulmaya çalışıyorlar. Çocuğum okulun ders saatleri dışında ekstra bir etüde girmiyor. Yüzde 71’lik bir fiyat artışı hiçbir sektörde olmamıştır. Kabul edilemez”</p>

<p><strong>Fahiş fiyat talebi mevzuata aykırı</strong></p>

<p>“Özel okulda okuyan iki oğlum var. Erken kayıt altında 165 bine kayıt ettirdiğimiz 1 çocuk fiyatı 330 bin TL’ye yükselmiş. Şöyle ki; geçen sene 89 bin TL olan eğitim ücretini mevzuat gereği yüzde 54,8 artırma hakları var iken yüzde 100 artırmışlar. Yine 19 bin 500 TL olan etüt ücretini mevzuat gereği yüzde 49,8 artırmaları gerekirken yüzde 150 artırmışlar. Yemek ücreti olarak da geçen sene 60 bin TL olan ücreti bu sene 100 bin TL belirlemişler. 06.01.2025 tarihinde okul müdürü ile yaptığım görüşmede ücret itirazımı ve özellikle yönetmelikte belirtilen öğrenim ücreti ile etüd ücretinin mevzuatla belirlenen fiyata getirilmesini talep ettim. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir kurumun bu şekilde keyfi hareket etmesi, mevzuata aykırı ücret talep etmesi düşünülemez.”</p>

<p><strong>Astronomik zam, Türkiye’nin her yerinde!</strong></p>

<p>Çocuğumuzun 2. sınıf kayıt yenilemesi için uygulanan yüzde 100 civarındaki zammı ülkemizde hiçbir çalışan almadı. Aileler ne yazık ki mağdur ediliyor. Mevcut şikayetlere bakıldığında bu astronomik artışların tüm Türkiye genelinde uygulandığı görülüyor.</p>

<p><strong>Farklı fiyat politikası uygulanıyor</strong></p>

<p>Aynı eğitimi gören, aynı erken kayıt yenileme döneminde kayıt yenileme isteyen tüm ailelere aynı fiyat uygulanmalı. Ailelere sunulan kayıt yenileme fiyat tekliflerinde 300 bin TL ila 420 bin TL seviyelerinde değişiklik gösteren bir fiyat politikası uygulanıyor. Aynı sınıfta aynı eğitimi alan öğrenciler için önlerinde uzunca bir eğitim süreci varken aynı fiyat uygulanmalı ve aileler önlerini görebilmeli. Ayrıca ara sınıftan kayıt alınırken mevcut öğrencilere sunulan fiyatlardan çok daha düşük fiyatlarla öğrenci kayıt edildiği ortaya çıktı. Öncelik mevcut öğrencilere verilmesi gerekirken, yeni kayıtlara çok düşük fiyatlar sunulması, yine eğitimin uzun bir süreç olduğu düşünüldüğünde kuruma güvensizlik yaratıyor.</p>

<p><strong>“İstediğimiz zammı yaparız, istemiyorsan yazdırma” dendi</strong></p>

<p>Geçen sene anaokulu için oğlumu 193 bin TL’ye yazdırdım. Bu sene erken kayıt için gittiğimizde, kademeli geçiş olduğu için önümüze çıkan fiyat 393 bin TL oldu. Fahiş fiyat artışı karşısında tepkilerimiz, ’Biz istediğimiz kadar zam yapabiliriz, yazdırmayın’ tarzında oldu. 2025 MEB yönetmeliğine eklenen kademeli geçişlerde fahiş fiyat uygulanmayacak maddesi hiçe sayılıyor. Çocuklarımızın eğitimini değil, ticarethane olarak görmeleri, asgari ücret yüzde 30 artarken dolar kuru geçen seneden bu yana 2 lira arttı ama özel okul fiyatları yüzde 105 arttı. Artık gerçekten çok yazık.</p>

<p> </p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 21:26:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/fahis-zamlar-isyan-ettirdi-ozel-okul-sikayetleri-bir-haftada-yuzde-1100-artti-1737483998.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Güç Tokenizasyon, Sınırsız Potansiyeli ile Ekonomiyi Dönüştürüyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/yeni-guc-tokenizasyon-sinirsiz-potansiyeli-ile-ekonomiyi-donusturuyor-1816</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/yeni-guc-tokenizasyon-sinirsiz-potansiyeli-ile-ekonomiyi-donusturuyor-1816</guid>
                <description><![CDATA[Finans dünyasında ve reel sektörlerde etkisini hızla artıran tokenizasyon, ekonomik dönüşümün temel taşı haline geliyor. Gayrimenkulden sanata, tarımdan sağlığa, turizmden lojistiğe kadar birçok alanda benimsenen tokenizasyon, kullanıcılar ve şirketler için benzersiz fırsatlar sunuyor. Şenol Vatansever, hizmet tokenlarının dijital ekonomiye geçişteki önemine dikkat çekerek, “Hizmet tokenları, kullanıcıları ekosisteme dahil ederek şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerine katkı sağlıyor ve inovasyon kapılarını aralıyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong></p>

<p> </p>

<h2><strong>Türkiye’deki Regülasyonların Etkisi</strong></h2>

<p> </p>

<p>Türkiye’de kripto varlıklar ve tokenizasyon projelerine yönelik regülasyonlar gelişmeye devam ediyor. SPK, TÜBİTAK, TSPB, MKK, MASAK ve diğer ilgili kurumlar, sektörü daha güvenli bir yapıya kavuşturmak adına önemli adımlar atıyor. Hizmet tokenlarının yalnızca bir ürün veya hizmete erişim sağladığı ve yatırım amacı taşımadığı sürece düzenleyici çerçeveye genellikle uyumlu kabul edildiği, ancak her projenin düzenleyici otoriteler tarafından ayrı ayrı değerlendirilebileceği vurgulanıyor.</p>

<p> </p>

<p>Patriot Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Şenol Vatansever, “Hizmet tokenlarının düzenleyici çerçeveye uyumlu şekilde tasarlandığı sürece, şirketlerin kullanıcı odaklı projeleri hızla hayata geçirmesine olanak tanır ve Türkiye’nin dijital ekonomideki yerini güçlendirme potansiyeline katkı sağlar. Şirketlerin dijitalleşme süreçlerini desteklerken, kullanıcı etkileşimini artırarak yeni iş modelleri yaratabilir” dedi. Başkanı olduğu Kripto Varlık Derneği’nin (KRİPTODER) vizyonuna değinerek, “KRİPTODER, sektörün sürdürülebilir şekilde büyümesi için kamu yetkilileriyle düzenli görüşmeler gerçekleştirerek düzenleyici çerçevenin geliştirilmesine katkı sağlamayı ve şirketlerin sektörel ihtiyaçlarını doğru şekilde temsil etmeyi amaçlamaktadır” ifadelerini kullandı.</p>

<p> </p>

<h2><strong>Tokenizasyonun Sunduğu Fırsatlar ve Örnek Kullanım Alanları</strong></h2>

<p> </p>

<p>Tokenizasyon, hizmet tokenları aracılığıyla şirketlere kullanıcı deneyimini geliştirme ve dijital ekosistemlerini büyütme fırsatları sunuyor. Gayrimenkul, sağlık, enerji, tarım, turizm, lojistik, eğitim, spor, sanat ve kültür gibi birçok sektörde hizmet tokenlarının kullanımı hızla artıyor. Tokenizasyon teknolojisi bu alanlarla sınırlı olmayıp, hemen her sektörde yenilikçi çözümler sunabilecek esnekliğe sahiptir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sağlık:</strong> Sağlık sektöründe tokenizasyon, hastaların randevulara daha hızlı ve öncelikli erişimini mümkün kılabilir. Laboratuvar sonuçlarına erişimi kolaylaştırarak zamandan tasarruf sağlanabilir. İlaç dağıtım süreçlerinin tokenize edilmesi, ilaçların tedarik zincirindeki hareketlerini şeffaf hale getirerek hataları en aza indirebilir ve hasta güvenliğini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Enerji:</strong> Yenilenebilir enerji projelerinde tokenizasyon, bireylerin güneş enerjisi veya rüzgâr türbini projelerine yatırım yapmasını teşvik edebilir. Karbon kredilerinin tokenize edilmesi, bireylerin çevre dostu projelere katılımını kolaylaştırabilir. Enerji tüketim süreçlerinin izlenebilirliği sağlanarak kullanıcıların sürdürülebilirlik bilinci artırılabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Gayrimenkul:</strong> Gayrimenkul projelerinin tokenize edilmesi, bireylerin büyük yatırımlara küçük paylarla katılmasını sağlayabilir. Tokenizasyon, alım-satım işlemlerini hızlandırarak emlak sektöründeki bürokratik süreçleri azaltabilir. Yatırımcılar tokenize edilmiş projelerden kira geliri elde ederek mülkiyet paylaşımına yeni bir boyut kazandırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Tarım:</strong> Çiftçiler, mahsullerini tokenize ederek hasat öncesinde finansman sağlayabilir ve üretim süreçlerinde sermaye sıkıntısını önleyebilir. Tedarik zinciri boyunca ürünlerin tokenize edilmesi, tüketicilere ürünlerin üretim koşulları ve kaynağı hakkında şeffaf bilgi sunabilir. Özellikle organik ürünlerde müşteri güvenini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Turizm:</strong> Oteller ve tatil köyleri, tokenize edilmiş üyeliklerle müşterilerine özel ayrıcalıklar sunabilir. Spa hizmetleri, indirimli rezervasyonlar veya özel etkinliklere erişim gibi avantajlar tokenize edilebilir. Müşteri sadakatini artırmanın yanı sıra işletmelere yenilikçi gelir modelleri oluşturma fırsatı sunabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Lojistik:</strong> Taşıma haklarının ve konteyner izlenebilirliğinin tokenize edilmesi, tedarik zincirinde şeffaflığı ve güvenilirliği artırabilir. Tokenize edilmiş sistemler, yüklerin gerçek zamanlı olarak takip edilmesini ve teslimat süreçlerinin daha verimli hale gelmesini sağlayabilir. Uluslararası ticaretin güvenliğini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Eğitim:</strong> Üniversiteler ve online eğitim platformları, tokenize edilmiş ders erişim hakları sunarak eğitim süreçlerini daha erişilebilir ve esnek hale getirebilir. Öğrenciler, belirli kurslara tokenize edilmiş biletlerle öncelikli erişim sağlayabilir. Tokenize edilmiş sertifikalar, iş dünyasında tanınırlığı artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Moda:</strong> Moda sektörü, özel koleksiyon ürünlere erişimi veya sürdürülebilir moda sertifikasyonlarını tokenize ederek müşteri deneyimini iyileştirebilir. Tokenizasyon, müşterilere ürünlerin üretim süreçleri hakkında bilgi sunabilir. Tokenize edilmiş sadakat programları, markaların müşteri bağlılığını artırmasına olanak tanıyabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yenilenebilir Enerji:</strong> Karbon kredilerinin tokenize edilmesi, bireylerin çevre dostu projelere katılımını artırabilir ve sürdürülebilir enerji kaynaklarının finansmanını kolaylaştırabilir. Bireylere karbon ayak izlerini azaltma fırsatı sunarak çevresel farkındalık yaratabilir ve şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlar.</p>

<p> </p>

<p><strong>Perakende:</strong> Sadakat programlarının tokenize edilmesi, müşterilere özel indirimler ve sınırlı sayıda ürünlere erişim sağlayabilir. Tokenize edilmiş puanlar, alışveriş deneyimini kişiselleştirebilir ve müşteri bağlılığını artırabilir. Perakende mağazaları bu sayede yenilikçi pazarlama stratejileri geliştirebilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sanat ve Kültür:</strong> Sanat eserlerinin tokenize edilmesi, bireylerin bu eserlerin bir kısmına sahip olmasını sağlayabilir. Tokenize edilmiş üyeliklerle sanat galerileri, özel sergilere ve etkinliklere erişim sunabilir. Sanat yatırımlarını daha geniş kitlelere açabilir ve sektöre yenilikçi bir finansman modeli kazandırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Oyun ve E-Spor:</strong> Tokenizasyon, oyun içi varlıkların alınıp satılmasını kolaylaştırabilir. Oyuncular tokenize edilmiş varlıklarla oyun deneyimlerini kişiselleştirebilir ve bu varlıkları diğer kullanıcılarla takas edebilir. E-Spor etkinliklerinde tokenize edilmiş biletler, taraftarların daha özel deneyimlere erişimini sağlayabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Spor:</strong> Taraftar tokenları, spor kulüpleri ile taraftarlar arasındaki bağı güçlendirebilir. Tokenize edilmiş biletler, taraftarlara özel etkinliklere katılım, kulüp ürünlerinde indirim veya VIP deneyimler sunabilir. Kulüplerin gelirlerini artırmak için yeni fırsatlar yaratabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Gıda:</strong> Tedarik zincirinde ürünlerin tokenize edilmesi, organik ürünlerin kaynağı hakkında bilgi sunabilir. Tokenizasyon, tüketicilerin üretim süreçlerini daha şeffaf bir şekilde görmesini sağlayabilir. Özellikle sağlıklı gıda tüketimi konusunda bilinçlenen tüketiciler için güven oluşturabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Telekomünikasyon:</strong> Telekom şirketleri, tokenize edilmiş abonelik paketleri sunarak müşterilere ek veri paketleri veya özel hizmetler sağlayabilir. Kullanıcıların daha kişiselleştirilmiş ve esnek hizmetlere erişmesini mümkün kılabilir. Müşteri memnuniyetini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Emlak Yönetimi:</strong> Site yönetimlerinde tokenizasyon, aidat takibini kolaylaştırabilir ve ortak alanların kullanım haklarını daha verimli bir şekilde yönetebilir. Sakinlere tokenize edilmiş havuz veya spor salonu erişim hakları sunulabilir. Sakinlerin yaşam kalitesini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sigorta:</strong> Poliçelerin tokenize edilmesi, sigorta süreçlerini daha esnek ve şeffaf hale getirebilir. Tokenize edilmiş seyahat sigortası poliçeleri, müşterilere daha kolay iptal ve yeniden düzenleme imkanları sunabilir. Sigorta sektöründe müşteri memnuniyetini artırabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Taşımacılık:</strong> Toplu taşıma biletlerinin tokenize edilmesi, kullanıcıların şehir içi ulaşımda daha esnek ve uygun fiyatlı sistemlere erişimini sağlayabilir. Tokenize edilmiş abonelikler, yolculara sınırsız seyahat hakkı sunabilir ve ulaşım sistemlerinin daha verimli kullanılmasına olanak tanıyabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Eğlence ve Medya:</strong> Dijital içerik platformları, tokenize edilmiş özel içeriklerle kullanıcılarına benzersiz deneyimler sunabilir. Kullanıcıların film, müzik veya dizi bölümlerine erken erişim sağlamasına olanak tanır. Sanatçılar tokenize edilmiş albümlerle hayranlarına özel erişim sağlayabilir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Finans:</strong> Mikrofinans çözümlerinin tokenizasyonu, küçük işletmelerin yatırımcılardan sermaye elde etmesini kolaylaştırabilir. Bireylerin daha küçük tutarlarla girişimlere yatırım yapmasını mümkün kılar. Girişimcilik ekosisteminin gelişimine katkı sağlayabilir.</p>

<p> </p>

<h2><strong>Yeni Ekonomiye Uyum Sağlama Zamanı</strong></h2>

<p> </p>

<p>Bu dönüşüm sürecinde teknik bilgi, düzenleyici uyumluluk ve doğru strateji belirlemek hayati bir öneme sahip. Şirketlerin dijital ekonomiye adapte olabilmesi için yalnızca inovatif fikirlere değil, aynı zamanda bu fikirleri hayata geçirecek güçlü bir altyapıya ihtiyaç duyuluyor. Patriot Teknoloji, hizmet tokenlarının tasarımından uygulamaya kadar her aşamada kapsamlı rehberlik sağlayarak şirketlerin projelerini sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmelerine yardımcı oluyor.</p>

<p> </p>

<p>Patriot Teknoloji’nin sunduğu uçtan uca çözümler, projelerin yalnızca teknik olarak değil, düzenleyici ve stratejik açıdan da güçlü bir şekilde konumlanmasını hedefliyor. Şirketler, bu sayede hem yerel pazarlarda güven kazanıyor hem de global arenada rekabetçi bir pozisyon elde edebiliyor. Hizmet tokenlarıyla yaratılan bu yenilikçi sistemler, sadece projelerin başarısını değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme stratejilerini de destekliyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 23:13:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/yeni-guc-tokenizasyon-sinirsiz-potansiyeli-ile-ekonomiyi-donusturuyor-1737058400.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sömestr tatilinde unutulmaz deneyim yaşatacak rotalar</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/somestr-tatilinde-unutulmaz-deneyim-yasatacak-rotalar-1814</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/somestr-tatilinde-unutulmaz-deneyim-yasatacak-rotalar-1814</guid>
                <description><![CDATA[Sömestr tatili yaklaşırken, aileler çocuklarıyla birlikte keyifli ve öğretici vakit geçirebilecekleri seyahat planları yapmaya başladı. Türkiye’nin doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri, Türkiye’nin her yerinden ailelere birbirinden cazip rotalar sunarken Continental, yol macerasını güvenli hale getirmek ve çocuklarla keyifli bir deneyim yaşamak için yola çıkana arka çıkmaya devam ediyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sömestr tatili yaklaşırken, aileler çocuklarıyla birlikte keyifli ve öğretici vakit geçirebilecekleri seyahat planları yapmaya başladı. Türkiye’nin doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleri, Türkiye’nin her yerinden ailelere birbirinden cazip rotalar sunarken Continental, yol macerasını güvenli hale getirmek ve çocuklarla keyifli bir deneyim yaşamak için yola çıkana arka çıkmaya devam ediyor. </strong></p>

<p>Birlikte yapılan uzun yolculuklar, çocuklara birçok açıdan katkı sağlıyor. Yeni yerler ve kültürler keşfetmek çocukların ufkunu genişletirken değişen coğrafi ve iklim koşullarıyla karşılaşmaları onların çevreye duyarlılığını artırıyor. Yolculuk planlamasına dahil edilen çocuklar sorumluluk almayı öğreniyor ve yolda karşılaştıkları farklı deneyimler sayesinde problem çözmeyi öğreniyor. Birlikte oynanan oyunlar ve edilen sohbetler hem aile bağlarını güçlendiriyor hem de öğrenmeyi eğlenceli hale getiriyor. Yolculuğa tarihi ve doğal güzelliklerin yer aldığı duraklar eklemek somut öğrenme deneyimleri sunarken zihinsel gelişimlerine de katkı sağlıyor.</p>

<p>Continental, keyifli bir yol macerası için yola çıkmadan lastiğinizin, planladığınız rotanın yol şartlarına uygun olup olmadığından emin olmanızı öneriyor. Lastik havalarını yola çıkmadan son bir kez kontrol etmek gerektiğini belirtirken, fren sistemi, yağ seviyesi, akünün kontrol edilmesi gibi her zaman yapılması gereken araç bakım ve kontrollerinin yanında çocuklar için de yapılması gereken ek önerileri şu şekilde sıralıyor:</p>

<ul type=”disc”>
	<li><strong>Konforlu Bir Ortam: </strong>Bir yastık ve battaniye, seyahat çorapları ve rahat kıyafetler ile yolculuk çok daha konforlu bir hale getirebiliyor.</li>
	<li><strong>Sık Sık Mola Vermek:</strong> Çocukların enerjilerini atmaları ve sıkılmamaları için 2-3 saatte bir mola verecek şekilde seyahati planlamak ve mümkün olduğu kadar gün ışığında yol almak seyahati daha keyifli hale getirebiliyor.</li>
	<li><strong>Oyunlar Hazırlamak:</strong> Yol boyunca ”Plaka tahmini” veya ”Kelime zinciri” ”Şarkı bulmaca” gibi oyunlar oynamak hem sürücüyü otoyol hipnozundan koruyor hem de  yolun keyifli geçmesini sağlıyor. </li>
	<li><strong>Atıştırmalıklar ve İçecekler:</strong> Yeme-içme ihtiyaçları için herkesin durduğu yerlerde sürekli durmak yerine, sağlıklı atıştırmalıklar, içecekler ve meyveleri araçta bulundurarak daha farklı bir rota planlanabiliyor. </li>
	<li><strong>Eğitici Duraklar:</strong> Müzeler, tarihi mekanlar, seyir noktaları, doğal parklar gibi farklı  öğrenme fırsatları sunan yerlere şans vermek yol macerasını zenginleştiriyor. </li>
	<li><strong>Sakin ve keyifli bir sürüş:</strong> Ani hızlanma ve manevralar yolcuların daha hızlı yorulmasına ya da bulantı sorunları gibi sağlık sorunları yaşamasına sebep olabiliyor. Bu da yol macerasının tadını kaçırabiliyor. Sürücünün öngörülü ve sakin bir sürüş tarzı benimsemesi yol keyfini artırıyor. </li>
</ul>

<h3>Sömestr Tatili İçin 5 Unutulmaz Road Trip Rotası </h3>

<h4>1. Ege ve Batı Akdeniz Keşfi<br />
 </h4>

<p>Bu rota, kışın soğuğundan kaçmak isteyenler için ılıman iklimi ve eşsiz doğal güzellikleriyle sömestr tatilinde ideal bir seçenek sunuyor. İzmir’de Şirince Köyü ve Efes Antik Kenti ziyaret edildikten sonra, Aydın’da Kuşadası Milli Parkı’nın doğal güzellikleri keşfedilebilir. Yazın vazgeçilmez rotaları kış aylarında sakinlikleri ve görülmemiş güzellikleri ile ziyaretçilerini karşılıyor. Muğla Dalyan’da Kaunos antik kendi ve kaya mezarları görülebilir. Eğer şanslıysanız bir Caretta Caretta görmek çocuklar için unutulmaz bir deneyim olabilir. Rotayı biraz uzatmak isteyenler için eşsiz deniz manzaraları sunan bir yoldan sonra Antalya’da, Kaş ve Kalkan’ın sakin sahilleri ailece keyifli vakit geçirmek için harika bir seçenek.</p>

<h4>2. Kapadokya ve İç Anadolu Macerası<br />
 </h4>

<p>Kapadokya’nın büyülü atmosferi, peri bacaları ve sıcak hava balonlarıyla hem çocuklar hem de yetişkinler için büyüleyici bir deneyim sunuyor. Ankara’da Anıtkabir ziyareti ve Mogan Gölü’nde ayaküstü bir piknik ile başlayan rotaya, Nevşehir’de yer altı şehirleri ve Kayseri’de Erciyes Dağı kayak merkezi ile devam edilebilir. Konya’da Mevlana Müzesi ve Tropikal Kelebek Bahçesi gibi duraklar ekleyerek bu rotayı biraz daha uzatmak mümkün. Anadolu mutfağının eşsiz lezzetleri her durakta ziyaretçileri kucaklıyor. </p>

<h4>3. Karadeniz’in Yeşil Cenneti<br />
 </h4>

<p>Doğanın eşsiz güzelliklerini keşfetmek isteyen aileler için Bolu’da Yedigöller Milli Parkı iyi bir başlangıç noktası oluyor. Buradan karlı, buzlu yollarla karşılaşmak mümkün. Buradan Abant Gölü’ne ulaşılabilir ve etrafında güzel bir yürüyüş yapılabilir. Daha sonra kuzeye hareket ederek Samsun’da Bandırma Vapuru ve Amazon Köyü keşfinden sonra Ordu’da teleferikle Boztepe’ye çıkılabilir, turu biraz daha uzatmak için hava şartları uygun olursa Trabzon’da Sümela Manastırı ve Uzungöl gibi doğa harikaları ziyaret edilebilir. </p>

<h4>4. Güneydoğu Anadolu’nun Lezzet ve Tarih Yolculuğu<br />
 </h4>

<p> Medeniyetlerin beşiği ve eşsiz lezzetlerin adresi olarak Güneydoğu Anadolu, sömestr tatilinde ailece keyifle keşfedilecek bir rota sunuyor. Gaziantep, dünyaca ünlü mutfağı ve Zeugma Mozaik Müzesi gibi kültürel zenginlikleriyle yolculuğun başlangıç noktası olabilir. Meşhur kahvecilerde mola verip menengiç kahvesi içildikten sonra yuvalama çorbası ve katmer gibi lezzetler tadılabilir. Şanlıurfa’da Göbeklitepe’nin büyüleyici tarihi ve Balıklıgöl’ün mistik atmosferi, çocuklara unutulmaz bir deneyim yaşatıyor. Mardin’deki taş evler ve Dara Antik Kenti, Mezopotamya’nın izlerini sürerken büyüleyici bir atmosfer sunuyor. Diyarbakır’da dünyanın en uzun surlarında yürünebilir. Bu rota, çocuklara hem tarih hem de gastronomi dolu unutulmaz bir tatil sunuyor.</p>

<h4>5. Marmara’nın Tarihi ve Doğal Güzellikleri<br />
 </h4>

<p>İstanbul’a doğru bir seyahat planlayanlar için kısa mesafelerle birçok farklı şehir ve deneyim sunan bu rotada Miniatürk, İstanbul Akvaryum ve Rahmi Koç Müzesi çocuklar için ilgi çekici duraklar. İstanbul’da turistik gezi tamamlandıktan sonra buradan Bursa Uludağ’da bir kayak molası verilebilir ve Cumalıkızık Köyü keşfedilebilir. Ya da Çanakkale rotasında doğru devam edilerek Troya Müzesi ve Gelibolu Şehitlikleri, Edirne’de Selimiye Camii ve Arkeoloji Müzesi ile rota tamamlanabilir.</p>

<p>Kar, yağmur ya da ılıman bir iklime doğru hangi rota seçilirse seçilsin, yol tutuş, konfor ve performansı bir arada sunan ürünleriyle Continental, sizin ve ailenizin güvenli bir şekilde geziyi tamamlaması için yola çıkana arka çıkmaya devam ediyor.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jan 2025 23:12:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/somestr-tatilinde-unutulmaz-deneyim-yasatacak-rotalar-1737058359.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ergoterapi, okul başarısını artırmada da etkili…</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ergoterapi-okul-basarisini-artirmada-da-etkili-1807</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ergoterapi-okul-basarisini-artirmada-da-etkili-1807</guid>
                <description><![CDATA[Ergoterapinin, çocukların günlük yaşam becerilerinde bağımsızlık kazanmasını, motor ve sosyal becerilerini geliştirmesini hedefleyen önemli bir destek alanı olduğunu belirten Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, ergoterapinin yalnızca nörogelişimsel bozukluklar yaşayan değil, tüm çocuklar için uygun olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Otizm, DEHB ve öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda ergoterapi ile duyusal işlem, motor beceriler ve sosyal etkileşimlerin desteklendiğini aktaran Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi,&nbsp;“Okul ortamındaki başlıca hedefler arasında ise, ince motor becerileri desteklemek, görsel ve işitsel algıyı desteklemek, duyusal sistemi desteklemek, duygusal ve davranışsal düzenlemeler ile okulda karşılaşılan zorluklar yer alır.” dedi.&nbsp;Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre şekillenen bu yaklaşımın, maksimum bağımsızlık hedefiyle uygulandığına vurgu yaptı.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, çocukların hayatında ergoterapinin öneminden bahsetti.</p>

<p><strong>Ergoterapi çocukların bağımsız yaşam becerilerini destekliyor…</strong></p>

<p>Ergoterapinin çocukların gelişimi üzerindeki temel amacının, çocuğun yemek yeme, giyinme, öz bakım, oyun oynama gibi günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlık kazanmasına yardımcı olmak, motor becerilerini geliştirmek, sosyal becerilerini güçlendirmek, duyusal senkronizasyonu sağlamak ve çevresiyle daha uyumlu bir şekilde etkileşim kurmasını sağlamak olduğunu hatırlatan Uzman Ergoterapist Cahit&nbsp;Burak&nbsp;Çebi, “İnce motor ve kaba motor becerilerin desteklenmesi, duyusal işlev bozukluğu yaşayan çocuklarda duyusal senkronizasyonun sağlanması, çocuğun giyinmesi, yemek yemesi ve öz bakımını sağlaması gibi bağımsız yaşam becerileri desteklenir. Sosyal becerilere yönelik çocuğun akranlarıyla oyun oynaması, sıra beklemesi, paylaşma gibi sosyal becerilerini geliştirmesi ergoterapinin temel hedefleri arasında yer alır.” dedi.</p>

<p><strong>Otizm, DEHB ve öğrenme güçlüğü gibi nörogelişimsel bozuklukları olmayan çocuklara da uygun…</strong></p>

<p>Ergoterapinin, yalnızca belirli bir rahatsızlık veya özel gereksinimi olan çocuklar için olmadığına dikkat çeken Uzman Ergoterapist Cahit&nbsp;Burak&nbsp;Çebi, “Her çocuğun gelişimsel olarak desteklenmesi için uygun olabilir. Ergoterapi sürecinde çocuğun gelişim düzeyine bağlı olarak duyusal işlem, duyusal motor beceriler, algısal motor beceriler ve bilişsel süreçlerine yönelik çalışmalar yer alır.” dedi.</p>

<p>Otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü gibi nörogelişimsel bozukluklarda ergoterapinin, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen önemli bir sağlık alanı olduğuna vurgu yapan Uzman Ergoterapist Cahit&nbsp;Burak&nbsp;Çebi, şunları söyledi:</p>

<p>“Otizm spektrum bozukluğunda sosyal etkileşim, iletişim ve davranışsal zorlukları göz önünde bulundurarak otizm spektrum bozukluğuna sahip çocuklarda duyusal işlem, kaba motor ve ince motor beceriler, etkileşim ve sosyal becerileri destekleyerek günlük yaşam aktivitelerine bağımsız katılımı sağlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ergoterapi, dikkat ve aktivite sürdürebilirliği, planlama, organizasyon, dürtü kontrolü, zaman yönetimi ve motor koordinasyonu destekleyerek çocuklarda yaşam kalitesini artırmayı hedefler.”</p>

<p><strong>Ergoterapi, çocukların okul başarısının artmasını hedefliyor…</strong></p>

<p>Ergoterapinin özgül öğrenme güçlüğü ve okul ortamında zorluk yaşayan çocuklara yönelik bütüncül bir değerlendirme sergilediğini aktaran Uzman Ergoterapist Cahit Burak Çebi, “Okul ortamındaki başlıca hedefler arasında, çocuğun yazı yazmasına yönelik ince motor becerileri desteklemek, okuduğunu anlamasına yönelik görsel algı ve işitsel algıyı desteklemek, çevresini ve okul ortamını çocuğa uygun bir şekilde düzenlemek, duyusal ihtiyaçlarına yönelik duyusal sistemi desteklemek, okulda davranış sorunlarına yönelik duygusal ve davranışsal düzenlemeler ile okulda karşılaşılan zorluklar yer alır. Ergoterapi ile özgül öğrenme güçlüğüne sahip çocukların maksimum bağımsızlığı hedeflenmiş olur.” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 22:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/ergoterapi-okul-basarisini-artirmada-da-etkili-1736883043.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aynı köyde veya yakın köyden yapılan evlilikler genetik hastalık riskini arttırıyor.</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ayni-koyde-veya-yakin-koyden-yapilan-evlilikler-genetik-hastalik-riskini-arttiriyor-1788</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ayni-koyde-veya-yakin-koyden-yapilan-evlilikler-genetik-hastalik-riskini-arttiriyor-1788</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Tıp Uzmanları Birliği Nadir ve Tanısız Hastalıklar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Serdar Ceylaner konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’de aynı köy ya da yakın köyden yapılan evliliklerin aynı popülasyondan yapılması sebebiyle genetik taşıyıcılık hastalık riskinin arttığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”padding:0”></p>

<p style=”padding:0”>Prof. Dr. Serdar Ceylaner,   bir çok kişinin akraba evliliği yapmadığını düşünerek genetik hastalıklar için bir risk taşımadığını düşündüğüne dikkat çekerek,  “ Aynı köye yada yakın köyden yapılan evliliklerdeki genetik benzerlik bazen tahmin edemeyeceğiniz kadar yüksek olabilmektedir” dedi.</p>

<p style=”padding:0”><strong style=”font-weight:700”>Aynı köyden evliliklere dikkat </strong></p>

<p style=”padding:0”> Küçük kasabalarda veya köylerde yıllarca yaşayan toplumlarda aynı gen havuzundan gelen bireyler bulunduğunu ifade eden Prof. Ceylaner,  aynı köyden evlilik yapan bireylerde özellikle genetik hastalıkların bir grubu olan otozomal resesif hastalıkların riski artırdığını belirtti. Prof Ceylaner şöyle devam etti : “ Biz tüm genleri çift doz taşırız. Birisini annemizden diğerini babamızdan alırız. Her ikisinden de mutasyon olan gen alınması durumunda hastalık ortaya çıkar.  Bu sebeple normalde nadir görülen bu hastalıkların akraba evliliği yapan kişilerde riski artmaktadır. Aynı şekilde aynı köy veya yakın köyden evli kişilerde de risk artmaktadır.”</p>

<p style=”padding:0”><strong style=”font-weight:700”>Resmi Verilerde Genetik Tehlike</strong></p>

<p style=”padding:0”>Türkiye’de akraba evliliği oranlarına  bakıldığında tespit edilen rakamlar ve otozomal resesif hastalıkların Türkiye’de tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu vurgulayan Ceylaner,  “Aile’nin hasta bir çocuğu olduğunda “eşinizle akrabalığınız var mı?” sorusu daha detaylandırılmalıdır. “Uzaktan da olsa akrabalığınız var mı?” “aynı köylü müsünüz?” hatta “eşinizle yakın köylü müsünüz?” diye sorulmalı ve “evet” cevabı alınırsa otozomal resesif bir hastalık olabileceği akılda tutulmalıdır.” Dedi</p>

<p style=”padding:0”><strong style=”font-weight:700”>Evlenmeden Önce Genetik Danışmanlık Alınmalı</strong></p>

<p style=”padding:0”>Akraba evliliği yapan çiftlerin veya aynı köy ile yakın köyden evlilik yapan çiftlerin sağlıklı çocuklarının   olabileceği bilgisini veren Ceylaner,  genetik hastalık riskinin bu ailelerde çok arttığı için bu ailelerin çocuk sahibi olmadan bir genetik merkezine başvururlarsa taşıdıkları önemli hastalıkları tespit edilebileceklerini ve gebeliklerinde bu hastalıkların olmasının önlenebileceğini söyledi.  Ceylaner, “Neredeyse akraba evliliği yapan her üç aileden birisinde eşlerin her ikisi de önemli bir hastalık taşımaktadır. Bu ailelere gebelik öncesi bilgi verip gerekirse tüp bebek yöntemi uygulanarak preimplantasyon genetik tanı yapılabilmekte ve önceden saptanan riskli hastalığın çocuklarında çıkmaması sağlanabilmektedir.” Şeklinde konuştu.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jan 2025 15:12:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/ayni-koyde-veya-yakin-koyden-yapilan-evlilikler-genetik-hastalik-riskini-arttiriyor-1735992749.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüik:  Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık %44,38, aylık %1,03 arttı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-tuketici-fiyat-endeksi-tufe-yillik-4438-aylik-103-artti-1783</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/tuik-tuketici-fiyat-endeksi-tufe-yillik-4438-aylik-103-artti-1783</guid>
                <description><![CDATA[Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup %25,88 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise %91,64 ile eğitim oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=”font-size: 10pt;”></span></p>

<p><span style=”font-size: 10pt;”>Ana harcama grupları itibarıyla 2024 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre en çok azalan ana grup %-0,67 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, 2024 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise %2,78 ile ev eşyası oldu (ana harcama gruplarına göre endeksler, ağırlıklar ve değişim oranları Ek Tablo-1’dedir).</span></p>

<p><span style=”font-size: 10pt;”>Endekste kapsanan 143 temel başlıktan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 5’li Düzey) 2024 yılı Aralık ayı itibarıyla, 19 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 12 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 112 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.</span><br />
<br />
<strong><span style=”font-size: 12pt;”>Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) yıllık %43,94, aylık %1,17 oldu</span></strong><br />
<br />
<span style=”font-size: 10pt;”>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, 2024 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %1,17, bir önceki yılın Aralık ayına göre %43,94, bir önceki yılın aynı ayına göre %43,94 ve on iki aylık ortalamalara göre %58,37 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><br />
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 22:16:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/tuik-tuketici-fiyat-endeksi-tufe-yillik-4438-aylik-103-artti-1735931809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahmet ve bağışlanma zamanı: Üç aylar!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/rahmet-ve-bagislanma-zamani-uc-aylar-1781</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/rahmet-ve-bagislanma-zamani-uc-aylar-1781</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayının en kıymetli gecesi olan Kadir Gecesinin, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olarak bilindiğini de anlatan Prof. Dr. Öngören, “Kandil geceleri arasında en önemlisi kabul edilen bu gece, Allah’ın rahmetinin ve bağışlanmasının zirveye çıktığı anlardan biridir.” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşat Öngören, İslam dünyasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının manevi önemini değerlendirdi.</p>

<p><strong>Hayır işleri artırılmalı!</strong></p>

<p>“Üç aylar” olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarında ibadet, dua, zikir ve hayırlı işlerin artırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Reşat Öngören, “Allah’ın merhamet, bağışlama ve ihsanının zirveye çıktığı bu kutlu zaman diliminde, özellikle zulüm ve acı çeken coğrafyalar için dualarımızı esirgememeliyiz. Gazze’de zulüm altında inleyen kardeşlerimizin kurtuluşu için dualarımızla yanlarında olmalıyız.” dedi.</p>

<p><strong>Üç ayların manevi derinliği</strong></p>

<p>Recep, Şaban ve Ramazan aylarının, İslam takviminde özel bir yere sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, bu dönemde Regaib, Mirac, Berat ve Kadir gibi önemli kandillerin yer almasının, üç ayların manevi değerini artırdığını ifade etti. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Allahım, Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır!” duasını hatırlatan Prof. Dr. Reşat Öngören, özellikle Şaban ayındaki oruç ibadetine dikkat çekti. Peygamberimizin, “Ramazan dışında en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.” hadisine atıfta bulunan kaydeden Prof. Dr. Reşat Öngören, Şaban ayının diğer aylara oranla daha fazla oruçla geçirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>Kandiller: İlahi rahmetin hissedildiği geceler</strong></p>

<p>Recep ayındaki Regaib ve Mirac kandillerinin, üç ayların ilk manevi durakları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Reşat Öngören, “Regaib Kandili, Allah’ın kullarına olan lütfunu anmak için kutlanırken, Mirac Kandili, Peygamberimizin göğe yükseldiği gece olarak hatırlanır. Bu gecede, beş vakit namaz farz kılınmış ve Bakara Suresi’nin son ayetleri indirilmiştir. Ayrıca, Allah’a ortak koşmayanların affedileceği müjdesi de bu gecede verilmiştir.” diye konuştu.</p>

<p>Şaban ayında kutlanan Berat Kandili’nin ise bağışlanma ve rızık gecesi olarak bilindiğine işaret eden Prof. Dr. Öngören, Peygamberimizin, “Şâban’ın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona âfiyet vereyim… der” şeklinde buyurduğunu hatırlatarak, Berat gecesinde bir yıllık kader hükümlerinin belirlendiği dikkate alınırsa, Hz. Allah’ın bu hitabı karşısında günahlara tövbe edip güzel ahlaklı olma, rızık bolluğu ve sağlıklı yaşamı O’ndan istemenin, bir yıl boyunca bu hususlarda kararların lehimize şekillenmesine vesile olacağını da işaret etti.</p>

<p>“Özellikle kader hükümlerinin yazıldığı ‘levh-i mahfuz’daki ‘askıda hükümlerin’ (kaza-i muallak), yani lehimizde ya da aleyhimizde gerçekleşmesi bizim tutum ve davranışlarımıza bağlanmış hükümlerin lehimize göre meydana gelmesi söz konusu olacaktır” diyen Prof. Dr. Öngören, rivayetlere göre, Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksa’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin de bu gecede gerçekleştiğini söyledi.</p>

<p><strong>Kadir Gecesi: İlahi lütfun zirvesi</strong></p>

<p>Ramazan ayının en kıymetli gecesi olan Kadir Gecesinin, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olarak bilindiğini de anlatan Prof. Dr. Öngören, “Kandil geceleri arasında en önemlisi kabul edilen bu gece, Allah’ın rahmetinin ve bağışlanmasının zirveye çıktığı anlardan biridir.” ifadesinde bulundu.</p>

<p><strong>Duaların gücü</strong></p>

<p>Prof. Dr. Öngören, üç ayların rahmet dolu atmosferinden istifade edilmesi gerektiğini belirterek, “Dualar, sadece bireysel değil, toplumsal huzur ve kurtuluş için de güçlü bir araçtır. Gazze’deki mazlum kardeşlerimiz için dualarımızla yanlarında olmalıyız. Maddi yardım imkânlarımız sınırlı olabilir, ancak dualarımızla onları desteklemek elimizde. Bu mübarek günler, bireyler için yalnızca manevi bir yenilenme değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı artırma fırsatıdır. Allah’ın rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açık olduğu bu özel dönemi en iyi şekilde değerlendirmek hem bireysel hem de toplumsal huzur için bir vesiledir.” şeklinde sözlerini tamamladı.</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 22:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/rahmet-ve-bagislanma-zamani-uc-aylar-1735931800.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiğ süt hakkında bilinmesi gereken 5 önemli nokta!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/cig-sut-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-1776</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/cig-sut-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-1776</guid>
                <description><![CDATA[Kimileri doğal, işlenmemiş ve taze olduğu düşüncesiyle, kimileri de marketlerdeki ambalajlı sütlere göre daha ekonomik bulduğundan çiğ süt almayı tercih ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Geçmişte sokak sütçülerinin evlerin kapısına getirdiği ve güğümlerinden sürahilere boşalttığı dönem artık pek çoğumuz için nostaljik bir anı olsa da, çiğ süt tüketimi yaygınlığını koruyor. Ancak dikkat! Bazı hijyenik koşullara uyulmadığında tüketilen çiğ süt ciddi enfeksiyonlara hatta hayati riske yol açabiliyor! <strong>Acıbadem Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz</strong> “Yapılan çalışmalar; ç<span style="font-family:’tahoma’">iğ sütün gerekli koşullar sağlanmadan tüketilmesinin bazı kişilerde böbrek yetmezliğinden felce dek çok ciddi hatta yaşamı tehdit eden hastalıklara neden olabildiğini gösteriyor” diyor. Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz, herhangi bir &nbsp;ısıl işlem uygulanmadan satılan sütlerin tüketimi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</span></p>

<div>
<ul>
	<li><strong><span style="font-family:’tahoma’">Kaynatma süresine dikkat edin!</span></strong></li>
</ul>
</div>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kocagöz “Çiğ süt zararlı mikroplar taşıyabileceği için insan sağlığına riskini ortadan kaldırmak ve mikrobiyolojik güvenliğini sağlamak amacıyla kaynatma, pastörizasyon ve sterilizasyon gibi işlemlerle mikroplar yok edilir. Sağlık riskleri nedeni ile Dünya Sağlık Örgütü insanların çiğ süt veya çiğ süt ürünlerinin (taze, yumuşak peynir çeşitleri, dondurma, yoğurt) bu tip işlemlere girmeden tüketilmemesini önermektedir. Genel anlamda kaynatma işlemi ev ortamında çiğ sütlere uygulanır. Kaynatma süresi süt içindeki mikrop ve mikroplardan gelen toksinleri yok etmek için en az ortalama 15-20 dakika olmalıdır” diyor.&nbsp;</p>

<div>
<ul>
	<li><strong>Ciddi hastalıklara yol açabilir!</strong></li>
</ul>
</div>

<p>Çiğ süt; Salmonella, E.col ve toplumda isimleri bilinmeyen birçok tehlikeli bakteriler içerebilir. H5N1 (kuş gribi) virüsüyle enfekte ineklerden alınan çiğ sütte bu virüsün bulunduğu tespit edilmiştir. Çiğ süt ve çiğ süt ürünleri (peynir, kaymak, dondurma vb) özellikle toksoplazma enfeksiyonu açısından da ciddi risk taşır ve gebelere bulaştığında bebekte kalıcı hasarlara yol açma riski taşır. Seyahatlerde de bu tür gıdalar, bulaşıcı hastalıklar açısından önemli bir risk oluşturur.</p>

<div>
<ul>
	<li><strong>Soğuk zincir çok önemli!</strong></li>
</ul>
</div>

<p>Çiğ sütün; hayvanın sağılmasından sütün şişelenme işlemine ve tüketiciye ulaştırılmasına dek tüm aşamalarda mikrop taşıma riskini ortadan kaldırarak sağlığa zarar vermesini önlemek için soğuk zincire çok önem verilmelidir. Bu nedenle sütün<span style="font-family:’tahoma’">&nbsp;sağılmasından sonra en kısa zamanda soğuk zincir sistemine girmesi gerekmektedir. Bu süre en fazla ilk 4 saattir.&nbsp;</span></p>

<div>
<ul>
	<li><strong><span style="font-family:’tahoma’">Risk&nbsp;</span>grubundakiler dikkat!</strong></li>
</ul>
</div>

<p>Çiğ sütteki bakteriler; çiğ süt içen veya çiğ sütten yapılmış yiyecekler tüketen herkesin sağlığını ciddi şekilde etkileyebilir. Bazı insanlar çiğ sütteki bakterilerden dolayı hastalıkları karın ağrısı, kusma, bazen kanlı ishal, ateş, baş ağrısı ve vücut ağrısı gibi şikayetlerle geçirse de, bazılarında ölüme bile neden olabilir. Bu grup bireyler şunlardır: Hamileler, 5 yaş altı çocuklar, 65 yaş üstü yaşlılar, bağışıklık sistemleri zayıflamış kişiler, kalp ve böbrek hastalıkları ve diyabeti olanlar ile HIV enfeksiyonu veya organ nakli alıcıları.&nbsp;</p>

<div>
<ul>
	<li><strong>Pastörizasyon sütün besin değerini azaltmaz!</strong></li>
</ul>
</div>

<p>Toplumumuzda pek çok kişi pastörizasyon işleminin, süte zarar verdiğini ve besin değerini azalttığını, çiğ sütün güvenli ve daha sağlıklı olduğunu düşünüyor. Oysa bu düşüncenin doğru olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ayşe Sesin Kocagöz şöyle konuşuyor: “Pastörizasyon işlemi sütteki zararlı mikroorganizmaları yok ederken, bu süreçlerde sütün besleyici değerinde değişikliğe neden olmaz! Vitamin ve besleyici protein değerinin düşmesi kaygı duyulacak kadar anlamlı miktarlarda değildir. UHT süt de; yüksek ısı derecesiyle çiğ sütün kimyasal, fiziksel ve duyusal özelliklerinde en az değişikliğe yol açarak, bozulma yapabilen tüm mikropların UHT (Ultra High Temperature) işlemi ile yok edilmesidir. Yüksek ısı uygulanması sırasında &nbsp;sütte &nbsp; saptanan besin değerlerindeki değişimler (örneğin vitamin) &nbsp;gıda etkinliği açısından önemsiz düzeyde düşüktür. Sonuç olarak &nbsp;bu işlemler ile mikroorganizma riski olmadan besin değeri korunmuş olmaktadır.”</p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 15:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/cig-sut-hakkinda-bilinmesi-gereken-5-onemli-nokta-1735822504.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6 Şubat Depremleri Sonrası Açılan Sigorta Davaları Çözüme Kavuşuyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/6-subat-depremleri-sonrasi-acilan-sigorta-davalari-cozume-kavusuyor-1771</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/6-subat-depremleri-sonrasi-acilan-sigorta-davalari-cozume-kavusuyor-1771</guid>
                <description><![CDATA[Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) kapsamında sigortalı vatandaşların hasarlarının hangi tarife üzerinden ödeneceği konusundaki sorun, çözüme kavuşmaya başladı. Yargıtay’ın aldığı son karar, söz konusu belirsizliği ortadan kaldırırken yerel mahkemelerdeki davalar da karara bağlanıyor. Avukat Seda Yılmaz, Yargıtay’ın kararına göre vatandaşların yeni tarifeden yararlanmak için zeyilname yaptırmak zorunda olduğunu, Doğal Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK) ise zeyilname yaptıran sigortalılara tazminat ödemelerinde yeni tarifeyi esas alması gerektiğini söyledi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify”">Türkiye’yi derinden sarsan 6 Şubat 2023 tarihindeki depremler sonrası, Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) kapsamında sigortalı vatandaşların tazminatlarının hangi tarife üzerinden ödeneceği konusundaki hukuki belirsizlik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin kararıyla ortadan kalktı. Yerel mahkemelerdeki davalar da çözüme kavuşturuluyor. Avukat Seda Yılmaz, ortaya çıkan hukuki anlaşmazlık ve Yargıtay’ın konuyla ilgili kararına dair görüşlerini paylaştı.</p>

<p style="text-align:justify”"><strong>Tazminat ödemelerinde yeni tarife esas alınacak</strong></p>

<p style="text-align:justify”">Kahramanmaraş depremlerinden kısa bir süre önce, 25 Kasım 2022’de Zorunlu Deprem Sigortası teminatlarının yüzde 100 oranında artırılarak Resmî Gazete’de yayımlandığına dikkati çeken Yılmaz, “<em>Bölgede milyonlarca kişi, depreme eski tarifeye göre düzenlenmiş poliçeleriyle yakalandı.</em> <em>DASK, 6 Şubat depreminde zarar gören sigortalılara hasar ödemelerinde eski tarife değerlerini esas aldı. Yeni tarifeden yararlanmak isteyen birçok vatandaş, konuyu yargıya taşıdı ve süreç uzadı. Yargıtay tarafından alınan son kararla birlikte belirsizlik ortadan kalktı. Yeni tarifeden yararlanmak isteyen fakat zeyilname yaptırmamış olan vatandaşların bundan yararlanamayacağı, yüksek yargı tarafından kesinleştirilmiş oldu. Yerel mahkemelerdeki davaların da bu içtihadın ardından hızla karara bağlandığını görüyoruz.</em>” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:justify”"><strong>Yeni teminatlar için ek poliçe zorunluluğu</strong></p>

<p style="text-align:justify”">Yılmaz, Yargıtay’ın bu kararı doğrultusunda yeni teminatlardan yararlanmanın bir şartı olduğunu belirterek,&nbsp;“<em>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2023/13140 E. ve 2024/5473 K. sayılı kararında, zeyilname yapılmadan yeni teminatlardan yararlanmanın mümkün olmadığına dair bir görüş belirtti. Tarifede artış yapıldığı durumlarda yeni teminat limitlerinden yararlanmak isteyen vatandaşların, zeyilname yani ek poliçe düzenlemesi yapması gerekecek.</em>” bilgisini verdi.</p>

<p style="text-align:justify”">Avukat Seda Yılmaz, Kahramanmaraş depremlerinden çıkarılması gereken dersler olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: &nbsp;</p>

<p style="text-align:justify”"><em>“Yüz binlerce deprem mağdurunun maddi zararları, DASK tarifeleriyle ilgili belirsizlik sebebiyle aylarca tam olarak karşılanamadı. DASK zaten genel ve zorunlu bir sigorta olduğu için hasarları belli bir oranda karşılayabiliyor. Yaşanan süreç, olası felaketler için DASK yanında özel sigorta şirketlerinden ihtiyari deprem sigortası yaptırılması gerektiğini de ortaya koydu.”</em></p>

<p>Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jan 2025 15:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2025/01/6-subat-depremleri-sonrasi-acilan-sigorta-davalari-cozume-kavusuyor-1735822361.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Battalgazi&#039;de Gece Gündüz Aralıksız Temizlik Başladı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/battalgazide-gece-gunduz-araliksiz-temizlik-basladi-1738</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/battalgazide-gece-gunduz-araliksiz-temizlik-basladi-1738</guid>
                <description><![CDATA[Battalgazi Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü, kış şartlarında cadde ve sokaklarda kapsamlı temizlik çalışmalarını sürdürüyor. Çamur ve biriken atıklar titizlikle temizleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Battalgazi Belediyesi, kış aylarının olumsuz etkileriyle mücadele kapsamında, Temizlik İşleri Müdürlüğü koordinasyonunda ilçe genelinde yoğun bir çalışma yürütüyor. Hem gündüz hem de gece saatlerinde sürdürülen temizlik faaliyetleri, vatandaşların daha temiz bir çevrede yaşamlarını sürdürebilmeleri için aralıksız devam ediyor.</p>

<p><strong>Kış Şartlarına Karşı Temizlik Atağı</strong></p>

<p>Ekipler, cadde ve sokaklarda biriken çamur ve atıkları temizlemek için yıkama araçları ve modern ekipmanlarla sahada yer alıyor. Gündüz park ve yeşil alanlarda yapılan yaprak temizliği çalışmaları dikkat çekerken, gece ise çamurlu caddeler yıkanarak kış temizliği hızlandırılıyor. İlçe genelindeki bu özverili çalışmalar, hem çevre temizliği hem de vatandaşların güvenli bir şekilde yürüyebilmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Özellikle yoğun yağışların ardından çamurla kaplanan yolların yıkanması, vatandaşlardan takdir topluyor. Temizlik ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde Battalgazi’de hem çevre düzeni sağlanıyor hem de hijyen standartları yükseltiliyor. Bu çabaların, günlük hayatı daha kolay ve konforlu hale getirdiği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 17:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/12/battalgazide-gece-gunduz-araliksiz-temizlik-basladi-1734098713.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Organize suç örgütlerinin nefesleri ’Kuyu’da kesildi!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/organize-suc-orgutlerinin-nefesleri-kuyuda-kesildi-1726</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/organize-suc-orgutlerinin-nefesleri-kuyuda-kesildi-1726</guid>
                <description><![CDATA[5 ayrı organize suç örgütüne yönelik son bir haftada 7 ilde düzenlenen "KUYU" operasyonlarında 81 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 50'si tutuklanırken, 25'ine adli kontrol kararı verildi. Diğerlerinin işlemleri sürüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>5 ayrı organize suç örgütüne yönelik son bir haftada 7 ilde düzenlenen "KUYU" operasyonlarında 81 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 50'si tutuklanırken, 25'ine adli kontrol kararı verildi. Diğerlerinin işlemleri sürüyor.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>İçişleri Bakanlığı'nın bir süredir organize suç örgütlerine yönelik sürdürdüğü 'Kuyu' operasyonları başarıyla sürüyor.</p>

<p>Son bir haftada 5 ayrı organize suç örgütüne yönelik düzenlenen 'Kuyu' operasyonlarında 81 şüpheli yakalandı.</p>

<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kuyu operasyonlarının detaylarını sosyal medya hesabından paylaşırken, 81 şüpheliden 50'sinin tutuklandığını, 25'i ise hakkında adli kontrol kararı verildiğini belirterek, diğerlerinin işlemlerinin sürdüğünü kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>—İstanbul, Bursa ve Antalya’da B.G.’nin (Yurt dışı firar) elebaşılığını yaptığı (KUYU-41),<br />
—İzmir’de O.Ç.’nin elebaşılığını yaptığı (KUYU-42),<br />
—Denizli’de A.K.’nin elebaşılığını yaptığı, (KUYU-43)<br />
—Balıkesir’de Z.U.T. ve F.T.’nin (Yurt dışı firari) elebaşılığını yaptığı… <a href="https://t.co/hQShDlwSXZ">pic.twitter.com/hQShDlwSXZ</a></p>

<p>— Ali Yerlikaya (@AliYerlikaya) <a href="https://twitter.com/AliYerlikaya/status/1860217734597849201?ref_src=twsrc%5Etfw">November 23, 2024</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Organize suç örgütlerinin artık nefesi kesildi" diyen Bakan Yerlikaya, "Biz yine de durmadan duraksamadan mücadelemizi azim ve kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz❗️ Suçta kibirlenen, kendini hukukun üstünde gören suç örgütlerine asla tahammülümüz yok" mesajını verdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 01:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/organize-suc-orgutlerinin-nefesleri-kuyuda-kesildi-1732399916.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İklim değişikliği ekosistemleri tehdit ediyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/iklim-degisikligi-ekosistemleri-tehdit-ediyor-1725</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/iklim-degisikligi-ekosistemleri-tehdit-ediyor-1725</guid>
                <description><![CDATA[Gezegenimizdeki iklim krizinden etkilenen tek tür insanlar değil. Dünyanın yaban hayatı, hayvanların yaşam alanları ve onların parçası olduğu ekosistemler de değişimle karşı karşıya kalıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gezegenimizdeki iklim krizinden etkilenen tek tür insanlar değil. Dünyanın yaban hayatı, hayvanların yaşam alanları ve onların parçası olduğu ekosistemler de değişimle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p>İSTANBUL (İGFA) - İklim değişikliğinin hayvanların üzerindeki etkilere dair önemli bilgiler paylaşan Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Hayvan popülasyonlarında, iklim değişikliğine yanıt hem fenotipik esnekliği hem de genetik değişimi (evrim) hem de mevsime bağlı bazı faktörleri içermektedir. Gerçek genetik değişim gösteren hayvanlar arasında, sivrisinek, sincap, kırlangıç ve drosophila (küçük bir sinek) gösterilmektedir.” dedi.</p>

<p>Çevre, beslenme ve mevsimsel değişikliklerin dişilerde östrus (dişi hayvanlarda kızgınlık) aktivitesini, östrus süresini; erkeklerde ise sperm üretimini değiştirerek doğurganlık üzerine etki ettiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Burcu Çevreli, “Gebe kalma oranları sıcak ve soğuk stresi altında azalır.”dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 01:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/iklim-degisikligi-ekosistemleri-tehdit-ediyor-1732399897.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadına karşı şiddette esas sorun ‘ataerkil dil’!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kadina-karsi-siddette-esas-sorun-ataerkil-dil-1724</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kadina-karsi-siddette-esas-sorun-ataerkil-dil-1724</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019’da yayımladığı rapora göre dünya genelinde neredeyse her 3 kadından 1'i, yakın ilişkide bulundukları erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019’da yayımladığı rapora göre dünya genelinde neredeyse her 3 kadından 1'i, yakın ilişkide bulundukları erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor.</p>

<p>İSTANBUL (İGFA) - Kadına karşı şiddet suçu işleyenlerin en çok eşler, oğullar, babalar, erkek arkadaşlar ve kadınların ayrıldıkları veya ayrılmak istedikleri erkekler olduğuna vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert&nbsp;Sinan&nbsp;Bingöl, “Bunun en büyük nedeni ataerkil dilin varlığı. ‘Erkek adam, döver de sever de’, ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘gelinliğiyle giren kefeniyle çıkar’ gibi ataerkil söylemler, kadınların, erkeklerin kontrolünde olması gerektiğini dayatmakta ve erkeklerin eşlerini kontrol altında tutmak için şiddet kullanmasını normalleştirmektedir.” dedi.</p>

<p>Şiddet gören kadınların çaresizlik ve umutsuzluk nedeniyle, sıklıkla depresif ve kaygılı süreçler yaşadıklarına değinen Dr. Mert&nbsp;Sinan&nbsp;Bingöl, kadınların kendilerini korumak için şiddet riski belirdiği andan itibaren gerekli tepkiyi koyarak önlem almaları ve fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddeti, hiçbir şekilde kabul etmemeleri gerektiği uyarısını yaptı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 01:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/kadina-karsi-siddette-esas-sorun-ataerkil-dil-1732399894.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarihi Kentler Birliği Muğla’da toplandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/tarihi-kentler-birligi-muglada-toplandi-1721</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/tarihi-kentler-birligi-muglada-toplandi-1721</guid>
                <description><![CDATA[Tarihi Kentler Birliği 2. Olağan Meclis Toplantısı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi ev sahipliğinde Marmaris’te gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihi Kentler Birliği 2. Olağan Meclis Toplantısı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi ev sahipliğinde Marmaris’te gerçekleştirildi.</p><p>MANİSA (İGFA) - Kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği gibi konuların ele alındığı Tarihi Kentler Birliği Meclis Toplantısı Marmaris’te gerçekleştirildi. Toplantıya Muğla Vali Yardımcısı Murat Sarı,&nbsp; CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, Tarihi Kentler Birliği ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, birlik üyesi olan büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanlarının yanı sıra meclis üyeleri de katıldı.</p>

<p>Tarihi Kentler Birliği 2. Olağan Meclis toplantısının açılış konuşmasını ise ev sahibi olan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras yaptı. Aras konuşmasında “Memleketimiz Muğla, kesintisiz insan yerleşimiyle 8 bin yıllık geçmişe sahip, Akdeniz ve Ege’nin en önemli kentlerinden biridir. Bir Akdeniz kenti olarak Muğla, antik çağlardan günümüze kadar birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde bu kültürel çeşitliliğin mirası, günlük yaşamımızın pratiklerinde yaşamaya devam etmektedir. Muğla, içinde bulunduğumuz dünyayı şekillendiren paha biçilemez düşüncelerin oluştuğu bir şehirdir. Bugün her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz 'demokrasi' gibi sosyal yeniliklerin ortaya çıktığı bir tarihe Muğla’da ev sahipliği yapmaktayız. Muğla gibi dinamik bir şehre hizmet etmek ve dünya çapında şehirlerle güçlü bağlar kurma geleneğini sürdürmek müthiş bir ayrıcalık.</p>

<p>Ege’nin incisi kentimiz doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanları kendine çekerken, her biri ayrı güzelliklere sahip 13 ilçesi ve keşfedilmemiş yönleriyle ziyaretçilerini adeta büyüler. Böylesine eşsiz bir coğrafya ve fırsata sahip olmanın verdiği sorumlulukla çalışmalarımıza hızlıca başladık. Bugün, 8 bin yıllık kültürel mirasıyla şehrimiz, dünyayla bir kez daha buluşmanın heyecanını yaşıyor. Oluşturduğumuz yol haritası ile Muğla’nın kültürel mirasını dünyaya tanıtma yolculuğuna büyük bir heyecanla çıktık. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, uluslararası ve bölgesel bağlarımızı güçlendirmeye ve hem şehirlerimiz hem de küresel topluluğumuz için fayda sağlayacak iş birliği yollarını keşfetmek için büyük bir kararlılıkla çalışmalarımıza başladık. Ortak fayda sağlayan girişimlerle, karşılıklı öğrenmeyi, en iyi uygulamaların değişimini kolaylaştırabileceğimize ve toplumlarımızın ilerlemesine önemli ölçüde katkıda bulunabileceğimize inanıyorum. Kentsel planlama, iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma, tarım, turizm, kültür ve kültürel miras gibi alanlarda birçok ortak proje ve iş birliği gerçekleştirmeyi planlıyoruz." İfadelerine yer verdi.</p>

<p>Aras ayrıca Muğla’da yapılan çalışmalardan dolayı birlik tarafından verilen 3 ödül nedeniyle mutluluk duyduğunu da dile getirdi.</p>

<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Tarihi Kentler Birliği Başkanı Mansur Yavaş yaptığı konuşmada 8 Haziran 2024’de başkanlık görevine seçilmesinin ardından, birliğin yürüttüğü projeler ve tarihi mirasın korunması için yapılan çalışmaları paylaştı. Yavaş, Tarihi Kentler Birliği’nin kuruluşunun 2000 yılına dayandığını ve bugüne kadar önemli adımlar atıldığını belirtti. Birliğin, tarihi ve kültürel varlıkların korunmasında öncü bir rol oynadığını vurgulayan Yavaş, 1999 yılında Beypazarı’nda başlatılan dış cephe yenileme çalışmalarının bu sürecin ilk örneklerinden olduğunu söyledi. Tarihi Kentler Birliği’nin bugüne kadar 120 toplantı gerçekleştirdiğini, 5 bin uzmana eğitim verdiğini ve birçok kültürel projenin hayata geçirildiğini belirten Yavaş, yerel yönetimlere tarihi mirası koruma noktasında büyük sorumluluklar verildiğini söyledi. Ayrıca, Milli Mücadele Rotası gibi projelerle, tarihi olayların sahiplenilmesini ve kültür turizminin desteklenmesini hedeflediklerini ifade etti. Yavaş, birliğin sadece bir kurum değil, aynı zamanda dayanışma dolu bir aile yapısına sahip olduğunu belirterek, tarihi mirasa sahip çıkma noktasında tüm belediyelere çağrıda bulundu.</p>

<p>Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyesi ve Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal ise toplantıda bir sunum yaptı. Şehir plancısı Dr. Kerem Ekinci ile birlikte tarihi doku ve çevrelerin korunması konusundaki çalışmaların öncüsü sayılan merhum Oktay Ekinci’nin “Yaşayan Muğla” kitabı üzerine yaptığı sunumda Başkan Köksal, geçmişten günümüze Menteşe’nin tarihi ve kültürel değerleri ile bu değerlerin korunması ve yaptıkları çalışmalardan da bahsetti.</p>

<p style="text-align: justify;"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Nov 2024 01:10:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/tarihi-kentler-birligi-muglada-toplandi-1732399853.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FAO’dan Türkiye’ye 4. kez ’tam uyum’ ödülü</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/faodan-turkiyeye-4-kez-tam-uyum-odulu-1719</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/faodan-turkiyeye-4-kez-tam-uyum-odulu-1719</guid>
                <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) çatısı altında Akdeniz ve Karadeniz'deki balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerini düzenlemek üzere çalışan Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu'nun (GFCM) Türkiye'ye 4.  Kez “Tam Uyum Ödülü" verdiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) çatısı altında Akdeniz ve Karadeniz'deki balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerini düzenlemek üzere çalışan Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu'nun (GFCM) Türkiye'ye 4. &nbsp;Kez “Tam Uyum Ödülü" verdiğini açıkladı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı,&nbsp;Dünya Balıkçılık Günü nedeniyle yayımladığı mesajında&nbsp;GFCM'in 47. Oturumunu İtalya'nın başkenti Roma'da gerçekleştirildiğini belirterek, komisyon toplantılarında bağlayıcı kararlar alındığını dile getirdi.</p>

<p>Toplantıda, Akdeniz ve Karadeniz'deki balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde sürdürülebilir yöntemleri benimseyerek koruyucu bir yaklaşım sergileyen Türkiye'nin 4. Kez “Tam Uyum Ödülü"ne layık görüldüğünü belirten Bakan Yumaklı, "Bu çerçevede, GFCM tarafından kabul edilen kararlar ulusal mevzuatımıza titizlikle aktarılmakta ve uygulama süreçleri eksiksiz bir şekilde yürütülmektedir. Bu bağlamda, ülkemiz, ulusal düzenlemelerin uluslararası standartlara uyumu ve veri gönderimi konularında örnek bir performans sergilemektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>4 yıl üst üste alınan ödül nedeniyle emeği geçenleri tebrik eden&nbsp;Bakan Yumaklı, Türkiye'nin, bölgesel iş birliği ve sürdürülebilir balıkçılık yönetimi konusundaki kararlılığı ile Akdeniz ve Karadeniz'in geleceği için önemli bir aktör olmaya devam edeceğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/faodan-turkiyeye-4-kez-tam-uyum-odulu-1732322703.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye 10 ayda 55 milyonu ağırladı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/turkiye-10-ayda-55-milyonu-agirladi-1717</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/turkiye-10-ayda-55-milyonu-agirladi-1717</guid>
                <description><![CDATA[Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye, 2024 yılının 10 aylık döneminde toplam 54 milyon 629 bin 687 ziyaretçi ağırladı. Ekim ayının lideri Almanya oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye, 2024 yılının 10 aylık döneminde toplam 54 milyon 629 bin 687 ziyaretçi ağırladı. Ekim ayının lideri Almanya oldu.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -&nbsp;</strong>&nbsp;Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın resmi internet sitesinden alınan verilerine göre gelen ziyaretçilerin 47 milyon 306 bin 764’ünü yabancılar oluşturdu.</p>

<p>Yabancı ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,03 arttı. &nbsp;</p>

<p>Yılın 10 aylık döneminde Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,05 artış ve 6 milyon 249 bin 998 kişi ile Rusya Federasyonu birinci, &nbsp;yüzde 6,43 artış ve 6 milyon 83 bin 421 kişi ile Almanya ikinci, yüzde 16,98 artış ve 4 milyon 209 bin 967 kişi ile de İngiltere (Birleşik Krallık) üçüncü oldu. İngiltere’yi İran ve Bulgaristan takip etti.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/22/465371-9f6b0aaa-7643-446a-9faa-7cdf4c855cfbjpg-1732278432-917-x750.jpeg" style="height:421px; width:750px" /></p>

<p><strong>EKİM AYININ LİDERİ ALMANYA</strong></p>

<p>Türkiye’ye Ekim ayında gelen yabancı ziyaretçi sayı da bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,25 artarak 5 milyon 448 bin 459’a ulaştı.</p>

<p>Ekim ayında Türkiye’nin en çok ziyaretçi ağırladığı ülkeler sıralamasında ise bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,59 artış ve 925 bin 928 kişi ile Almanya birinci, yüzde 15,53 artış ve 776 bin 618 kişi ile Rusya Federasyonu ikinci, yüzde 20,19 artış ve 530 bin 586 kişi ile de İngiltere (Birleşik Krallık) üçüncü oldu. İngiltere’yi İran’ın takip ettiği sıralamada Bulgaristan 5’inci sırada yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/turkiye-10-ayda-55-milyonu-agirladi-1732322681.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEB’den 1. sınıflara yönelik etkinlik fasikülü</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/mebden-1-siniflara-yonelik-etkinlik-fasikulu-1716</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/mebden-1-siniflara-yonelik-etkinlik-fasikulu-1716</guid>
                <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığınca, ilkokul birinci sınıf öğrencilerine yönelik yeni müfredatta yer verilen "süreç odaklı" öğrenme çıktılarına uygun Türkçe, matematik ve hayat bilgisi derslerinden fasiküller hazırlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanlığınca, ilkokul birinci sınıf öğrencilerine yönelik yeni müfredatta yer verilen "süreç odaklı" öğrenme çıktılarına uygun Türkçe, matematik ve hayat bilgisi derslerinden fasiküller hazırlandı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf, ortaöğretim hazırlık ve 9. sınıflarda başlamak üzere kademeli şekilde uygulanmaya başlandı.</p>

<p>Yeni müfredat ile Türkçenin doğru ve etkili kullanımının yanında, düşüncelerin özgürce paylaşılabildiği, sosyal ve duygusal becerilerin gelişiminin desteklenerek öğrencilerin aktif katılımının sağlandığı bir sınıf iklimi oluşturulması amaçlanıyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde,&nbsp; ölçme ve değerlendirme yöntemleri de öğrencilerin yeteneklerine, ihtiyaçlarına ve özel durumlarına göre çeşitlendirilebilecek yapıda kurgulandı.</p>

<p>Bu kapsamda, ilkokul 1. sınıf öğrencilerinin yeni müfredatta yer alan öğrenme çıktılarına uygun Türkçe, matematik ve hayat bilgisi derslerinden fasiküller hazırlandı. Fasiküllerde öğrencilerin Türkçe dört dil becerilerini geliştirmeye ve süreç değerlendirmeye yönelik biçimlendirici değerlendirme etkinliklerine yer verildi.</p>

<p>Bakanlık, fasiküllerin belirli aralıklarla yayımlanmaya devam edeceğini kaydetti. Fasiküllere erişmek için <a href="https://odsgm.meb.gov.tr/www/1-sinif-etkinlik-fasikulleri/icerik/1316"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:44:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/mebden-1-siniflara-yonelik-etkinlik-fasikulu-1732322670.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pençe Kilit’te 4 terörist etkisiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilitte-4-terorist-etkisiz-1715</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilitte-4-terorist-etkisiz-1715</guid>
                <description><![CDATA[Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit edilen 4 PKK'lı teröristi etkisiz hale getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit edilen 4 PKK'lı teröristi etkisiz hale getirildi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong> Türk Silahlı Kuvvetleri, terör yuvalarına pençe vurmaya devam ediyor.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak'ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 4 PKK'lı teröristi etkisiz hâle getirdi" ifadeleri yer aldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<div>https://twitter.com/tcsavunma/status/1859950349899207000</div>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/pence-kilitte-4-terorist-etkisiz-1732322657.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İletişim’den ’Analogdan Dijitale Fotoğrafın Yolculuğu’</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/iletisimden-analogdan-dijitale-fotografin-yolculugu-1713</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/iletisimden-analogdan-dijitale-fotografin-yolculugu-1713</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın himayesinde düzenlenen Analogdan Dijitale Fotoğrafın Yolculuğu Sempozyumu'nun açılışına katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın himayesinde düzenlenen Analogdan Dijitale Fotoğrafın Yolculuğu Sempozyumu'nun açılışına katıldı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>İletişim Başkanı Altun, Analogdan Dijitale Fotoğrafın Yolculuğu Sempozyumu’nda konuştu.</p>

<p>Konuşmasında, içinde bulunulan çağın açlık, susuzluk, iklim krizleri, göç ve salgınlar gibi sorunlarına değinen Altun, programın devamında fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar'ın hayatını anlatan belgeselin gösteriminin yapılacağını, bu belgeselde geçmişin de pek iç açıcı olmadığının görüleceğini anlattı.</p>

<p>İletişim Başkanı Altun, Keribar'ın 1940'ların Türkiyesi'nden bugüne uzanan tarihin canlı bir tanığı olduğunu belirterek, "Bir taraftan onun sanatsal üretimlerine şahitlik ediyoruz. Bir taraftan belgeseli izlediğimizde modern Türkiye tarihine de şahitlik etmiş olacağız. İzzet Bey'in, 1936 senesinde İstanbul Gümüşsuyu'ndaki Ayaspaşa Palas'ta başlayan öyküsünde kuşkusuz büyük mutluluklar da var, öte yandan dedesi Arslan Bey'in varlık vergisi adı altında uğradığı zulüm de var. Sonra, 2. Dünya Harbi yıllarının kıtlığı, ekmek karneleri ve korku dolu anları da var. Kore Harbi zamanları da var. Dahası maalesef 6-7 Eylül Olayları da var. Muhtıralar var, darbeler var." diye konuştu.</p>

<p>"Şükürler olsun ki bugün o zorlu günleri tarihin bir parçası olarak konuşuyoruz. Bugün, o günleri geride bıraktık." diyen İletişim Başkanı Altun, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bugünün Türkiye'sinde artık ne 60'larda kurumsal kimlik kazanan askerî ya da yargı vesayetine yer var ne de o vesayeti savunanlara. Bugünün Türkiye'sinde artık ne 70'lerdeki istikrarsız siyaset ve ekonomiye yer var ne de sağ-sol adı altında toplumsal alanı rehin alan radikalizme, fanatizme yer var. Bugünün Türkiye'sinde artık ne 80'ler neslini topyekûn yok eden darbecilere yer var ne de darbeye çanak tutan ideolojik müdahalelere, siyaset mühendislerine yer var. Bugünün Türkiye'sinde artık ne 90'larda millete 'Nerede bu devlet?' dedirten derin ekonomik çöküntülere, siyasal kaoslara yer var ne de siyaset alanına hükmeden bürokratik oligarşiye yer var. Bugün bunlara yer yok. Bugün artık büyük ve güçlü Türkiye var."</p>

<p>İletişim Başkanı Altun, sempozyuma ismini veren "Analogdan Dijitale Yolculuk" kavramına dikkati çekerek, "Kavramın, fotoğraf sanatı adına ne anlam ifade ettiğini, birazdan başlayacak oturumlarda birbirinden kıymetli isimlerden, uzmanlardan dinleyeceğiz ancak kavramın yani analogdan dijitale dönüşümün bizler için fırsatlar kadar krizleri de içinde barındırdığını bilmemiz gerekir. Elbette bu fırsatlara karşı, analogdan dijitale dönüşüm sürecine cesaretle yaklaşacağız, elbette bu fırsatları kullanmaya gayret edeceğiz. Fakat bir taraftan da ihtiyatlı bir şekilde bu dönüşümle birlikte karşı karşıya kaldığımız meydan okumaları ele alacağız ve meydan okumalara çözümler üretmeye çalışacağız." dedi.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/22/altun-analogdan-dijitale-4-1732299458-89-x750.jpeg" style="height:499px; width:750px" /></p>

<p>Keribar, kendisine ait 1950 model elle kurmalı Zeiss Ikon Nettar marka çalışır durumdaki körüklü fotoğraf makinesini günün anısına İletişim Başkanı Altun'a hediye etti.</p>

<p>İletişim Başkanı Altun, hediye takdiminin ardından Keribar'ın eserlerinden oluşan "Bir Keribar Fotoğrafı" sergisini gezdi. Keribar, İletişim Başkanı Altun'a eşlik ederek çektiği fotoğrafların hikâyelerini anlattı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Nov 2024 03:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/iletisimden-analogdan-dijitale-fotografin-yolculugu-1732322630.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Malatya Esenlik&#039;te Usulsüz İzinler ve Tatiller!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/malatya-esenlikte-usulsuz-izinler-ve-tatiller-1712</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/malatya-esenlikte-usulsuz-izinler-ve-tatiller-1712</guid>
                <description><![CDATA[Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin kanayan yarası ve skandalların merkez üssü Esenlik A.Ş.'de yine kanunsuz, kuralsız ve kimseye takmayan keyfi uygulamalar devam ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Esenlik A.Ş. Genel Müdürü Sabıkalı Veysel Tay’ın göreve geldiği hafta tüm personeli bir araya getirip yaptığı sözde toplantıda çalışanlara yönelik<strong> “Referans göndermeyin, kendinizi ispat etmeyin” </strong>şeklindeki açıklamaları ve uygulamaları, şirketi kaosa sürüklerken kamuoyunda da büyük tepki topluyor. Tay’ın göreve geliş şekli ve uyguladığı politikalar, hem çalışanları hem de Esenlik’in kurumsal kimliğini hedef almış durumda. Bu tablo karşısında, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in artık harekete geçmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>"REFERANS GÖNDERMEYİN" SÖZLERİNDE RİYAKARLIK!</strong></p>

<p>Sabıkalı Müdür Veysel Tay, kendisi belli grupların referansıyla bu göreve gelirken, çalışanlara referans göndermemeleri ve kendilerini ispat etmeye çalışmamaları çağrısında bulunuyor. Bu durum, Tay’ın hem yönetim anlayışındaki samimiyetsizliği hem de liyakat iddialarının bir aldatmacadan ibaret olduğunu açıkça gösteriyor. Çalışanlar arasında konuşulanlar, bu çelişkinin çoktan fark edildiğini ortaya koyuyor: “Kendi referansıyla gelen bir yönetici, bize nasıl böyle bir şey söyleyebilir? Biz referans göndermeyelim ama kendi çevresi referanssız mı geldi?” Şeklinde yorumların yapılması dikkatlerden kaçmadı.&nbsp;</p>

<p><strong>MOBBİNG, GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİKLERİ VE İSTİFALAR</strong></p>

<p>Tay ve şaibeli yönetimi göreve geldikten bu yana, Esenlik’te mobbing, keyfi görev yer değişiklikleri ve baskılarla 150’den fazla çalışan ya emekli olmaya ya da istifa etmeye zorlandı. Deneyimli personelin yerini, liyakatten uzak atamalar aldı. Bu süreç, şirketin kurumsal yapısını zayıflatırken, çalışan bağlılığını ve iş verimliliğini de ciddi şekilde düşürdü.</p>

<p><strong>"KENDİNİZİ İSPAT ETMEYİN" DERKEN TÜM PERSONELİN YERİ DEĞİŞTİRİLDİ</strong></p>

<p>Genel Müdür’ün “Kimse kendini ispat etmek zorunda değil” açıklamasına rağmen, şirkette görev değişiklikleri neredeyse tüm personeli etkiledi. Bu değişiklikler, çalışanlar üzerinde baskıyı artırırken, Tay’ın sözlerinin samimiyetsizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Çalışanlar arasında şu yorumlar giderek yaygınlaşıyor: “Bu sistem altında ya yerimiz değişiyor ya da istifaya zorlanıyoruz. Kendimizi ispat etmeyeceksek, bu mobbing neden?” deniliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>1 YIL DOLMADAN USULSÜZCE TOPLUCA İZİN YAPTILAR!</strong></p>

<p>İş kanununa göre 1 yıl dolmadan personelde olsa idari yönetici de olsa raporsuz bir şekilde keyfi izin yada tatil kullanamaz. Esenlik A.Ş.’de geçtiğimiz aylarda müdür yardımcıları bir haftadan fazla izin yaparken, yine insan kaynakları müdürü S.K.’da işten ihraç sebebi olan şirket aracıyla akdeniz sahillerine gidip tatil yapmıştı. Bu vurdumduymazlığa kimse gıkını çıkarmazken, şimdi de sabıkalı genel müdür Veysel Tay izne ayrıldı. Sami Er Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığına inanıyorsa bu keyfi uygulamalara nasıl göz yumuyor.? Şayet bunları koruyan gizli güçler varsa, bu kadar aleni ve ulu orta yapılmasından hiç mi utanmıyorlar oda ayrı bir tartışma konusu.&nbsp;</p>

<p><strong>SAMİ ER’İN SESSİZLİĞİ ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA</strong></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, iki kez görevden alma girişiminde bulunmasına rağmen Tay ve yönetimi hakkında somut bir adım atmadı. Başkan Er’in sessizliği, hem çalışanlar hem de kamuoyu nezdinde ciddi soru işaretleri yaratıyor. Çalışanlar, Başkan Er’in şirketin bu kötü yönetimine daha ne kadar kayıtsız kalacağını sorguluyor.<br />
Esenlik, Malatya halkının güveniyle büyüyen ve kamu kaynaklarını doğru kullanması beklenen bir şirket. Ancak şu anki yönetim anlayışı, bu güveni tamamen yerle bir etmiş durumda. Halkın parasını yöneten bir kurumda bu kadar şaibeli bir yönetimin görevde kalması, Malatya’nın geleceğine zarar veriyor.</p>

<p><strong>BAŞKAN SAMİ ER’E ÇAĞRI: GEREKENİ YAPIN</strong></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Esenlik’teki bu adaletsizlik ve şaibeler karşısında artık harekete geçmek zorundadır. Veysel Tay ve yönetiminin kurumda yarattığı zararlar, daha fazla görmezden gelinemez. Halkın ve çalışanların beklentisi, bu yönetimin derhal görevden alınması ve Esenlik’in tekrar liyakat odaklı bir yapıya kavuşturulmasıdır. Esenlik halkın şirketidir ve bu şirketi yönetenler, halka hesap vermek zorundadır. Başkan Sami Er’i, Esenlik’i bu çöküşten kurtarmak için ivedilikle göreve davet ediyoruz.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 03:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/malatya-esenlikte-usulsuz-izinler-ve-tatiller-1732233984.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1 milyon mükellef e-Defter sistemine dahil oluyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/1-milyon-mukellef-e-defter-sistemine-dahil-oluyor-1708</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/1-milyon-mukellef-e-defter-sistemine-dahil-oluyor-1708</guid>
                <description><![CDATA[Bilanço esasına göre defter tutan tüm mükellefler, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren e-Defter’e zorunlu olarak geçiş yapacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilanço esasına göre defter tutan tüm mükellefler, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren e-Defter’e zorunlu olarak geçiş yapacak.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığının ortak çalışmasıyla hazırlanan yeni düzenlemeyle, bilanço esasına göre defter tutan tüm mükellefler, 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren e-Defter’e zorunlu olarak geçiş yapacak. Kâğıt defterler, yazıcı, toner ve noter onay masraflarından ciddi tasarruf sağlayacak bu dönüşümle birlikte, yaklaşık 1 milyon mükellefin daha e-Defter sistemine dahil olması bekleniyor.&nbsp;</p>

<p>Dijital dönüşüm çalışmaları hız kesmeden devam ederken Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan “Elektronik Defter Genel Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” 08.11.2024 tarihli ve 32716 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı. Tebliğe göre, 1 Ocak 2025’ten itibaren bilanço esasına göre defter tutan tüm mükellefler için e-Defter uygulamasına geçiş zorunlu hale geliyor. Düzenleme ile bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olan mükelleflerin fiziki defter tutmaları mümkün olmayacak ve kâğıt ortamda tutulan defterler geçersiz sayılacak. Kâğıt, baskı, toner ve zarf gibi ihtiyaçların son bulması, yevmiye ve kebir defterlerinde noter onay zorunluluğunun ortadan kalkması, dosyaların dijital olarak imzalanması ve elektronik ortama yüklenmesi gibi değişikliklerle birlikte e-Defter uygulaması, işletmelere çok ciddi zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacak. Tebliğ ile şu an 700 bin mükellef tarafından kullanılan e-Defter uygulamasına, 1 milyon yeni mükellefin daha dahil olacağı öngörülüyor.</p>

<p>E-Defter düzenlemesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜRKKEP Genel Müdürü Olcay Yıldız, E-Defter Zorunluluğu ile<strong> </strong>dijital dönüşümün önemine dikkat çekerek sözlerine devam etti.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/09/30/mailservice-1727686914-715-x750.jpeg" style="height:500px; width:750px" /></p>

<p><strong>E-MÜHÜR’E YÖNELİK YASAL DÜZENLEMENİN BİR AN ÖNCE YAPILMASI GEREK</strong></p>

<p>E-Defter sistemine geçişte mali mühür dağıtım sürecinin çok ciddi bir lojistik ve operasyonel yük getirdiğine dikkat çeken Olcay Yıldız, “E-Defter uygulamasına yeni dönemde dahil olacak 1 milyon mükellefe mali mühür/e-İmza verilmesi gerekiyor. Kamu Sertifika Merkezi (Kamu SM) tarafından yürütülen bu sürecin ölçeği düşünüldüğünde, bu kadar büyük bir talebin yalnızca mevcut dağıtım kapasitesiyle karşılanması ciddi zorluklar yaratabilir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu, 16 Haziran 2024 tarihinde e-Mühür (Elektronik Mühür) altyapısının tamamlanarak hizmete hazır hale geldiğini ve Elektronik Mührün, resmi mühür de dahil olmak üzere her türlü fiziki mühür ile aynı hukuki niteliğe sahip olacağını açıklamıştı. Biz de bu noktada, süreci hızlandırmak ve yeni mükelleflerin sisteme entegrasyonunu kolaylaştırmak için e-Mühür uygulamasının mali mühür yerine kullanılmasına yönelik yasal düzenlemenin bir an önce yapılması gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 02:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/1-milyon-mukellef-e-defter-sistemine-dahil-oluyor-1732232597.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Denetimler sıkı olacak! 1 Aralık’ta başlıyor...</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/denetimler-siki-olacak-1-aralikta-basliyor-1703</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/denetimler-siki-olacak-1-aralikta-basliyor-1703</guid>
                <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, zorunlu kış lastiği uygulamasının 1 Aralık tarihinde başlayacağını belirterek, uygulamanın şehirlerarası yollarda tüm yolcu ve eşya taşıyan araçlar için zorunlu olacağını, hususi araç sahiplerinin de kış lastiği takmasını tavsiye ettiklerini söyledi. Kurallara uymayanlara 4 bin 69 lira ceza uygulanacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, zorunlu kış lastiği uygulamasının 1 Aralık tarihinde başlayacağını belirterek, uygulamanın şehirlerarası yollarda tüm yolcu ve eşya taşıyan araçlar için zorunlu olacağını, hususi araç sahiplerinin de kış lastiği takmasını tavsiye ettiklerini söyledi. Kurallara uymayanlara 4 bin 69 lira ceza uygulanacak.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, zorunlu kış lastiği uygulamasıyla ilgili açıklamada bulundu.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, kış lastiği zorunluluğunun 1 Aralık 2024 -1 Nisan 2025 tarihlerini kapsayan 4 aylık dönemde geçerli olacağını bildirdi.</p>

<p>Kış lastiklerinin 7 derecenin altındaki sıcaklıklarda yol tutuşunu artırdığını belirten Bakan Uraloğlu, "Kazaları önlemede hayati öneme sahip. Uygulama şehirlerarası yollarda tüm yolcu ve eşya taşıyan araçlar için zorunlu olacak. Hususi araç sahiplerinin de kış lastiği takmasını tavsiye ediyoruz." dedi.</p>

<p><strong>“KIŞA UYGUN DONANIM VE EKİPMANLA SEYAHATLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRELİM”</strong></p>

<p>Kış lastiği uygulamasının detaylarına ilişkin bilgi veren Bakan Uraloğlu, kamyon, çekici, tanker ve otobüs türü araçların dingilleri üzerindeki tüm lastiklerinin; kamyonet, minibüs ve otomobillerin tüm lastiklerinin; ayrıca seyir esnasında değiştirilmek zorunda kalınan lastiklerin yerine takılacak lastiklerin kış lastiği olmasının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, sadece buzlu zeminlerde kullanılabilen çivili lastiklerin de kış lastiği yerine geçtiğini belirterek, “Araçta patinaj zinciri bulunması veya kullanılması kış lastiği zorunluluğunu ortadan kaldırmıyor; yine de araçlarımızda zincir, takoz ve çekme halatı gibi gerekli ekipmanların bulunmasını sağlayalım. Kış şartlarına uygun donanım ve ekipmanla seyahatlerimizi gerçekleştirmeyi ihmal etmeyelim.” diye konuştu.</p>

<p><img height="433" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/21/kis-denetim-1732195699-995-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>DENETİMLER SIKI OLACAK</strong></p>

<p>Öte yandan denetimlerin sıkı bir şekilde yapılacağını ifade eden Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Kamyon, çekici, tanker ve otobüslerde kış lastiği diş derinliği 4 milimetreden; kamyonet, minibüs ve otomobil türü araçlarda kış lastiği diş derinliği 1,6 milimetreden az olamaz. Diş derinliği lastik sırtının ortasına en yakın dişlerden ölçülür. Kış lastiklerinin yanaklarında (M+S) işareti veya (M+S) işareti ile birlikte kar tanesi işareti veya sadece kar tanesi işareti bulunması gerekiyor. Kurallara uymayanlara 4 bin 69 lira ceza uygulanacak.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 02:42:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/denetimler-siki-olacak-1-aralikta-basliyor-1732232569.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuk hava ve kar yağışları geliyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/soguk-hava-ve-kar-yagislari-geliyor-1700</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/soguk-hava-ve-kar-yagislari-geliyor-1700</guid>
                <description><![CDATA[Meteoroloji'den son hava durumuna ilişkin yeni uyarı geldi. 23 Kasım Cumartesi günü itibariyle soğuk hava ve kar yağışlarının başlayacağını duyuran Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 27 Kasım Çarşamba gününe kadar devam edecek olan olumsuz hava koşullarına karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji'den son hava durumuna ilişkin yeni uyarı geldi. 23 Kasım Cumartesi günü itibariyle soğuk hava ve kar yağışlarının başlayacağını duyuran Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 27 Kasım Çarşamba gününe kadar devam edecek olan olumsuz hava koşullarına karşı vatandaşları uyardı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -&nbsp;</strong> Türkiye'nin büyük bir bölümünde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıklarının 23 Kasım Cumartesi günü batı kesimlerden başlayarak yurt genelinde 10 ile 15 derece, Karadeniz Bölgesi'nde yer yer 18 derece azalarak mevsim normalleri altına inmesi bekleniyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/21/haritatahmingun2-1732201839-922-x750.png" style="height:361px; width:750px" /></p>

<p>Yapılan son meteorolojik ölçümlerle ilgili kamuoyunu bilgilendiren Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Cumartesi günü Marmara, Ege, Batı ve Orta Akdeniz, İç Anadolu'nun batısı, Batı ve Orta Karadeniz ile Yozgat çevrelerinin aralıklı yağışlı geçeceğini duyurdu.</p>

<p>Yağışların genellikle yağmur ve sağanak, Kıyı Ege ile batı Akdeniz kıyılarında yer yer&nbsp; gök gürültülü sağanak, Marmara'nın güneybatısı, Batı Karadeniz'in iç kesimleri ile akşam saatlerinden sorna iç bölgelerin yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/21/haritatahmingun3-1732201854-897-x750.png" style="height:361px; width:750px" /></p>

<p>Pazar günü ilk saatlerden itibaren Türkiye'nin iç kesimlerinde beklenen yağışların karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor.</p>

<p>Yağışlı havanın zamanla doğuya doğru hareket ederek 27 Kasım Çarşamba günü Türkiye'yi terk edeceği tahmin ediliyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/21/gc6p7rdxwaa6t54-1732201389-178-x750.jpeg" style="height:750px; width:750px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 02:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/soguk-hava-ve-kar-yagislari-geliyor-1732232550.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İkisi de artık resmen aranan sanık! Tutuklama kararı için ne dediler?</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ikisi-de-artik-resmen-aranan-sanik-tutuklama-karari-icin-ne-dediler-1699</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ikisi-de-artik-resmen-aranan-sanik-tutuklama-karari-icin-ne-dediler-1699</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında aldığı tutuklama kararının adalet ve insanlık için önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kararı 'gecikmiş ancak olumlu' bulduğunu ifade ederken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, adaletin tecellisi bakımından umut verici olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında aldığı tutuklama kararının adalet ve insanlık için önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kararı 'gecikmiş ancak olumlu' bulduğunu ifade ederken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, adaletin tecellisi bakımından umut verici olduğunu söyledi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong> Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kararını değerlendirdi.</p>

<p>İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında alınan tutuklama kararının adalet ve insanlık için çok önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Yılmaz, "Filistin’de yaşanan insanlık ve savaş suçlarının son bulması ve adaletin tecelli etmesi için bu kararın yalnızca önemli bir başlangıç olduğunu değerlendiriyoruz. Soykırım ve savaş suçları işleyen Netanyahu ve çetesinin hukuk önünde hesap vereceği günler yakındır. Biz de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu çabaya katkı sunmaya devam edeceğiz" dedi.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/_cevdetyilmaz/status/1859627299047453030
</div></figure></p>

<p>Uluslararası toplumu, bu kararı destekleyerek insan hakları ihlallerine karşı kararlı bir tutum sergilemeye davet eden Yılmaz, Filistin halkının haklı ve meşru özgürlük mücadelesini de sonuna kadar desteklemeyi sürdüreceklerinin altını çizdi.</p>

<p><strong>TUNÇ: GECİKMİŞ ANCAK OLUMLU KARAR</strong></p>

<p>Öte yandan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da, Netanyahu ve Galant hakkındaki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama emri çıkarmasının Filistin’de akan kanın durması ve yapılan soykırımın son bulması için gecikmiş ancak olumlu bir karar olduğunu kaydetti.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/yilmaztunc/status/1859603952662196325
</div></figure></p>

<p>Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye olarak, daima işgalci İsrail'in adaletsizliklerini, yaptığı soykırımı, insanlık suçlarını gündemde tutmaya devam edecek, Filistinli kardeşlerimizin haklı davasında yanında olacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>FİDAN: ADALETİN TECELLİSİ BAKIMINDAN UMUT VERİCİ</strong></p>

<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tutuklama emrinin adaletin tecellisi bakımından umut verici olduğunu belirterek, "Bu karar, Filistinlilere soykırım uygulayan İsrailli yetkililerin adalet önüne getirilmesi bakımından son derece önemli bir adımdır" dedi.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/HakanFidan/status/1859640449448726837
</div></figure></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 02:42:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/ikisi-de-artik-resmen-aranan-sanik-tutuklama-karari-icin-ne-dediler-1732232545.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son bir haftada 500 bine yakın araca ceza!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/son-bir-haftada-500-bine-yakin-araca-ceza-1696</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/son-bir-haftada-500-bine-yakin-araca-ceza-1696</guid>
                <description><![CDATA[İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Sürücü Belgesiz Araç Kullanımıyla” ilgili olarak  2024 yılında toplam 535 bin 62 işlem yapıldığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Sürücü Belgesiz Araç Kullanımıyla” ilgili olarak  2024 yılında toplam 535 bin 62 işlem yapıldığını açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, emniyet ve jandarma trafik ekiplerinin 7-14 Kasım tarihlerindeki denetimlerini paylaştı.</p>

<p>Bakan Yerlikaya, bir haftalık sürede 3 milyon 14 bin 276 aracın denetlendiğini duyurdu.</p>

<p>Hız halinde bulunan 134 bin 746 sürücüye, periyodik muayensi yaptırılmamış 30 bin 102 araca, emniyeti kemeri kullanmayan 23 bin 73 sürücü olmak üzere çeşitli trafik kurallarının da olduğu toplamdan 483 bin 947 araca/sürücüye işlem yapıldığını açıkladı.</p>

<p>"Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak için trafik ekip sayılarımızı ve denetimleri arttırıyoruz" diyen Bakan Yerlikaya, "Denetimler arttıkça kaza sayıları azalıyor. Lütfen hem kendi güvenliğiniz hem de başkalarının güvenliği için ehliyetiniz olmadan direksiyon başına geçmeyin" çağrısını yineledi.&nbsp;</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/AliYerlikaya/status/1858037075787837608
</div></figure></p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:12:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/son-bir-haftada-500-bine-yakin-araca-ceza-1731870765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Göktaş’tan talimat! Yurt genelinde çalışma başlatıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/bakan-goktastan-talimat-yurt-genelinde-calisma-baslatildi-1691</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/bakan-goktastan-talimat-yurt-genelinde-calisma-baslatildi-1691</guid>
                <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın imzasıyla gönderilen genelge kapsamında, kış aylarında sokakta tek bir vatandaşın dahi kalmaması için il ve ilçelerdeki evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerin tespiti yapılacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın imzasıyla gönderilen genelge kapsamında, kış aylarında sokakta tek bir vatandaşın dahi kalmaması için il ve ilçelerdeki evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerin tespiti yapılacak.</p><p><strong>ANKARA (İGFA)</strong> - Havaların soğumasının ardından sokakta kalan kimsesizlerin barınma ihtiyaçları, kamu misafirhaneleri ve otellerde karşılanacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çalışması kapsamında temizlik sağlık, temel gıda, giyim ihtiyaçları karşılanacak kimsesizlere gerekli durumlarda psikolojik destek de verilecek.</p>

<p>Konuyla ilgili talimat vererek yurt genelinde sokakta kalan kimsesiz vatandaşlara yönelik çalışma başlatan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kimsesiz vatandaşların barınma ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik valiliklere, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına genelge gönderdi.</p>

<p>Bakan Göktaş imzalı genelgeyle; sokakta yaşayan kimsesizlere barınma desteğine yönelik genelgeye göre, kış aylarında sokakta tek bir vatandaşın dahi kalmaması için gerekli çalışmalar ivedilikle hayata geçirilmesi istendi. Bu kapsamda ilk olarak il ve ilçelerdeki evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerin tespiti yapılacak. Söz konusu kişilere gerekli hallerde psikososyal destek de sağlanmasını isteyen Bakan Göktaş, "Bununla birlikte öncelikli olarak il ve ilçe sınırlarındaki kamu kurumu misafirhaneleri, yer bulunmaması durumunda ise belirlenen pansiyon ve oteller kimsesizlerin kışı geçirebilmeleri için tahsis edilecek. Barınma ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra söz konusu vatandaşların temizlik sağlık, temel gıda, giyim ihtiyaçları da giderilecek" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:12:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/bakan-goktastan-talimat-yurt-genelinde-calisma-baslatildi-1731870743.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>F4-E Phantom savaş uçağı 50. yıla özel havalandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/f4-e-phantom-savas-ucagi-50-yila-ozel-havalandi-1689</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/f4-e-phantom-savas-ucagi-50-yila-ozel-havalandi-1689</guid>
                <description><![CDATA[Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 50’nci yılını dolduran F-4E 2020 savaş uçakları, 50’nci yıla özel olarak Türk Bayrağı ile boyandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 50’nci yılını dolduran F-4E 2020 savaş uçakları, 50’nci yıla özel olarak Türk Bayrağı ile boyandı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 50’nci yılını dolduran F4-E Phantom savaş uçağı 50’nci yıla özel olarak Türk Bayrağı ile boyandı.</p>

<p>Türk Bayrağı’nın yanı sıra, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasını, keskin bakışlarını ve önemini hiçbir zaman yitirmeyen “İstikbal göklerdedir” sözünü de taşıyan tasarım, siyah F4-E Phantom II üzerinde harika bir görüntü oluşturdu.</p>

<p><img height="474" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/17/ekran-alintisi-1731837558-644-x750.png" width="750" /></p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı, Eskişehir'de 111. Filo Komutanlığı'ndan havalanan Türk Bayrağı ile boyanan savaş uçağının hazırlık ve uçuş görüntülerine yer verdi.</p>

<p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr" dir="ltr">Hava Kuvvetleri Komutanlığımız bünyesinde 50’nci yılını dolduran F-4E 2020 savaş uçaklarımız, 50’nci yıla özel olarak Türk Bayrağı ile boyandı. <a href="https://twitter.com/hashtag/turkishphantom?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#turkishphantom</a> ????????<a href="https://twitter.com/hashtag/Mill%C3%AESavunmaBakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#MillîSavunmaBakanlığı</a> <a href="https://t.co/Kjos2DaQr3">pic.twitter.com/Kjos2DaQr3</a></p>&mdash; T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) <a href="https://twitter.com/tcsavunma/status/1858064830025879983?ref_src=twsrc%5Etfw">November 17, 2024</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>

<p>McDonnell Douglas F-4 Phantom II, McDonnell Douglas Firması tarafından ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri Donanması için geliştirilmiş, tandem iki koltuklu, çift motorlu, tüm hava koşullarına uygun, uzun menzilli süpersonik, 3. nesil[1] jet önleme ve avcı-bombardıman uçağıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:12:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/f4-e-phantom-savas-ucagi-50-yila-ozel-havalandi-1731870733.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Pençe Kilit’te 8 terörist etkisiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/zeytin-dali-baris-pinari-ve-pence-kilitte-8-terorist-etkisiz-1688</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/zeytin-dali-baris-pinari-ve-pence-kilitte-8-terorist-etkisiz-1688</guid>
                <description><![CDATA[Zeytin Dalı ve Barış Pınarı ile Pençe Kilit Operasyon bölgelerinde toplamda 8 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zeytin Dalı ve Barış Pınarı ile Pençe Kilit Operasyon bölgelerinde toplamda 8 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Silahlı Kuvvetleri operasyon bölgelerinde de teröre ve teröriste geçit vermiyor.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri Zeytin Dalı ve Barış Pınarı bölgelerinde belirlediği 4 PKK/YPG'li terörist ile Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde tespit ettiği 4 PKK'lı teröristi etkisiz hâle getirdi.</p>

<p>Bakanlık, "Teröre ve teröriste hiçbir yerde geçit yok" mesajı verdi.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/tcsavunma/status/1858085893753503825
</div></figure></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:12:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/zeytin-dali-baris-pinari-ve-pence-kilitte-8-terorist-etkisiz-1731870729.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ara tatil sona erdi... Ders zili yeniden çalacak</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/ara-tatil-sona-erdi-ders-zili-yeniden-calacak-1684</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/ara-tatil-sona-erdi-ders-zili-yeniden-calacak-1684</guid>
                <description><![CDATA[Okullarda 9 günlük birinci ara tatil 18 Kasım Pazartesi günü itibariyle sona eriyor. 20 milyondan fazla öğrenci için ders zili yeniden çalacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda 9 günlük birinci ara tatil 18 Kasım Pazartesi günü itibariyle sona eriyor. 20 milyondan fazla öğrenci için ders zili yeniden çalacak.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>2024-2025 eğitim öğretim yılının birinci ara tatili bugün sona eriyor.</p>

<p>Öğretmen ve öğrenciler 9 günlük tatilin ardından 18 Kasım Pazartesi günü itibariyle yeniden dersbaşı yapacak.</p>

<p>İki ay boyunca okula devam edecek öğrenciler için 2024-2025 eğitim öğretim döneminin birinci dönemi, 17 Ocak 2025 Cuma günü sona erececek.</p>

<p>Çocuklar, ilk dönem karnelerini alarak iki haftalık yarıyıl tatiline çıkacak ve ikinci dönemin ders zili 3 Şubat 2025 Pazartesi günü çalacak.</p>

<p>İkinci dönem ara tatili 31 Mart 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 1 haftalık ara tatilin ardından öğrenciler 7 Nisan 2025 Pazartesi gününden itibaren ikinci döneme devam edecek.</p>

<p>2024-2025 eğitim öğretim yılı 20 Haziran 2025 Cuma günü sona erecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:11:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/ara-tatil-sona-erdi-ders-zili-yeniden-calacak-1731870667.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anlık alışveriş yerini planlı alışverişe bıraktı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/anlik-alisveris-yerini-planli-alisverise-birakti-1683</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/anlik-alisveris-yerini-planli-alisverise-birakti-1683</guid>
                <description><![CDATA[Kasım ayına girilmesiyle birlikte e-ticaret dünyasında adeta bir alışveriş rüzgârı başladı. Araştırmalara göre katılımcıların yüzde 90’ı bu yıl Kasım ayında geçtiğimiz yıla göre daha fazla alışveriş yapmayı planladıklarını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, anlık alışverişin yerini planlı alışverişe bıraktığını ifade ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kasım ayına girilmesiyle birlikte e-ticaret dünyasında adeta bir alışveriş rüzgârı başladı. Araştırmalara göre katılımcıların yüzde 90’ı bu yıl Kasım ayında geçtiğimiz yıla göre daha fazla alışveriş yapmayı planladıklarını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, anlık alışverişin yerini planlı alışverişe bıraktığını ifade ediyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong>Kasım ayının gelmesiyle birlikte e-ticaret sitelerinde hareketlilik artış gösterdi; tüketicilerin merakla beklediği alışveriş sezonu başladı. Kasım ayının alışveriş sezonunun tüketiciler için cazip olduğu kadar, işletmeler için de büyük bir fırsat sunuyor. Markalar planlı dijital pazarlama stratejileri ile yıl boyunca hazırlıklarını yaptığı bu dönemde stoklarını eritme, yeni müşterilere ulaşma ve sadık müşteri kitlesini genişletme imkânı buluyor.</p>

<p><strong>&nbsp;“Kadınlar Moda ve Kozmetiğe, Erkekler Teknolojiye Yöneliyor”</strong></p>

<p>&nbsp;Geçtiğimiz yıl Kasım ayı e-ticaret harcamalarında beklentinin altında bir hacim yakalandığını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu Yasin Kaplan, “Araştırmalara göre katılımcıların yüzde 90’ı bu yıl Kasım ayında geçtiğimiz yıla kıyasla daha fazla alışveriş yapmayı planlıyor. Geçen yıl her ne kadar en çok harcama Kasım ayında yapılsa da diğer yıllara göre kıyaslama yaptığımızda beklentinin altında bir harcama oldu. E-ticaret siteleri bu yıl daha agresif ilerleyerek Kasım ayı daha başlamadan indirim, kampanya ve çeşitli fırsatları duyurmaya başladı. Bu dönemde kadınlar daha çok moda, kozmetik ve bebek ürünlerine yönelirken erkekler cep telefonu ve aksesuarlar gibi teknolojik ürünler tercih ediyorlar. Ev tekstili ve dekorasyon ürünleri de tüm tüketici gruplarında tercih edilen kategoriler arasında yer alıyor. Geçen yıl Kasım ayındaki sepet ortalaması 508 TL iken, bu yıl 800-900 TL arasında bir ortalama bekleniyor” dedi.</p>

<p><strong>&nbsp;“Bu Kasım Alışverişte Planlama Ön Planda”</strong></p>

<p>Kaplan, artan seçenekler nedeniyle tüketicilerin en iyi fiyat ve ürünü bulabilmek için daha fazla araştırma yaptığını belirtiyor ve şöyle diyor: “Yapılan araştırmalar, tüketicilerin %67’sinin doğru karar verebilmek için geçen yıllara kıyasla daha fazla çaba gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu süreçte en iyi fiyatı bulmak için Kasım ayının ortalarına kadar beklemek gerekebilir. Firmalarla iletişime geçerek, ay içinde ekstra bir indirim kampanyası olup olmayacağı hakkında bilgi alınabilir. Ayrıca yapay zekâ teknolojileri, kullanıcıların karar verme aşamalarında destek sağlayabilir. Yapay zekâ destekli sohbet robotları ve alışveriş yardımcıları, ihtiyaç duyulan ürünü bulmada rehberlik ederken, sohbet tabanlı ticaretin gelişmesi de kullanıcıların daha bilinçli tercihler yapmasını sağlıyor. Alışveriş yapacak tüketicilere birkaç öneri olarak; fiyat seçiminde son 30 gün içindeki en düşük fiyatı dikkate almaları, fiyat karşılaştırma sitelerinden yararlanmaları ve alışveriş yapılan sitenin SSL sertifikası, 3D güvenlik gibi güvenlik özelliklerine sahip olup olmadığını kontrol etmeleri önemli. Bu dönemde ortalama yüzde 40'a varan indirimler sunuluyor. Firmalar, başlangıçta küçük indirimlerle başlayıp stok durumuna göre indirim oranlarını artırabiliyor. Bu yüzden en iyi indirim fırsatı için öncelikle sabretmek ve saatlik yapılan indirim fırsatlarını takip etmek gerekiyor.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Nov 2024 22:11:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/anlik-alisveris-yerini-planli-alisverise-birakti-1731870664.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış lastiğine geçiş için kar yağışını beklemeyin!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kis-lastigine-gecis-icin-kar-yagisini-beklemeyin-1678</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kis-lastigine-gecis-icin-kar-yagisini-beklemeyin-1678</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte hava sıcaklıkları 7 derecenin altına düşmeye başlıyor. Bu dönemde doğru lastik seçimi, hem yol tutuşu hem de fren mesafesi için büyük bir önem taşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte hava sıcaklıkları 7 derecenin altına düşmeye başlıyor. Bu dönemde doğru lastik seçimi, hem yol tutuşu hem de fren mesafesi için büyük bir önem taşıyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -&nbsp;</strong> Soğuk hava koşullarında, yaz lastikleri yol tutuşunu kaybederek sürüş güvenliğini tehlikeye atarken, kış lastikleri, düşük sıcaklıklarda daha iyi performans gösteren özel kauçuk bileşenleri sayesinde kaygan yüzeylerde daha etkili frenleme sağlıyor. Bu nedenle, güvenli sürüş için kar yağışını beklemeden kış lastiğine geçmek gerekiyor.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/15/1731062654-petlas-pazarlama-m-d-r-esra-ertu-rul-boran-1731667238-660-x750.jpeg" style="height:1000px; width:750px" /></p>

<p>Sürüş güvenliğinin, aracın yere temas ettiği nokta olan lastiklerden başladığını ifade eden Petlas Pazarlama Müdürü Esra Ertuğrul Boran, "Hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğünde, yaz lastiklerinin yol tutuş özellikleri azalır. Bu durum, kış şartlarında sürücülerin karşılaşabileceği kayma, fren mesafesinin uzaması ve kontrol kaybı gibi riskleri artırır. Bu nedenle hem güvenli hem de konforlu bir sürüş deneyimi için kar yağmasını beklemeden kış lastiklerinin taktırılmasını öneriyoruz. Kış lastikleri, karlı ve buzlu zeminlerde yol tutuşu artıran ince desen yapısı ve yumuşak hamuru sayesinde, yaz lastiklerine göre daha yüksek performans sunar. Özellikle +7 derece ile -40 derece arasındaki hava koşullarına dayanıklılık sağlayan özel bir teknolojiyle üretilen bu lastikler, düşük sıcaklıklarda sertleşmeyi önleyerek esnekliklerini korur. Güvenli ve konforlu bir sürüş deneyimi için hava sıcaklığı +7 derecenin altına düştüğünde kış lastiklerine geçiş yapmak gerekir." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 03:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/kis-lastigine-gecis-icin-kar-yagisini-beklemeyin-1731716571.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gara ve Hakurk’ta 9 terörist etkisiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/gara-ve-hakurkta-9-terorist-etkisiz-1677</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/gara-ve-hakurkta-9-terorist-etkisiz-1677</guid>
                <description><![CDATA[Irak'ın kuzeyindeki Gara ve Hakurk bölgelerinde belirlediği 9 PKK'lı teröristi etkisiz hâle getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Irak'ın kuzeyindeki Gara ve Hakurk bölgelerinde belirlediği 9 PKK'lı teröristi etkisiz hâle getirdi.</p><p>ANKARA (İGFA) - Yurt içi ve yurt dışında terör ve teröristle mücadele tüm hızıyla sürüyor.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, Irak'ın kuzeyindeki Gara ve Hakurk bölgelerinde belirlediği 9 PKK'lı teröristi etkisiz hâle getirdi.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan paylaşımda, "Her nerede olursa olsunlar, Mehmetçiğin nefesi teröristlerin ensesinde olmaya devam edecek" ifadeleri yer aldı.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/tcsavunma/status/1857349258027921817
</div></figure></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 03:22:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/gara-ve-hakurkta-9-terorist-etkisiz-1731716568.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Yumaklı: Zeytinyağı üretiminde 5’inciyiz</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/bakan-yumakli-zeytinyagi-uretiminde-5inciyiz-1674</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/bakan-yumakli-zeytinyagi-uretiminde-5inciyiz-1674</guid>
                <description><![CDATA[Kilis'te Zeytin Festivali'ne katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünya zeytin üretiminin yüzde 14'ünün Türkiye'de olduğunu, zeytinyağı üretiminde ise 5'inci konumda olduklarını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kilis'te Zeytin Festivali'ne katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, dünya zeytin üretiminin yüzde 14'ünün Türkiye'de olduğunu, zeytinyağı üretiminde ise 5'inci konumda olduklarını söyledi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türkiye'nin zeytin üretiminde dünya çapında önemli bir yeri olduğunu aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kilis'te düzenlenen Zeytin Festivali'ne katıldı.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yer alan habere göre, Bakan Yumaklı zeytin üretiminin önemli bir emek gerektirdiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin zeytin üretiminde dünya çapında önemli bir yeri olduğunu aktaran Bakan Yumaklı, "Zeytin üretiminin her aşamasında yoğun bir emek vardır. Genellikle bu konuda çok zengin bir kültüre ve deneyime sahip ülkemizde işin bu kısmı göz ardı edilir. Ancak biz bu yoğun emeğin, gayretin, sabrın ürününü inşallah ülkemizin dünya piyasasına çıkan çok iyi markalarıyla da taçlandırmış olacağız. Dünya zeytin üretiminin yüzde 14'ü bizde, zeytinyağı üretiminde 5'inciyiz. Bütün gayretimiz bu konuda daha üst sıralara çıkmak hatta zirveye oturmak. Dolayısıyla bu konuda hem Sanayi Bakanlığımız hem de Ticaret Bakanlığımızla yoğun bir çaba ve gayretin içerisindeyiz." dedi.</p>

<p><img height="360" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/15/screenshot-2024-11-15-at-16-24-57-bakan-yumakli-dunya-zeytin-uretiminde-zirveye-cikmak-istiyoruz-1731677106-315-x750.png" width="750" /></p>

<p><strong>ZEYTİNYAĞI REKOLTESİ 475 BİN TON</strong></p>

<p>Bu konuda üreticilerle çeşitli çalışmalar gerçekleştireceklerini bildiren Bakan Yumaklı, zeytinyağı ihracatında da 4'üncü olduklarını belirterek, "2024'te Türkiye çapında bir var yılı söz konusu ve yüzde 137'lik bir artış bekliyoruz. 3,6 milyon tonluk bir zeytin üretimini inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Yaklaşık 750 bin tonu da sofralık olarak üretilmiş olacak inşallah. 2024 yılında yine zeytinyağı üretimimizin yüzde 157 artışla yaklaşık 475 bin ton olacağını varsayıyoruz. Bu yıl zeytinyağı ihracatında çok ciddi bir artış bekliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Öte yandan Bakan Yumaklı, zeytinyağıdan taklit ve tağşiş yapılan 374 uygunsuzluğun tespit edildiğini kaydetti.</p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 03:21:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/bakan-yumakli-zeytinyagi-uretiminde-5inciyiz-1731716518.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEB’in ’Öğretmen Gözüyle’ fotoğraf yarışması sonuçlandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/mebin-ogretmen-gozuyle-fotograf-yarismasi-sonuclandi-1672</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/mebin-ogretmen-gozuyle-fotograf-yarismasi-sonuclandi-1672</guid>
                <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sanatsal etkinliklere katılımlarının teşviki amacıyla ülke genelinde düzenlenen "Öğretmen Gözüyle" temalı fotoğraf yarışması sonuçlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü tarafından 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sanatsal etkinliklere katılımlarının teşviki amacıyla ülke genelinde düzenlenen "Öğretmen Gözüyle" temalı fotoğraf yarışması sonuçlandı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Millî Eğitim Bakanlığı'nca 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlenen "Öğretmen Gözüyle" temalı öğretmenler arası fotoğraf yarışmasında dereceye giren eserler belli oldu.&nbsp;</p>

<p>Öğretmen gözünün inceliğini, zarafetini, bilgeliğini ve merhametini sanatçı maharetiyle daha görünür hâle getirmeyi hedefleyen yarışmaya 81 ilden öğretmenler katıldı. Bakanlık tarafından belirlenen jürinin değerlendirmesi sonucunda 687 eser arasından dereceye giren ilk 3 eser ile mansiyon almaya hak kazanan 3 eser belirlendi.</p>

<p>Buna göre yarışmada, <strong>Bingöl'den </strong>Sınıf Öğretmeni Serhat Bürke, birinci; <strong>Ankara'</strong>dan İngilizce Öğretmeni Arzu Özkan, ikinci; <strong>İstanbul'</strong>dan Sınıf Öğretmeni Seda Akça, üçüncü seçildi.</p>

<p>Mansiyon ödüllerine ise Sınıf Öğretmenleri <strong>Tekirdağ'</strong>dan Berat Arıbaş, <strong>Erzurum'</strong>dan Oğuzhan Demirtaş ile <strong>Bingöl'</strong>den Serhat Bürke layık görüldü.</p>

<p>Eser sahibi öğretmenlerin ödülleri "24 Kasım Öğretmenler Günü" programında törenle verilecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Nov 2024 03:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/mebin-ogretmen-gozuyle-fotograf-yarismasi-sonuclandi-1731716468.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MSB terörle mücadelede son bir haftayı açıkladı... 48 terörist etkisiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/msb-terorle-mucadelede-son-bir-haftayi-acikladi-48-terorist-etkisiz-1668</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/msb-terorle-mucadelede-son-bir-haftayi-acikladi-48-terorist-etkisiz-1668</guid>
                <description><![CDATA[TSK unsurları yurt içi ve yurt dışında her ortamda terörle mücadeleyi amansız sürdürüyor. Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada 48 teröristin etkisiz hale getirildiğini, hudut güvenliği noktasında da 149 şahsın yakalandığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>TSK unsurları yurt içi ve yurt dışında her ortamda terörle mücadeleyi amansız sürdürüyor. Milli Savunma Bakanlığı, son bir haftada 48 teröristin etkisiz hale getirildiğini, hudut güvenliği noktasında da 149 şahsın yakalandığını açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Millî Savunma Bakanlığı'nın faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi.</p>

<p>Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından icra edilen toplantıda terörle mücade konusunda da son faaliyetler paylaşıldı.</p>

<p><strong>SON 1 HAFTADA 48 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ&nbsp;</strong><br />
&nbsp;<br />
PKK/KCK/PYD-YPG, DEAŞ ve FETÖ terör örgütleri başta olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve sınır ötesinde kesintisiz bir şekilde ve başarıyla icra edilen operasyonlarla Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil;<br />
son bir haftada 48,&nbsp;1 Ocak’tan bugüne kadar ise bin 299’u Irak’ın, bin 206’sı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 2 bin 505 teröristin etkisiz hâle getirildiği kaydedildi.</p>

<p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr" dir="ltr">Son bir haftada 48, 1 Ocak’tan bugüne kadar ise 1.299’u Irak’ın, 1.206’sı Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere 2 bin 505 terörist etkisiz hâle getirildi.<a href="https://twitter.com/hashtag/Mill%C3%AESavunmaBakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1?src=hash&ref_src=twsrc%5Etfw">#MillîSavunmaBakanlığı</a> <a href="https://t.co/sDehi9YXGJ">pic.twitter.com/sDehi9YXGJ</a></p>&mdash; T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) <a href="https://twitter.com/tcsavunma/status/1856992585832604016?ref_src=twsrc%5Etfw">November 14, 2024</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>

<p>Terör inlerine tek tek girmeyi sürdüren TSK unsurlarınca&nbsp;Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit operasyon bölgesinde tespit ettiği teröristlere ait mağaralarda çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme ele geçirildiği belirtilirken, ayrıca&nbsp;son bir hafta içerisinde 1 PKK’lı terörist daha Ceylanpınar’daki Hudut Karakolu'na teslim&nbsp;olduğu belirtildi.</p>

<p>Bu arada tesis edilen çok katmanlı emniyet sistemiyle dünya standartlarında güvenliği sağlanan hudutlarda son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 149 şahsın yakalandığı, bin 443 şahsın ise engellendiği belirtilirken,&nbsp;1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 12 bin 610’a, engellenen kişi sayısının ise 87 bin 755’e yükseldiği kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 00:16:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/msb-terorle-mucadelede-son-bir-haftayi-acikladi-48-terorist-etkisiz-1731619010.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Z kuşağı iş dinamiklerini yeniden belirliyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/z-kusagi-is-dinamiklerini-yeniden-belirliyor-1667</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/z-kusagi-is-dinamiklerini-yeniden-belirliyor-1667</guid>
                <description><![CDATA[Uluslararası İşletme Okulları Birliği’nin (CEMS) yeni bir araştırmasına göre, iş hayatında katılımı her geçen gün artan genç çalışanlar, çağımız iş dinamiklerini yeniden tanımlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası İşletme Okulları Birliği’nin (CEMS) yeni bir araştırmasına göre, iş hayatında katılımı her geçen gün artan genç çalışanlar, çağımız iş dinamiklerini yeniden tanımlıyor.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü’nün Türkiye’den tek üye olduğu ve dünyanın en iyi 33 işletme okulunun yer aldığı Uluslararası İşletme Okulları Birliği CEMS, “Geleceğe Yönelik İş Gücü” başlıklı raporuyla, genç profesyonellerin yeni çalışma dünyasından neler beklediğini ortaya koydu.</p>

<p>CEMS’in “Geleceğe Yönelik İş Gücü” raporu, genç profesyonellerin geleneksel mesai saatlerini reddettiğini ve ihtiyaca göre şekillenen, daha esnek programları tercih ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Gençler, işverenleri bu esnekliğe uyum sağladığı sürece, gerekirse “mesai saatleri dışında” çalışmaya istekli olduklarını açıkça söylüyor.&nbsp;</p>

<p>Rapora göre, yaygın inanışın aksine nasıl bir ofis ortamında çalışıldığı genç profesyoneller için de önem arz edilirken, iyi hissettikleri bir ofis ortamını, topluluk oluşturmanın ve profesyonel gelişimin temel taşlarından biri olarak görüyorlar. Değişikliklere uyum sağlama yeteneği ise profesyonel hayatta fark yaratacak en önemli yetkinliklerden biri olarak öne çıkıyor.&nbsp;</p>

<p>Araştırma genç profesyonellerin; kendilerine zorlayıcı olsa bile yetkinliklerini ortaya koyabilecekleri görevler veren, farklı gelişim fırsatları ve duyarlı bir şirket kültürü gibi ideal koşullar sunan şirketlere bağlılık göstermeye açık olduğunu ortaya koyuyor. Gençler çok uzun vadeli planlar yerine, dünyanın öngörülemezliğini dikkate alıyor ve önümüzdeki on yıla odaklanmayı tercih ediyor.&nbsp;</p>

<p>Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü CEMS MIM Akademik Direktörü Dr. Öğretim Üyesi Eda Aksoy araştırmanın bulgularını yorumladı ve sonuçların genç profesyonellerin kariyer beklentileri ve davranışlarını şekillendiren önemli trendleri, zorlukları ve fırsatları ortaya koymak açısından değerli bir rehber sunduğunu ifade etti. Aksoy, “Gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının bir işte 3 ila 5 yıl kalmayı tercih ettiğine ve 5 yıldan fazla aynı iş yerinde çalışmak isteyenlerin ise sadece yüzde 6 olduğuna bakarak, geleneksel uzun vadeli sadakat beklentisinin yerini iş hayatında anlam arayışı ve değişimi ön planda tutan bir bakış açısına bıraktığını söyleyebiliriz. İş seçiminde ücret, iş-yaşam dengesi ve küresel hareketlilik kriterlerinin en üst sıralarda yer alması, gençlerin üretkenliğin ötesinde kişisel yaşam kalitesine ne kadar önem verdiklerini göstermesi açısından önemli. Gençler, özellikle de kadınlar, iklim değişikliği ve ekonomik istikrarsızlık gibi belirsizliklerden kaygı duymakla birlikte, çoğunlukla geleceğe umutlu bakıyor, yapay zekâ gibi yeni teknolojilere uyum sağlama konusunda kendilerine güveniyor ve küreselleşmeyi bir fırsat olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bulgular ışığında Aksoy, genç kuşağın yenilikçi düşünme, dijital beceri ve hızla değişen ortamlara uyum sağlama becerilerinden yararlanmak isteyen işverenlerin toplumsal katkı, kişisel gelişim ve yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik avantajlara odaklanmalarının önemini vurguladı.&nbsp;</p>

<p><strong>İşte o araştırmadan öne çıkan sonuçlar:&nbsp;</strong></p>

<ul>
 <li>Genç mezunların gözü yalnız çalışanlarına değil, topluluğa değer veren şirketlerde.</li>
 <li>Yaygın inanışın aksine genç profesyoneller düzenli ofis hayatı ve aidiyeti tercih ediyor.</li>
 <li>Uygun şartlar sağlandığında, bir işverene uzun vadeli bağlılık göstermekten çekinmiyorlar.</li>
 <li>Çalışma programlarının geleneklere değil, ihtiyaca göre esneklik göstermesini istiyor.&nbsp;</li>
 <li>Onlara göre kariyer kavramı, rotası kendilerinden önce çizilip kuralları belirlenmiş bir yol değil; onu bir dizi basamaktan oluşan, kişiye özgü bir yolculuk olarak görüyorlar.</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 00:15:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/z-kusagi-is-dinamiklerini-yeniden-belirliyor-1731618931.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erdoğan ile Bahçeli Beştepe’de buluştu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/erdogan-ile-bahceli-bestepede-bulustu-1664</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/erdogan-ile-bahceli-bestepede-bulustu-1664</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Beştepe'deki görüşmesi başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Beştepe'deki görüşmesi başladı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) </strong>- Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin görüşmesi başladı.</p>

<p>Görüşme, Beştepe'de basına kapalı olarak gerçekleştiriliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 00:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/erdogan-ile-bahceli-bestepede-bulustu-1731618879.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RTÜK’ten gündüz kuşağı programlarına etik ayarı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/rtukten-gunduz-kusagi-programlarina-etik-ayari-1663</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/rtukten-gunduz-kusagi-programlarina-etik-ayari-1663</guid>
                <description><![CDATA[Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin,  TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'na yaptığı bilgilendirmede, kadına yönelik şiddetin medya aracılığıyla yaygınlaştırılmaması ve sıradanlaştırılmaması konusunda, önleyici, denetleyici ve düzenleyici faaliyetler yürüttüklerini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'na yaptığı bilgilendirmede, kadına yönelik şiddetin medya aracılığıyla yaygınlaştırılmaması ve sıradanlaştırılmaması konusunda, önleyici, denetleyici ve düzenleyici faaliyetler yürüttüklerini söyledi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong>&nbsp;RTÜK olarak kadın-erkek fırsat eşitliğini sağlamak için kapsamlı stratejik adımlar attıklarını dile getiren RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, Kurulun 2024-2028 Stratejik Planı'nın fırsat eşitliğine önem verdiğini belirtti.&nbsp;Şahin, AK Parti Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan başkanlığında toplanan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nu, Kurulun çalışmaları hakkında bilgilendirdi.</p>

<p>Stratejik planın, medyadaki paydaşların hak ve menfaatlerini güvence altına almayı amaçladığını kaydeden Şahin, medya kuruluşlarında kadınların temsiline yönelik bir anlayışı yerleştirmeye çalıştıklarının altını çizerek,&nbsp;&nbsp;"RTÜK, medyada kadına yönelik bilinçli olumlu yaklaşımı teşvik eden kapsamlı politika çerçevesi oluşturmayı hedeflemektedir." dedi.</p>

<p><strong>"KAMU SPOTU VE ÖNCELİKLİ YAYIN TAVSİYE KARARI 5'TİR"</strong></p>

<p>RTÜK'ün, medyada kadına yönelik olumsuz yargıları, kalıpları kırmayı ve kadının toplumsal algısını güçlü zemine taşımayı hedeflediğini ifade eden Şahin, kadına yönelik şiddet başta olmak üzere sorunlara ilişkin kamu spotu çalışmaları yürüttüklerini aktardı.&nbsp;Şahin, "2022'den itibaren kabul edilen kamu spotu ve öncelikli yayın tavsiye kararı 5'tir, toplumsal bilinci artırmaya yönelik yayına verilmiştir. 6'ncısını da önümüzdeki dönemde RTÜK olarak yapacağız." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Kadına yönelik şiddetle mücadelede medyanın sorumluluğunu artırmak için çeşitli eylem planları hazırladıklarını anlatan Şahin, Üst Kurul olarak kadın sorunlarına ilişkin basın ve yayın organlarıyla düzenli toplantılar yaptıklarını bildirdi.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/14/5ab649ad-9779-460f-9abf-5ce8497845f6-1731597725-995-x750.jpeg" style="height:500px; width:750px" /></p>

<p><strong>"GÜNDÜZ KUŞAĞI PROGRAMLARININ ETİK ÇERÇEVEDE ELE ALINMASINI BELİRLEDİK"</strong></p>

<p>Şahin, gündüz kuşağı programlarının geniş kitlelere ulaştığını anlatarak,&nbsp;"Öncelikle RTÜK İletişim Merkezi'ne gelen vatandaş şikâyetleri ışığında gündüz kuşağı programlarının etik çerçevede ele alınmasını belirledik. Bu süreçte oluşturulan etik ilkeler tüm paydaşların oy birliğiyle yayıncı kuruluşlara rehber edinilmesi için sunulmuştur. Ayrıca RTÜK tarafından da oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, kadınlara yönelik şiddet içeren, şiddeti teşvik eden içeriklere asla yer verilmeyecektir, şiddetin normalleştirilmesine izin verilmeyecektir." diye konuştu.</p>

<p>RTÜK'ün kurumsal yapısıyla ilgili de bilgi veren Şahin, Üst Kurulda kadın temsiliyetini önemsediklerini belirterek, görev yaptığı süre içerisinde çalışanlarından "mobbing" ile ilgili şikâyet almadıklarını, bunun da sevindirici olduğunu ifade etti.&nbsp;Engellilerin yayın hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla yönetmelik hazırladıklarını anlatan Şahin, işaret dili, sesli betimleme ve alt yazıyla engellilerin medya içeriklerine erişimlerinin desteklendiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 00:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/rtukten-gunduz-kusagi-programlarina-etik-ayari-1731618872.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>8 milyon aracı ilgilendiriyor... UTTS montaj başvuruları erişime açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/8-milyon-araci-ilgilendiriyor-utts-montaj-basvurulari-erisime-acildi-1660</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/8-milyon-araci-ilgilendiriyor-utts-montaj-basvurulari-erisime-acildi-1660</guid>
                <description><![CDATA[8 milyon aracı ilgilendiren Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi hizmeti montaj başvuruları erişime açıldı. Başvurular, utts.gov.tr üzerinden kolayca gerçekleştilirken, işlemlerin tamamlanması sonrasında UTTS araç montaj talepleri utts.org adresi üzerinden UTTS çağrı merkezi aracılığıyla yapılabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>8 milyon aracı ilgilendiren Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi hizmeti montaj başvuruları erişime açıldı. Başvurular, utts.gov.tr üzerinden kolayca gerçekleştilirken, işlemlerin tamamlanması sonrasında UTTS araç montaj talepleri utts.org adresi üzerinden UTTS çağrı merkezi aracılığıyla yapılabiliyor.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) kapsamında TTB araç montaj başvuruları başladı.</p>

<p>utts.gov.tr üzerinden gerçekleştirilen başvurunun ardından UTTS araç montaj talepleri utts.orgadresi üzerinden veya 0850 474 8887 numaralı UTTS çağrı merkezi aracılığıyla yapılıyor.</p>

<p>Turpak olarak, bu alanda 25 yılı aşkın deneyimimizle 81 ilde sıfır kaza ile 15 milyon araca taşıt tanıma montajı gerçekleştirdiklerini belirten Turpak Taşıt Teknolojileri Müdürü Hakan Koç, halen taşıt tanıma montajı yapan ve bu teknolojiyi bilen tek şirket konumumuzu koruduklarını belirterek, "Türkiye genelinde 300’den fazla yetkili servisimizle, istenilen gün ve saatte yerinde montaj hizmeti sunarak süreci kolaylaştırıyoruz” dedi.&nbsp;</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/13/turpak-tasit-teknolojileri-muduru-hakan-koc-1731486806-29-x750.png" style="height:421px; width:750px" /></p>

<p>Koç, son tarih ve UTTS ücreti hakkında da bilgi verdi.&nbsp;</p>

<p>UTTS 2024 yılı birim fiyat listesinin Darphane tarafından 1.810 TL + KDV olarak açıklandığını ifade eden Koç, "Bu tutar, montaj hizmetini de kapsıyor" dedi.&nbsp;</p>

<p>Hatırlanacağı gibi resmi olarak belirlenen tarihler kapsamında, iş yerinde kullanılan ya da kiralanan araçlar için TTB taktırılması son tarih olarak 31 Aralık 2024 olarak açıklanmıştı.</p>

<p>Trafiğe yeni kaydedilecek sıfır araçlar için bu zorunluluk 1 Temmuz 2025’te başlayacak ve bireysel taşıt tanıma kullananlar için son başvuru tarihi ise 30 Haziran 2025 olarak açıklandı.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/8-milyon-araci-ilgilendiriyor-utts-montaj-basvurulari-erisime-acildi-1731526842.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Irak’ın kuzeyinde hava operasyonu!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/irakin-kuzeyinde-hava-operasyonu-1659</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/irakin-kuzeyinde-hava-operasyonu-1659</guid>
                <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, Asos bölgesine icra edilen hava harekatıyla 5 PKK’lı teröristin daha etkisiz hale getirildiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı, Asos bölgesine icra edilen hava harekatıyla 5 PKK’lı teröristin daha etkisiz hale getirildiğini açıkladı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) </strong>- Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak’ın kuzeyindeki terör inlerini yerle bir etmeye devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada,&nbsp;Asos bölgesine icra edilen hava harekâtıyla 5 PKK’lı terörist daha etkisiz hâle getirildiği duyuruldu.</p>

<p>Bakanlık, terörle mücadelenin etkin ve kararlı şekilde devam edeceğini belirtti.</p>

<p><blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560"><p lang="tr" dir="ltr">Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Irak’ın kuzeyindeki terör inlerini yerle bir etmeye devam ediyor. <br> <br>Asos bölgesine icra edilen hava harekâtıyla 5 PKK’lı terörist daha etkisiz hâle getirildi.<br><br>Terörle mücadelemiz etkin ve kararlı şekilde devam edecek!… <a href="https://t.co/6Y7w1tWRb0">pic.twitter.com/6Y7w1tWRb0</a></p>&mdash; T.C. Millî Savunma Bakanlığı (@tcsavunma) <a href="https://twitter.com/tcsavunma/status/1856612136698413554?ref_src=twsrc%5Etfw">November 13, 2024</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:40:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/irakin-kuzeyinde-hava-operasyonu-1731526833.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖSYM’nin 2025 sınav takvimi belli oldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/osymnin-2025-sinav-takvimi-belli-oldu-1658</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/osymnin-2025-sinav-takvimi-belli-oldu-1658</guid>
                <description><![CDATA[ÖSYM, 2025 yılı sınav takvimini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖSYM, 2025 yılı sınav takvimini açıkladı.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong> Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin 2025 yılı sınav takvimine ilişkin duyuru ÖSYM&nbsp;Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy tarafından yapıldı.</p>

<p>ÖSYM Başkanı Ersoy, sınavlara katılacak tüm adaylara başarılar dilerken, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)'nin&nbsp;21-22 Haziran tarihlerinde yapılacağını, &nbsp;2025-KPSS A Grubu(Genel Yetenek-Genel Kültür) uygulaması 7 Eylül’de, 2025-KPSS A Grubu Alan Bilgisi testleri ise 13-14 Eylül tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı.</p>

<p>ÖSYM'nin genel sınav takvimine ulaşmak için <a href="https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2025/GENEL/sinavtakvimi2025.pdf"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/osymnin-2025-sinav-takvimi-belli-oldu-1731526828.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adıyaman’da AVM’den kozmetik hırsızlığı!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/adiyamanda-avmden-kozmetik-hirsizligi-1657</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/adiyamanda-avmden-kozmetik-hirsizligi-1657</guid>
                <description><![CDATA[Adıyaman’da bir alışveriş merkezinde kozmetik ürün çalarken suçüstü yakalanan iki şahıs güvenlik görevlilerinin dikkatiyle fark edilerek, adli makamlara sevk edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adıyaman’da bir alışveriş merkezinde kozmetik ürün çalarken suçüstü yakalanan iki şahıs güvenlik görevlilerinin dikkatiyle fark edilerek, adli makamlara sevk edildi.</p><p><strong>ADIYAMAN (İGFA) - </strong>Alınan bilgiye göre, Adıyama'nda alışveriş merkezinde kozmetik ürün çalan A.K. ve B.K. isimli şüpheliler, güvenlik görevlilerinin dikkati sayesinde fark edildi. Güvenlik kameralarıyla tespit edilmesi sonrasında kozmetik ürün reyonunda şüpheli davranışları gözlemlenen şahıslar, ürünleri çanta ve ceplerine saklamaya çalışırken yakalandı.</p>

<p>Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’ne götürülerek ifadeleri alınan A.K. ve B.K., olayın ardından adliyeye sevk edildi.</p>

<p>Haklarında “hırsızlık” suçlamasıyla dava açılan iki zanlı, çıkarıldıkları mahkemede yargılandı.</p>

<p>Alışveriş merkezinde yaşanan hırsızlık girişimi, özellikle mağaza sahipleri ve müşteriler arasında tedirginliğe yol açarken, bu tür olayların önlenmesi adına alışveriş merkezlerinde güvenlik önlemleri arttırıldı. Yetkililer, alışveriş merkezlerinde bu tür olaylara karşı tedbirli olunması gerektiğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:40:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/adiyamanda-avmden-kozmetik-hirsizligi-1731526824.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü’ne Prof. Dr. Mehmet Şirik atandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/adiyaman-il-saglik-mudurlugune-prof-dr-mehmet-sirik-atandi-1656</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/adiyaman-il-saglik-mudurlugune-prof-dr-mehmet-sirik-atandi-1656</guid>
                <description><![CDATA[Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü görevine Prof. Dr. Mehmet Şirik atanarak Adıyaman sağlık camiasına yeni bir heyecan kazandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü görevine Prof. Dr. Mehmet Şirik atanarak Adıyaman sağlık camiasına yeni bir heyecan kazandırdı.</p>

<p><strong>ADIYAMAN (İGFA) - </strong>Tıp dünyasında tecrübeleri ve başarılı çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Şirik, Adıyaman halkına daha etkin ve kaliteli sağlık hizmetleri sunmayı hedefliyor.&nbsp; Adıyaman’daki sağlık hizmetlerinde önemli gelişmelere imza atması beklenen Prof. Dr. Mehmet Şirik, yeni görevi dolayısıyla sağlık camiası tarafından tebrik edildi.</p>

<p>Önceki dönem Adıyaman İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan Dr. Cengiz Yorulmaz’a ise bugüne kadar sunduğu hizmetler dolayısıyla teşekkürler iletildi. Yorulmaz’ın görev süresince sağlık alanında gerçekleştirdiği projeler ve Adıyaman halkına sağladığı katkılar, büyük takdir topladı.</p>

<p>Sağlık sektöründe yaptığı çalışmalarla iz bırakan Yorulmaz’a, bundan sonraki görevlerinde başarılar dilendi. Prof. Dr. Mehmet Şirik’in İl Sağlık Müdürü olarak atanması, Adıyaman’daki sağlık hizmetlerinin daha da gelişmesi yönünde umutları artırdı. Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleşen bu değişimin, Adıyaman halkına hayırlı olması ve sağlık hizmetlerini daha ileriye taşıması temenni ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/adiyaman-il-saglik-mudurlugune-prof-dr-mehmet-sirik-atandi-1731526822.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEB ve WWF-Türkiye’den yeni protokol</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/meb-ve-wwf-turkiyeden-yeni-protokol-1652</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/meb-ve-wwf-turkiyeden-yeni-protokol-1652</guid>
                <description><![CDATA[T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Doğa Öncüleri Programı’na yönelik iş birliği protokolü 2024 – 2027 yıllarını kapsayacak şekilde yenilendi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Doğa Öncüleri Programı’na yönelik iş birliği protokolü 2024 – 2027 yıllarını kapsayacak şekilde yenilendi.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>2017 yılında WWF-Türkiye’nin girişimi ile başlayan, 2019 yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü ile imzalanan protokolle güçlenerek Türkiye geneline yayılan Doğa Öncüleri Programı kapsamında bugüne dek 3 bin okul ve 30 bin öğrenciye ulaşıldı.&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM VE DOĞA KORUMA ÇALIŞMALARINI TEŞVİK EDEN EYLEM PROGRAMI</strong><br />
Ortaokul öğrencilerinedoğada ve toplumda görmek istedikleri değişimi hayata geçirmelerine olanak sağlayan Doğa Öncüleri, öğrencilerin liderlik ve proje yönetimi becerilerini geliştiren, toplumsal dönüşüm ve doğa koruma çalışmalarına katılımı teşvik eden bir eylem programıdır. WWF-Türkiye gönüllülük programı kapsamında gönüllülerinin rehberlik ettiğiDoğa Öncüleri Programı ile ortaokul öğrencileri, öğretmen mentörlüğünde Sürdürülebilir Gıda ve Gıda Atıkları, Tatlı Su ve Denizler, Biyoçeşitlilik, Yaban Hayatı ve Doğa, Plastikler ve İklim - Enerjikonularında yenilikçi ve dönüştürücü projeler üretiyor.&nbsp;</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>“GENÇLERİMİZLE VE GENÇLERİMİZDEN ÇÖZÜMÜ DOĞADA ARAMAYI ÖĞRENİYORUZ”</strong><br />
WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula Doğa Öncüleri Programı’nın yeni dönemi ile ilgili “Çocukların doğamızı, dünyamızı koruma tutkularını, daha yeşil bir geleceğe yönelik hayallerini desteklemek amacıyla yola çıktığımız Doğa Öncüleri Programına katılan öğrenciler bugüne dek bize çözümün doğada olduğunu gösterdi. Gençlerimizle ve gençlerimizden çözümü doğada aramayı öğrendikçe, hep birlikte iyileşeceğiz. MEB, WWF-Türkiye olarak,yıllara yayılan kamu - sivil toplum işbirliğimizlegençlerimize yol açmamız gerektiğini biliyoruz. Onlardan da heyecanlarını yitirmeden hayat boyu doğa öncüsü olmalarını istiyoruz. Doğa Öncülerinin yeni dönemde daha fazla gençte doğa koruma tutkusunun canlanmasına, doğal kaynaklarımızı korumakiçin yenilikçi çözümler üretmelerine vesile olmasını diliyorum” dedi.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>FORMATÖR ÖĞRETMEN EĞİTİMİ</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Doğa ÖncüleriProgramının 2024 - 2025 eğitim öğretim yılı yüz yüze formatör öğretmen eğitimleri 25 - 29 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek. Program kapsamında her yıl farklı illerden, Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği 10 öğretmene formatör öğretmen eğitimi veriliyor. Formatör öğretmenler, WWF-Türkiye uzmanlarından aldıkları Sürdürülebilir Gıda ve Gıda Atıkları, Tatlı Su ve Denizler, Biyoçeşitlilik, Yaban Hayatı ve Doğa, Plastikler ve İklim -Enerji konulu eğitimleri, kendi illerinde yüzlerce öğretmene ulaştırarakoluşturdukları geniş ağ ile doğa koruma projelerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunacak.</p>

<p style="text-align: justify;">Formatör Öğretmen Eğitimlerinin ardından program kapsamındaki online eğitim platformu sayesinde öğretmen ve öğrencilere,beş modülde hayata geçirebilecekleri projelerde yararlanabilecekleri içerikler ve eğitimler sunulacak. Modülleri tamamlayan okullar, proje yazarak projeyi yürütmeye hak kazanırken program sonunda seçilen projeler İstanbul’da düzenlenecek Doğa Öncüleri Ulusal Konferansı’nda kamuoyuna tanıtılacak.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 22:38:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/meb-ve-wwf-turkiyeden-yeni-protokol-1731526704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pençe Kilit’te teröristlerin silahlarına el konuldu</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilitte-teroristlerin-silahlarina-el-konuldu-1648</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilitte-teroristlerin-silahlarina-el-konuldu-1648</guid>
                <description><![CDATA[Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlere ait silah ve mühimmat ele geçirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde teröristlere ait silah ve mühimmat ele geçirildi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong> Operasyon bölgelerinde terörü kaynağında yok etme çalışmalarını sürdüren Türk Silahlı Kuvvetleri, Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde gerçekleştirdiği arama tarama faaliyetlerinde teröristlere ait silah ve mühimmat ele geçirdi.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ele geçirilen silah ve mühimmatlar tek tek sıralandı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<div>https://twitter.com/tcsavunma/status/1856309988622283162</div>

<p>&nbsp;</p>

<p>- 1 adet RPG-7 roketatar,<br />
- 1 adet MG-3 makineli tüfek,<br />
- 2 adet 7.62 mm PKMS makineli tüfek,<br />
- 2 adet Dragunov keskin nişancı tüfeği,<br />
- 1 adet M-16 piyade tüfeği,<br />
- 23 adet AK-47 piyade tüfeği,<br />
- 1 adet tabanca,<br />
- 1 adet av tüfeği,<br />
- 12 adet havalı tüfek,<br />
- 2 adet dürbün,<br />
- 24 adet silah üstü gündüz görüş dürbünü,<br />
- 5 adet muhtelif nişangâh,<br />
- 50 adet muhtelif keskin nişancı tüfeği dürbünü,<br />
- 1 adet telsiz,<br />
- 1 adet fotoğraf makinesi,<br />
- 1 adet dizüstü bilgisayar,<br />
- 2 adet lazer mesafe ölçer.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 18:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/pence-kilitte-teroristlerin-silahlarina-el-konuldu-1731423873.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Masalsı yolculuk için biletler satışa çıkıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/masalsi-yolculuk-icin-biletler-satisa-cikiyor-1645</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/masalsi-yolculuk-icin-biletler-satisa-cikiyor-1645</guid>
                <description><![CDATA[2024-2025 kış sezonu seferlerinin 23 Aralık’ta başlayacağı  Turistik Doğu Ekspresi’nin bilet satışları yetkili seyahat acenteleri tarafından paket tur satışları olarak başlatıldı. Bireysel yolculara ayrılan vagonlar için ise 8 Kasım’dan itibaren biletler kişi başı 5 bin 250 TL'den satışa çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2024-2025 kış sezonu seferlerinin 23 Aralık’ta başlayacağı Turistik Doğu Ekspresi’nin bilet satışları yetkili seyahat acenteleri tarafından paket tur satışları olarak başlatıldı. Bireysel yolculara ayrılan vagonlar için ise 8 Kasım’dan itibaren biletler kişi başı 5 bin 250 TL'den satışa çıkıyor.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresi'nin 2024-2025 kış sezonu seferlerinin 23 Aralık’ta başlayacağını duyurdu.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, Ankara-Kars arasında büyük ilgi gören seferlerin 2 Mart 2025 tarihine kadar devam edeceğini belirterek, seferlerin Ankara'dan Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri; Kars’tan ise Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri yapılacağını söyledi.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, Turistik Doğu Ekspresinin bilet satışlarının yetkili seyahat acenteleri tarafından paket tur satışları olarak başladığını, bireysel yolculara ayrılan vagonlar için ise 8 Kasım’dan itibaren TCDD Taşımacılık A.Ş. gişeleri, internet, mobil uygulama ve çağrı merkezinden bilet satışlarının başlayacağı bilgisini verdi.</p>

<p><strong>TOPLAMDA 60 SEFER DÜZENLENECEK</strong></p>

<p>Bakan Uraloğlu yolculardan gelen talepler üzerine hareket saatlerini yeniden düzenlediklerini belirterek ,“Turistik Doğu Ekspresi Ankara’dan 13.55’te hareket edecek, Erzincan’da 150 dakika, Erzurum’da ise 240 dakika durarak yolculara bu şehirleri keşfetme imkanı tanıyacak. Kars’tan dönüşte ise 21.05'te hareket ederek İliç’te 210 dakika, Divriği’de 150 dakika ve Sivas’ta 180 dakika duracak.” ifadelerini kullandı. Turistik Doğu Ekspresi’nin 8 yataklı ve bir yemekli vagonla hizmet verdiğini belirten Uraloğlu, “Toplamda 60 sefer düzenleyeceğimiz bu dönemde, 160 yolcu kapasiteli ekspresimiz iki kişilik odalarda seyahat tutkunlarına ev konforunda unutulmaz bir kış deneyimi sunacak.” dedi.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/07/masalsi-1730973293-525-x750.jpeg" style="height:517px; width:750px" /></p>

<p>Öte yandan Turistik Doğu Ekspresi'nin yanı sıra, Erzurum-Kars arasında Bölgesel Turistik Ekspres Trenlerin de sefer yapacağına vurgu yapan Bakan Uraloğlu, “Turistik Doğu Ekspresi’ne gösterilen yoğun talep nedeniyle Erzurum-Kars arasında Bölgesel Turistik Ekspres Trenler de sefere konulacak. Toplam 24 sefer olarak planladığımız Bölgesel Turistik Ekspres Trenler 291 yolcu kapasitesine sahip olacak, 18 Ocak - 23 Şubat 2025 tarihleri arasında cumartesi ve pazar günleri işleyecek.” dedi.</p>

<p>Turistik Diyarbakır Ekspresi ise seferlerine 11 Nisan’da başlayacağı öğrenildi.&nbsp;</p>

<p>Turistik trenlerin sunduğu benzersiz manzaralar, yeni yerlerin keşfedilmesi imkanı ile farklı tatil deneyimi sunması gibi nedenlerle yolcularımız beğenilerini ifade eden Bakan Uraloğlu, "Yoğun talebin diğer hatlara da gösterileceğini düşünüyoruz. Halen talep üzerine özel tren olarak sefere konulan Ankara-Tatvan rotasında Turistik Tatvan Treni, Ankara-Çankırı rotasında Turistik Tuz Ekspresi, Akdeniz Bölgesinde Adana-Belemedik Ekspres seferleri gibi yeni turistik hatları da devreye almayı değerlendiriyoruz” dedi.</p>

<p>İki kişilik odalar şeklinde satışa çıkacak biletler kişi başı 5 bin 250 liradan başlayan fiyatlarla yetkili acenteler, mobil uygulama ve https://bilet.tcdd.gov.tr/ adresi aracılığıyla da satın alınabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/masalsi-yolculuk-icin-biletler-satisa-cikiyor-1731007297.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aileler hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırıyor!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/aileler-hiperaktiviteyi-yaramazlikla-karistiriyor-1644</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/aileler-hiperaktiviteyi-yaramazlikla-karistiriyor-1644</guid>
                <description><![CDATA[Ailelerin çocuklarında en sık karşılaştığı sorunlardan birinin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olduğunu belirten uzmanlar, teşhisi ve tedavisinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ailelerin çocuklarında en sık karşılaştığı sorunlardan birinin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olduğunu belirten uzmanlar, teşhisi ve tedavisinin giderek daha önemli hale geldiğini söyledi.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, çocuklarda DEHB hakkında bilgi verdi ve ailelere önerilerde bulundu.</p>

<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun (DEHB), ailelerin Çocuk ve Ergen psikiyatrisi birimlerine en sık başvurduğu psikiyatrik bir bozukluk olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “DEHB, önemli psikiyatrik, akademik ve sosyal sorunlara neden olabilecek ciddi bir halk sağlığı sorunudur.” dedi.</p>

<p>Teşhisi ve tedavisinin giderek daha önemli hale geldiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Bireyleri hayatları boyunca olumsuz olarak etkileyebileceği için DEHB’in tedavi edilmesi önemlidir. Çocuğunuz, sizi dinliyormuş gibi görünüp ilgisini sürekli başka bir alana kaydırıyorsa, dikkati çok çabuk dağılıyorsa, bir alana dikkatini yoğunlaştırması gereken işleri yapmaktan hoşlanmıyorsa, verilen komutları izlemede güçlük çekiyorsa, bu belirtiler dikkat eksikliğini işaret eden veriler olabilir. Çocuğun&nbsp; yaş düzeyine göre, oturması gereken yerde sakince oturup bekleyememesi, özellikle küçük yaşlarda riskli davranışlarda bulunması hiperaktiviteyi gösterebilir.” açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>KURALLI OLAN HER ORTAM DEHB’Lİ ÇOCUKLARI ZORLAYABİLİR</strong></p>

<p>Ailelerin en sık yaptığı yanlışlardan birinin hiperaktiviteyi yaramazlıkla karıştırmak olduğuna vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Halbuki yaramazlık olarak adlandırdığımız çocukluk davranışı yine çocuğun kendisinin yönlendirebildiği ve istediğinde sonlandırabildiği bir davranış biçimidir. Hiperaktivitede ise çocuğun kendisini kontrol edebilmesi ve ortama uygun davranabilmesi çok zordur.” dedi.</p>

<p>Çocukları ‘yaramaz’ olarak etiketlemenin hem çocuğun kendine olan güveninin sarsılmasına neden olduğunu hem de altta yatan nedenin ortaya çıkmasına engel olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş,&nbsp; “Kurallı olan her ortam bu çocuklar için zorlayıcı olabilir, özellikle küçük yaşlarda. Yaş ilerledikçe de dikkat problemleri daha öncelikli olmaya başlar. Çocuklar genelde hiperaktivitenin düzeyine göre, kurallara uymama, diğer çocukları da rahatsız etme ya da rahatsız olduğu ortama gitmeyi reddetmeye kadar varan çeşitli sorunlar gösterebilir. Yaşıtlarına göre ders dinleme sürelerinin daha kısa&nbsp; olduğunu ve ödev yapma konusunda da yaşıtlarından daha çok zorlandıklarını söyleyebiliriz. Her DEHB’li çocukta olmasa da bazı DEHB’li çocuklarda erteleme davranışı görülür. Üstelik sadece ödevlerde değil, hayatın tüm alanında görülebilir.” diye konuştu.</p>

<p><strong>ÖĞRETMENLERİN YAPICI YAKLAŞIMLARI OLUMLU SONUÇLAR VERİYOR…</strong></p>

<p>Öğretmenlerin günümüzde DEHB hakkında daha çok bilgi sahibi olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Öğretmenlerin söz kesme, izin istemeden konuşma gibi hareketler karşısında cezalandırıcı olmak yerine kuralları hatırlatmak ve onlara uyması için çocuğa fırsat vermek gibi daha yapıcı çözümlere başvurduğunu daha sık görüyoruz. Öğretmenlerin DEHB tanısı alan çocukları yakından gözlemlemeleri, gerekirse ön tarafta oturtup derse aktif katılmaları için çaba göstermelerinin çok etkili sonuçlar verdiğine şahit oluyoruz.” dedi.</p>

<p>DEHB’in günümüzde aileler tarafından daha çok duyulan bir tanı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, “Ancak hala çoğu ailenin çocuklarına DEHB tanısı konulsa bile yeterince bilgi sahibi olmadığını ve bu durumun kendiliğinden geçebileceğini düşündüklerine tanık oluyoruz.” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/aileler-hiperaktiviteyi-yaramazlikla-karistiriyor-1731007295.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2024-ALES/3 için sınava giriş belgeleri erişime açıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/2024-ales3-icin-sinava-giris-belgeleri-erisime-acildi-1643</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/2024-ales3-icin-sinava-giris-belgeleri-erisime-acildi-1643</guid>
                <description><![CDATA[ÖSYM, 2024 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2024-ALES/3)'na giriş belgelerinin erişime açıldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖSYM, 2024 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2024-ALES/3)'na giriş belgelerinin erişime açıldığını duyurdu.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>17 Kasım 2024 tarihinde uygulanacak olan 2024 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (2024-ALES/3) başvuran adayların sınava girecekleri bina/salonlara atanma işlemlerinin tamamlandığı açıklandı.</p>

<p>ÖSYM tarafından yapılan duyuruda, adayların sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesi’ni an itibariyle T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle ÖSYM’nin <strong>https://ais.osym.gov.tr </strong>adresinden öğrenebileceğini duyurdu.</p>

<p>ÖSYM duyurusunda ayrıca bir uyarıda da bulundu.</p>

<p>Duyuruda dikkat çeken uyarıda, "17 Kasım 2024 tarihinde uygulanacak 2024-ALES/3 sınavı için adaylar, saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacaktır" denildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 22:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/2024-ales3-icin-sinava-giris-belgeleri-erisime-acildi-1731007286.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KPSS Lisans’ta yeniden değerlendirme sonuçları açıklandı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/kpss-lisansta-yeniden-degerlendirme-sonuclari-aciklandi-1642</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/kpss-lisansta-yeniden-degerlendirme-sonuclari-aciklandi-1642</guid>
                <description><![CDATA[ÖSYM, 2024-KPSS Lisans: Yeniden Değerlendirme sonuçlarının açıklandığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ÖSYM, 2024-KPSS Lisans: Yeniden Değerlendirme sonuçlarının açıklandığını duyurdu.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) -</strong> ÖSYM'nin resmi internet sitesinden yapılan duyuruya göre Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) 'nın 14 Temmuz 2024 tarihinde uygulanan Genel Kültür-Genel Yetenek Oturumunda yer alan Genel Yetenek Testi Temel Soru Kitapçığına göre 3 ve 29 numaralı soruları ile Genel Kültür-Genel Yetenek Oturumunda yer alan Genel Kültür Testi Temel Soru Kitapçığına göre 33 ve 36 numaralı soruları, yargı kararları gereği iptal edilerek yeniden değerlendirme yapıldığı kaydedildi.</p>

<p>Adayların yargı kararı gereği yapılan değerlendirme sonuçlarına ÖSYM’nin <strong>https://sonuc.osym.gov.tr </strong>adresinden T.C. kimlik numarası ve aday şifresiyle erişebileceği duyuruldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 22:21:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/kpss-lisansta-yeniden-degerlendirme-sonuclari-aciklandi-1731007276.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Terörle mücadele aralıksız sürüyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/terorle-mucadele-araliksiz-suruyor-1641</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/terorle-mucadele-araliksiz-suruyor-1641</guid>
                <description><![CDATA[Terörle mücadele çalışmalarını aralıksız sürüyor. Son bir haftada 38 terörist etkisiz hale getirilirken, sınırlarda güvenliği sağalayan Hudut Kartalları'nca da 4'ü terör örgütü mensubu 188 şüpheli yakalandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Terörle mücadele çalışmalarını aralıksız sürüyor. Son bir haftada 38 terörist etkisiz hale getirilirken, sınırlarda güvenliği sağalayan Hudut Kartalları'nca da 4'ü terör örgütü mensubu 188 şüpheli yakalandı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) </strong>- Millî Savunma Bakanlığının faaliyetleri başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin olarak Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı düzenledi.</p>

<p>Açıklama Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>38 TERÖRİST ETKİSİZ HÂLE GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Son bir haftada 38 teröristin etkisiz hâle getirildiği belirtilirken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kaynağında, sürekli ve kapsamlı olarak Irak ve Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği terörle mücadele operasyonlarını sürdürdüğü kaydedildi. 1 Ocak 2024’ten bugüne kadar etkisiz hâle getirilen terörist sayısının 2 bin 457 olduğu belirtilirken, "Terör yuvalarına kilit vurmaya devam eden Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; Irak’ın kuzeyindeki Pençe-Kilit operasyon bölgesinde tespit ettiği teröristlere ait mağara ve sığınaklarda çok sayıda silah, mühimmat, el yapımı patlayıcı (EYP) düzeneği, yaşam malzemesi ve örgütsel doküman ele geçirmiştir. Ayrıca son bir hafta içerisinde terör örgütünün barınma alanlarından kaçan 2 PKK’lı terörist daha Cizre ve Iğdır’daki hudut karakollarımıza teslim olmuştur" denildi.</p>

<p><strong>HUDUTLARDA 188 ŞAHIS YAKALANDI</strong></p>

<p>Haftalık bilgilendirme toplantısında hudut güvenliğine yönelik de açıklamalarda da bulunan Tuğamiral Aktürk, "Son bir haftada yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 188 şahıs yakalanmıştır. Yakalanan şahıslardan 4’ü terör örgütü mensubudur. 1.288 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir.&nbsp; Böylelikle, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 12 bin 461’e yükselmiştir. Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 86 bin 312 olmuştur" dedi.</p>

<p>29 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde Deniz Kuvvetlerimize ait insansız hava araçları ile gerçekleştirilen keşif ve gözetleme faaliyetleri esnasında Yunanistan’a ait Sahil Güvenlik botlarının Sisam Adası’nın doğusunda düzensiz göçmenleri taşıyan botları bıraktığı tespit edilirken, Sahil Güvenlik Komutanlığımız bilgilendirilerek söz konusu göçmenlerin kurtarılması sağlanmıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 22:21:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/terorle-mucadele-araliksiz-suruyor-1731007272.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşık Mahzuni Şerif Tüneli açılıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/asik-mahzuni-serif-tuneli-aciliyor-1638</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/asik-mahzuni-serif-tuneli-aciliyor-1638</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanmaraş-Göksun Yolu’ndaki Aşık Mahzuni Şerif Tüneli Göksun istikametinin 7 Kasım’da trafiğe açılacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş-Göksun Yolu’ndaki Aşık Mahzuni Şerif Tüneli Göksun istikametinin 7 Kasım’da trafiğe açılacak.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kahramanmaraş-Göksun yolundaki 2 bin 867 metre uzunluğundaki Aşık Mahzuni Şerif Tüneli’nin 30 metrelik bölümünde, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde küçük çaplı hasarlar aldığını anımsatarak, “Bu hasarlar, trafik güvenliğini tehlikeye atacak boyutta olmadığından, tünel hizmet vermeye devam etti ve bu süreçte sürekli olarak takip edildi. Ancak geçen zaman içinde meydana gelen artçı depremlerin etkisiyle tünelin can ve mal güvenliği açısından risk oluşturabileceği öngörüldü. Bu nedenle, 28 Ağustos 2024 tarihinde tüneli trafiğe kapattık.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“GÖKSUN İSTİKAMETİNDEKİ TÜP 7 KASIM’DA TRAFİĞE AÇILIYOR”</strong></p>

<p>İyileştirme çalışmaları kapsamında hasarlı 30 metrelik bölümün onarılması için gerekli proje ve yapım sürecine hemen başladıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Çalışmalarımızda artık sona geldik. 2 bin 867 metre uzunluğundaki Aşık Mahzuni Şerif Tüneli’nin Göksun istikametindeki tüpünü 7 Kasım saat 15.00’te trafiğe açıyoruz. Bu tarihe kadar trafiği eski yolun Karagöz-Püren Geçidi-Değirmendere-Gölpınar-Göksun güzergahından vermeye devam edeceğiz. Kahramanmaraş istikametindeki çalışmaları ise 15 Aralık tarihine kadar tamamlamayı planlıyoruz.” dedi.</p>

<p>Kahramanmaraş-Göksun Yolu’nun toplam 64,1 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Bakan Uraloğlu, “Edebiyat Yolu olarak da bilinen yolumuzda 16 bin 316 metre uzunluğunda 11 çift tüp tünel, 570 metre uzunluğunda 2 viyadük, 145 metre uzunluğunda 3 köprü ve 734 metre uzunluğunda 6 köprülü kavşak yer alıyor. Orta Karadeniz sahili ve İç Anadolu Bölgesi’ni Kahramanmaraş üzerinden Akdeniz limanlarına, Suriye sınır kapılarına ve Ortadoğu ülkelerine bağlıyor. 80 kilometre olan eski güzergahı 15,9 kilometre kısaltarak 64,1 kilometreye düşürdüğümüz yol ile 80 dakika olan seyahat süresini ise 41 dakikaya indirdik.” dedi.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, “Yol güzergahında yer alan tünel ve viyadüklere Ali Kutlay, Aşık Mahsuni Şerif, Hayati Vasfi Taşyürek, Abdürrahim Karakoç, Bahaettin Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören, Akif İnan, Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç ve Necip Fazıl Kısakürek’in isimleri verildi. Bu sebeple yol aynı zamanda ‘Edebiyat Yolu' olarak da biliniyor.” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 21:57:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/asik-mahzuni-serif-tuneli-aciliyor-1730919476.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>119 terör yandaşı hesaba erişim engeli!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/119-teror-yandasi-hesaba-erisim-engeli-1635</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/119-teror-yandasi-hesaba-erisim-engeli-1635</guid>
                <description><![CDATA[Son bir haftada 409 bin 736 adet zararlı internet adresine ulaşmak isteyen yaklaşık 141 milyon erişimi engellenirken, terör örgütlerine ait hesapları, internet sitelerini ve bu örgütler lehine propaganda içeren tüm içerikleri de yakından takip eden Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 119 terör yandaşı hesabına da erişim engeli getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son bir haftada 409 bin 736 adet zararlı internet adresine ulaşmak isteyen yaklaşık 141 milyon erişimi engellenirken, terör örgütlerine ait hesapları, internet sitelerini ve bu örgütler lehine propaganda içeren tüm içerikleri de yakından takip eden Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 119 terör yandaşı hesabına da erişim engeli getirdi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) Dijital Dönüşüm Sektör Kurulu tarafından gerçekleştirilen Siber Güç Türkiye 24 Zirvesinde açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Siber güvenliğin yeni silahının yapay zeka olduğunun altını çizen Bakan Uraloğlu, internete bağlı cihazların oluşturduğu nesnelerin interneti olarak adlandırılan yeni bir yaşam biçimine sahip olunduğunu belirtti.&nbsp; Siber saldırıların artık sadece büyük şirketlerin veya devletlerin değil, her ölçekteki kuruluşun ve hatta bireylerin karşılaştığı ciddi bir tehdit haline geldiğini belirten Bakan Uraloğlu, "Artık bu saldırılar, ekonomik kayıpların yanı sıra toplumsal güvenliği de tehdit ediyor" dedi.</p>

<p>Her türlü bilginin elektronik ortama taşınmasının ve kritik altyapılarda da yoğun olarak internet uygulamalarının kullanılmasının güvenlik ihlallerini de beraberinde getirdiğini anlatan Bakan Uraloğlu, "Bugün; güçlü şifreleme yöntemleri, güvenlik duvarları, sürekli güncellenen yazılımlar ve bilinçli kullanıcılar, siber güvenliğin temel bileşenleridir. Ama maalesef siber saldırıların karmaşıklığı ve sıklığı artarken, geleneksel güvenlik yöntemleri de tek başına yeterli olmuyor. Birkaç bin dolarlık bir bilgisayar sizin milyonlarca hatta milyarlarca dolarlık sisteminizi tehdit ediyor" dedi.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, bugün küresel yapay zeka pazarı büyüklüğünün 638 milyar doların üzerinde hesaplandığını bildirerek 2034'e kadar yüzde 19,1'lik bir bileşik büyüme oranıyla da yapay zeka pazarının 3 trilyon 680 milyar doların üzerine çıkmasının beklendiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/06/uab-1730909763-706-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Yapay zekanın siber güvenliğin yeni silahı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, yapay zekanın siber güvenlik dünyasında yeni bir çağ başlattığını kaydetti.</p>

<p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesindeki Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) eliyle ulusal ve uluslararası düzeyde iş birlikleri kurarak, Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) ile siber tehditlere karşı etkin bir mücadele yürüttüklerini ifade eden Bakan Uraloğlu, "USOM koordinasyonunda 14 adet sektörel ve 2 bin 309 adet kurumsal SOMEde görev yapan 7 bin 912 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sınırlarını koruyoruz. Siber güvenlik noktasında en önem verdiğimiz hususu da yazılımdan cihaz üretimine yerlilik ve millilik oluşturuyor. Bu noktada gururla altını çizmek istiyorum ki tamamen yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz Avcı, Azad, Kasırga, Atmaca ve Kule adlı yapay zeka uygulamalarımız ile ülkemizin siber güvenliğini sağlıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Yapay zeka uygulamalarından Türkiye'nin uzun zamandır faydalandığını belirten Bakan Uraloğlu, "Avcı uygulaması ile zararlı yazılım bulaşmış sistemlerin ve komuta kontrol merkezlerinin tespiti gerçekleştirilirken Azad uygulaması ile botnetlere dahil olmuş köle bilgisayarların tespitine yönelik çalışmalar yapıyoruz. Öte yandan, başta kritik kamu kurumları ile önemli altyapılar olmak üzere ülkemizin internete açık kaynaklarına ilişkin zafiyet taraması ve hizmet sürekliliğinin sağlanmasına yönelik izleme faaliyetlerini ise Kasırga ile gerçekleştiriyoruz. Toplamda 131 farklı Kasırga taramasında 284 adet farklı portun servis ve zafiyet taraması haftalık olarak USOM tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu taramalarda 896 farklı zafiyet tasarımı kullanılmaktadır" dedi.</p>

<p><strong>119 TERÖR YANDAŞI HESABA ERİŞİM ENGELİ GETİRDİK</strong></p>

<p>Öte yandan sosyal medya platformlarında terör propagandası ve yasa dışı içeriklerle mücadele konusunda da etkin bir yaklaşım sergilediklerini kaydeden Bakan Uraloğlu, sosyal medya mecralarının Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına uymalarını sağladıklarını belirterek, "PKK, PYD, FETÖ gibi terör örgütlerine ait hesapları, internet sitelerini ve bu örgütler lehine propaganda içeren tüm içerikleri de yakından takip ediyor ve erişim engeli getiriyoruz. 119 terör yandaşı hesaba erişim engeli getirdik. Kahraman güvenlik güçlerimiz vatan topraklarında teröre nasıl geçit vermiyorsa biz de dijital dünyada aynı kararlılıkla terör hesaplarına geçit vermiyoruz. Asla da bu kararlılığımızdan taviz vermeyeceğiz." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>7 Saat İçinde 838 Bin 112 Adet Kritik Kapsamda Bulunan Web Sitesi Tehditlere Karşı Taranıyor</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 21:57:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/119-teror-yandasi-hesaba-erisim-engeli-1730919463.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pençe Kilit ve Fırat Kalkanı’nda 4 terörist etkisiz!</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilit-ve-firat-kalkaninda-4-terorist-etkisiz-1627</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/pence-kilit-ve-firat-kalkaninda-4-terorist-etkisiz-1627</guid>
                <description><![CDATA[Pençe-Kilit ve Fırat Kalkanı operasyon bölgelerinde tespit edilen 4 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pençe-Kilit ve Fırat Kalkanı operasyon bölgelerinde tespit edilen 4 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi.</p>

<p><strong>ANKARA (İGFA) </strong>- Yurt içi&nbsp;ve dışında ötesinde terörle mücadele hız kesmeden sürdüren Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları,&nbsp;Irak’ın kuzeyinde tespit ettiği 2 PKK’lı teröristi ve Suriye’nin kuzeyinde belirlediği 2 PKK/YPG’li teröristi etkisiz hale getirdi.</p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan paylaşımda, teröristleri hem havadan, hem de karadan vurmaya devam edildiğinin altı çizildi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 18:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/pence-kilit-ve-firat-kalkaninda-4-terorist-etkisiz-1730905839.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teröristlere nefes aldırılmıyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/teroristlere-nefes-aldirilmiyor-1626</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/teroristlere-nefes-aldirilmiyor-1626</guid>
                <description><![CDATA[Irak’ın kuzeyinde başarıyla devam eden Pençe-Kilit Operasyonu'nda PKK’ya ait çok sayıda silah ve mühimmatı ele geçirerek kullanılamaz hale getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Irak’ın kuzeyinde başarıyla devam eden Pençe-Kilit Operasyonu'nda PKK’ya ait çok sayıda silah ve mühimmatı ele geçirerek kullanılamaz hale getirdi.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları teröristlere nefes aldırmıyor.</p>

<p>Irak’ın kuzeyinde başarıyla devam eden Pençe-Kilit Operasyonu ile teröristlerin inlerini başlarına yıkan Kahraman Mehmetçik, bölgede gerçekleştirdiği arama tarama faaliyetinde terör örgütü PKK’ya ait çok sayıda silah ve mühimmatı ele geçirerek kullanılamaz hâle getirdi.</p>

<p><figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-twitter wp-block-embed-twitter"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://twitter.com/tcsavunma/status/1854132367977271478
</div></figure></p>

<p>Bakanlık, ele geçirilen malzemeleri tek tek yayınladı.</p>

<p>▪️2 adet AT-4 tanksavar silahı,<br />
▪️2 adet Zagros keskin nişancı tüfeği ve dürbünü,<br />
▪️6 adet AK-47 piyade tüfeği,<br />
▪️1 adet Dragunov keskin nişancı silahı,<br />
▪️2 adet tabanca,<br />
▪️60 adet Zagros keskin nişancı tüfeği mühimmatı,<br />
▪️840 adet 5.56 mm mühimmat,<br />
▪️1 kutu 7.62 mm mühimmat,<br />
▪️İnfilaklı fitil,<br />
▪️1 adet RPG-7 roketatar dürbünü,<br />
▪️1 adet el dürbünü,<br />
▪️2 adet gündüz görüş dürbünü.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Nov 2024 18:10:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/teroristlere-nefes-aldirilmiyor-1730905834.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İstanbul’un raylı sistemine 3,1 milyon kişi daha dahil oluyor</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/istanbulun-rayli-sistemine-31-milyon-kisi-daha-dahil-oluyor-1621</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/istanbulun-rayli-sistemine-31-milyon-kisi-daha-dahil-oluyor-1621</guid>
                <description><![CDATA[Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yapımı devam eden Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Halkalı-Ispartakule kesimi arasındaki TBM-1 Tüneli’nin Işık Görme Töreni’ne katıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yapımı devam eden Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Halkalı-Ispartakule kesimi arasındaki TBM-1 Tüneli’nin Işık Görme Töreni’ne katıldı.</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-Ispartakule-Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı’nın Halkalı-Ispartakule etabındaki TBM-1 Işık Görme Töreni’nde yaptığı açıklamada, İstanbul'u Halkalı İstasyonu’ndan Çerkezköy ilçesine oradan Kapıkule Hattı'na entegre edeceklerini söyledi.</p>

<p>"Halkalı-Çerkezköy Hattımız Marmaray’ın devamı olarak Halkalı’dan sonrası için banliyö hattı gibi çalışacak" diyen Bakan Uraloğlu, "TBM-1 tüneli ile Ispartakule ile Esenyurt ilçesi ve Bahçeşehir semtindeki vatandaşlarımız İstanbul'un raylı sistem ağına kavuşacak. Bölgedeki 3,1 milyon insanımız Marmaray üzerinden Halkalı-İstanbul Havaalanı Hattına, Sirkeci- Kazlıçeşme Raylı Sistem Hattımıza, Söğütlüçeşme İstasyonu’nda metrobüse kadar ulaşacak.” dedi.</p>

<p><strong>“HALKALI-ISPARTAKULE ETABI GENELİNDE YÜZDE 74 İLERLEME SAĞLANDI”</strong></p>

<p>Halkalı-Ispartakule etabı genelinde yüzde 74 ilerleme sağladıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, “Çalışmalarımızı 2025 yılı sonunda bitirmeyi hedefliyoruz. Çalışmalarımız tamamlandığında Ispartakule’den devam edecek 67 kilometrelik hatla, İstanbul'u mevcut Halkalı İstasyonu'ndan yolcu ve yük hizmetlerini sağlayacak şekilde Çerkezköy ilçesine oradan da Kapıkule Hattı'na entegre edeceğiz. Halkalı-Çerkezköy Demiryolu Hattımız ulusal demiryolu ağımızın önemli bir parçasını oluşturacağı gibi Marmaray’ın devamı olarak Halkalı’dan sonrası için bir banliyö hattı gibi de çalışacak.” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Bakan Uraloğlu, TBM-1 Tüneli ile Halkalı’dan Ispartakule’ye ulaşarak Ispartakule ile hinterlandındaki Esenyurt ilçesi ve Bahçeşehir semtindeki vatandaşların İstanbul'un raylı sistem ağına kavuşacaklarını bildirdi. Bakan Uraloğlu, bölgedeki 3,1 milyon insanımız Marmaray üzerinden ulaşacağına dikkati çekti.</p>

<p><strong>4 YENİ İSTASYON BİNASI İNŞA EDİLİYOR</strong></p>

<p>Öte yandan proje kapsamında Babaeski, Lüleburgaz, Büyükkarıştıran ve Kapıkule olmak üzere 4 yeni istasyon binasını da inşa ettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Kapıkule-Çerkezköy etabının genelinde yaklaşık yüzde 88 fiziki ilerleme sağladık. Bu etabımızın çalışmalarını da aynı Halkalı-Ispartakule etabımızın çalışmaları gibi 2025 yılı sonunda bitirmeyi hedefliyoruz.” dedi.</p>

<p>Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı Projesi’nin Avrupa Birliği ile iş birliği içerisinde hayata geçirmek için çaba sarf edilen yegâne yapım projesi olduğunu belirten Uraloğlu, “Hem Türkiye hem de Avrupa Birliği tarafı olarak her seviyede ciddi oranda zaman, emek ve çaba sarf edilmiştir. Demir raylar üzerinde süzülecek trenlerimiz sadece yolcu ve yük taşımayacak, insanımızın hayatına yeni bir soluk getirecektir. Bu hatla birlikte gelişmeye başlayacak ticari hareketlilik bölge insanımızın ve ülkemizin ekonomik kalkınmasına büyük faydalar sağlayacaktır. Bakın, geçtiğimiz haftalarda yük taşımacılığı yapan özel demiryolu tren işletmecimiz Pasifik Eurasia, İstanbul-Budapeşte güzergahında faaliyet göstermeye başladı. Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı tamamlandığında bu tür özel işletmelerimizin sayısı ve taşıdıkları yük miktarları daha da artacaktır.” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 00:39:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/istanbulun-rayli-sistemine-31-milyon-kisi-daha-dahil-oluyor-1730756366.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hava Kuvvetleri’ne muvazzaf subay için başvurular uzatıldı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/hava-kuvvetlerine-muvazzaf-subay-icin-basvurular-uzatildi-1619</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/hava-kuvvetlerine-muvazzaf-subay-icin-basvurular-uzatildi-1619</guid>
                <description><![CDATA[Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na 2024 yılı Pilot Sınıfı Muvazzaf Subay Temini için başvuru süresi 15 Kasım'a kadar uzatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na 2024 yılı Pilot Sınıfı Muvazzaf Subay Temini için başvuru süresi 15 Kasım'a kadar uzatıldı.</p><p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Milli Savunma Bakanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na en az 4 yıl süreli fakülte ve yüksekokul mezunlarından 2024 Yılı Pilot Sınıfı Muvazzaf Subay Temini Başvurularının 15 Kasım 2024 tarihine kadar uzatıldığını açıkladı.</p>

<p>Başvuru işlemleri tamamlanmasını müteakip sınavlara çağrı yapıldıktan sonra adayların T.C. Vakıflar Bankasının internet/mobil bankacılık uygulaması veya ATM cihazları üzerinden Ödemeler/Eğitim ve Sınav Ödemeleri/Sınav Ödemeleri/Milli Savunma Bakanlığı Personel Sınav Ödemeleri ekranından, başvuru sahibinin TC Kimlik Numarası girilerek sınav ücreti yatırması istendi.</p>

<p>Pilot Sınıfı Muvazzaf Subay temini için başuru kılavuzuna ulaşmak için <a href="https://personeltemin.msb.gov.tr/Genel/HVLDokuman/DosyaIndir?pDosyaNo=2415&pDokKayitNo=1727"><strong>tıklayabilirsiniz&nbsp; </strong></a></p>

<p></p>

<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 00:38:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/hava-kuvvetlerine-muvazzaf-subay-icin-basvurular-uzatildi-1730756330.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adıyaman’da intihar girişimi! Polisin zamanında müdahalesi hayat kurtardı</title>
                <category>GÜNDEM</category>
                <link>https://www.malatyanews.com/haber/adiyamanda-intihar-girisimi-polisin-zamaninda-mudahalesi-hayat-kurtardi-1617</link>
                <guid>https://www.malatyanews.com/haber/adiyamanda-intihar-girisimi-polisin-zamaninda-mudahalesi-hayat-kurtardi-1617</guid>
                <description><![CDATA[Adıyaman’ın Yeni Mahalle Büyük Sincan Elektrikçiler Çarşısı karşısında bulunan boş inşaat alanında intihar girişiminde bulunan İlhamı U. adlı şahıs, 4 katlı binanın tepesine çıkarak dikkatleri üzerine çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adıyaman’ın Yeni Mahalle Büyük Sincan Elektrikçiler Çarşısı karşısında bulunan boş inşaat alanında intihar girişiminde bulunan İlhamı U. adlı şahıs, 4 katlı binanın tepesine çıkarak dikkatleri üzerine çekti.</p>

<p><strong>ADIYAMAN (İGFA) - </strong>Alınan bilgiye göre, madde bağımlısı olan İlhamı U. adlı şahsın intihar girişimi polis ekiplerinin zamanında müdahalesi ile kurtarıldı.</p>

<p>Olay, çevredeki vatandaşlar arasında büyük bir paniğe yol açarken, polis ekipleri olay yerine hızla intikal etti.</p>

<p>Güvenlik güçlerinin çabaları sonucunda etkisiz hale getirilen şahıs binadan indirildi. Daha sonra bayılan şahıs, köpük kusması üzerine sağlık ekipleri olay yerinde ilk müdahaleyi yaparak, hastaneye kaldırdı.</p>

<p><img src="https://www.igfhaber.com/static/2024/11/05/c58c4fe5-6644-42d9-93e9-0f89cf1eff21-1730754155-909-x750.jpeg" style="height:421px; width:750px" /></p>

<p>Görgü tanıkları, olayın meydana geldiği sırada büyük bir korku yaşadıklarını belirtirken, bölgedeki güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğine dikkati çekildi.</p>

<p>Olayla ilgili tahkikat başlatıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 00:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyanews.com/images/haberler/2024/11/adiyamanda-intihar-girisimi-polisin-zamaninda-mudahalesi-hayat-kurtardi-1730756320.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
